Donald Trump, son on gün içinde “Taco yapmak için iki kişi gerekir” atasözünün doğruluğunu keşfetti. Taco [Trump always chickens out – Trump her zaman tavuk gibi korkup kaçar], ifadesi, ABD’nin ticaret ortaklarına başlangıçta çok yüksek tarifeler koyup sonra bunlardan geri adım atmasını anlatmak için uydurulmuştu.
Ancak geçen haftanın başında Trump, ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaştan Taco yapmaya hazır olduğunu ima etmeye başladı. Örneğin savaşı “çok tamamlanmış” olarak nitelendirdi. Petrol fiyatı sert düştü, hisse senetleri yükseldi. Yatırımcılar geçen Haziran’daki 12 Günlük İran Savaşı’nın tekrarlanacağını düşünüyordu. ABD’nin bir günlük bombardımanından sonra Trump zafer ilan etmiş ve İsrail’i daha uzun süreli taarruzunu durdurmaya zorlamıştı. İran da Katar’daki bir ABD üssüne yalnızca sembolik bir saldırı düzenlemekle yetinmişti.
Oysa bu defa, Tahran’daki İslam Cumhuriyeti rejimi oyuna katılmayı reddediyor. ABD ve İsrail, Yüce Lider Ali Hamaney’in ve diğer üst düzey isimlerin suikasta uğraması, büyük çaplı yıkım ve binlerce sivil kaybın ardından, rejim ABD ve İsrail’in istedikleri zaman bozabilecekleri bir ateşkes daha istemiyor.
İran liderleri Trump’a güvenmekte haklı; çünkü müzakereler sırasında iki kez kendilerine saldırmıştı. İsrail tarafına gelince, bir askeri sözcüden şu alıntı yapıldı: “Rejim değişikliği, İran’daki operasyonumuzun amacı değil. Bunun yerine İran rejimini ‘zayıflatmak ve istikrarsızlaştırmak’ istiyoruz.” Yani İran’a yönelik bombardıman, 7 Ekim 2023’te saldırıya uğradığından beri İsrail’in sürdürdüğü savaşların en yenisi. Sürekli ultra-şiddet kullanımı, bölgesel rakipleri korkutmayı ya da yok etmeyi ve İsrail’in askeri üstünlüğünü kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor.
Buna karşılık Tahran rejimi, askeri uzmanların “asimetrik savaş” adını verdiği yöntemi kullanarak düşmanlarının savaşma iradesini baltalamaya çalışıyor. İran, ABD ve İsrail’in devasa askeri kapasitesine yetişemez. Ancak iki ana varlığı var: Biri füze ve insansız hava aracı cephaneliği. Bunlar İran’dan olduğu kadar Lübnan’daki Hizbullah direniş hareketi tarafından da fırlatılmaya devam ediyor ve İsrail’i vuruyor. Analist Esfandyar Batmanghelidj’e göre Şahit-136 intihar dronu son derece basit ve ucuz üretilebiliyor; tanesi yaklaşık 7.000 dolara mal oluyor.
İran’ın diğer varlığı ise, Körfez’den küresel petrol ve gaz üretiminin dörtte bir kadarının geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyeti. Petrol fiyatları yeniden 100 dolar/varilin üzerine çıktı ve enflasyon yeniden yükselmeye başladığı için küresel geçim krizini daha da ağırlaştırma tehdidi taşıyor.
New York Times gazetesine göre, “hayal kırıklığına uğramış Bay Trump, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’e Hürmüz Boğazı’nı neden hemen yeniden açamadığımızı sordu. Cevap basitti: Dar boğazda sürat teknesiyle dolaşan tek bir İran askeri ya da milis üyesi bile, yavaş hareket eden bir süper tankere mobil bir füze ateşleyebilir ya da gövdesine manyetik mayın yerleştirebilir.”
Washington, Vietnam ve Irak savaşlarında olduğu gibi, artık “inandırıcılığını kaybetmeme” kaygısına giderek daha fazla kapılıyor. Trump şimdi tırmandırma yolları arıyor gibi görünüyor. 31. Deniz Piyade Sefer Birliği Japonya’dan Orta Doğu’ya kaydırılıyor. ABD Özel Kuvvetleri ile birlikte kara operasyonlarında, örneğin İran topraklarının bir kısmını ele geçirmek ya da işlenmiş uranyum stoklarını ele geçirmek için kullanılabilir.
Bunlar ABD ve Trump’ın zorla dahil etmeye çalıştığı müttefikler için çok kötü geri tepebilecek son derece riskli operasyonlar. ABD emperyalizminin küresel konumu zaten ciddi şekilde zarar gördü. Washington yönetimi içinden haber alabilen Foreign Policy dergisi üzülerek şöyle yazıyor: “Körfez ülkeleri artık ABD’nin kendilerini varoluşsal tehditlerden koruyabileceğine ya da koruyacağına inanamıyor. İsrail ile açıkça işbirliği yapmaya zorlansalar da, onu potansiyel bir müttefik yerine giderek bir tehdit olarak görecekler.”
Başka yerlerdeki kapitalist yöneticiler de benzer sonuçlar çıkaracak. İran’ın ABD hava savunmasını yıpratması üzerine ABD, Güney Kore’deki THAAD anti-füze sistemini Orta Doğu’ya kaydırdı. Sistem Güney Kore’de ilk kurulduğunda Çin, Pentagon tarafından hedef alındığı için öfkelenmişti. Eğer Güney Kore Başkanı olsaydım, Beijing’e uçak bileti ayırtırdım.
Çeviren: Ali Ekber
