Translarla ve translar için çalışan örgütler, 31 Mart Uluslararası Trans Görünürlük Günü için ortak açıklama yayınladı. Örgütler, açıklamada “Bilimsel verilerin ışığında, kimsenin geride bırakılmadığı, sesinin susturulmaya çalışılmadığı ve her transın kendi kimliğiyle güven içinde yürüdüğü bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Açıklamada, “2009 yılında aktivist Rachel Crandall tarafından, transların sadece şiddet ve trajedilerle anılmasına bir tepki olarak başlatılan bu özel gün, bugün küresel bir direnişin ve kutlamanın simgesidir” denilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Görünürlük, sadece bir fark edilme çabası değil; barınmadan istihdama, eğitimden sağlığa kadar en temel insan haklarına erişimin anahtarıdır. Görünür olmamanın yarattığı toplumsal yalnızlaştırma ve sessizlik, kişilerin kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engeldir. Translar; bilimden sanata, akademiden iş dünyasına kadar her alanda varlık göstererek yeteneğin kimliğe sığdırılamayacağını tüm dünyaya kanıtlamışlardır. Ancak bu varoluş, sadece Sarah McBride gibi küresel başarılarla değil; her gün sokakta, iş yerinde ve hayatın her alanında karşılaşılan yapısal engellere rağmen sürdürülen kararlı bir direnişle inşa edilmektedir. Uyum süreçlerinin önüne set çekilen tıbbi ve bürokratik engellere; çalışırken karşımıza çıkarılan ‘genel ahlak’ ve ‘müstehcenlik’ bahaneli cezalara; gözaltı ve baskı mekanizmalarına rağmen translar, bedenleri üzerindeki tahakkümü kabul etmeyerek görünür kalmaya devam etmektedir. Görünürlüğümüz; en küçük kişisel ifademizden yaşama sevincimize, haksızlıklara karşı dindirilmeyecek öfkemizden sarsılmaz direnişimize kadar, her halimizle var olduğumuzun açık bir beyanıdır.”
Örgütler, eşitlikçi politikalarla açılan her alanın daha özgür ve demokratik bir toplum için vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu söyledi, açıklamayı şöyle sürdürdü:
“Yasaların ve yasakların trans bedenleri ve hayatları hapsetmeye yetmeyeceğini; kaybettiklerimizin anısını yaşatırken, hayatta kalanların neşesini ve direnişini büyüterek gösteriyoruz. Eşitlikçi politikalarla açılan her alan, sadece translar için değil, yeteneğin ve varoluşun baskılanmadığı daha özgür ve demokratik bir toplum için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ICD-11 tanılama rehberiyle trans varoluşları bir “akıl hastalığı” kategorisinden çıkararak cinsel sağlıkla ilgili bir durum olarak tanımlamış ve trans sağlığını evrensel bir hak olarak tescillemiştir. Beden/Cinsiyet uyum süreci, WPATH (Dünya Trans Sağlığı Profesyonelleri Birliği) tarafından yayımlanan SOC-8 (Bakım Standartları 8. Versiyon) protokollerinde de belirtildiği üzere bir “tercih” değil, kişinin psikososyal bütünlüğü için tıbbi bir zorunluluktur. Amerikan Tabipler Birliği (AMA) ve Amerikan Psikoloji Birliği (APA) gibi kurumların verileri ise, bu sağlık hizmetlerine erişimin translarda intihar eğilimini ve ağır depresyon oranlarını %70 ile %80 oranında azalttığını kanıtlamaktadır. Bilimsel araştırmalar, sağlığa erişimin engellenmesinin toplumsal dışlanmayla birleştiğinde, trans toplumu üzerindeki travma ve kendine zarar verme riskini katlayarak artırdığını açıkça ortaya koymaktadır.”
“Transların her alanda eşit yurttaşlar olarak tanınmasını savunuyoruz”
Örgütler, 31 Mart Uluslararası Trans Görünürlük Günü kapsamında temel ve somut taleplerini sıraladı:
- “Güvenceli ve Bilime Uygun Uyum Süreci: Beden/Cinsiyet uyum sürecinde kullanılan hormon ilaçları üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını, bu sürecin WPATH gibi uluslararası bilimsel standartlarda ve devlet güvencesiyle, patolojikleştirilmeden sürdürülmesini talep ediyoruz.
- Güvenceli Çalışma Ortamı ve İstihdam: Transların iş hayatında maruz bırakıldığı ayrımcılığa son verilmesini, “eşit işe eşit ücret” ilkesinin uygulanmasını ve mobbingden uzak, güvenli çalışma ortamlarının yasal güvence altına alınmasını istiyoruz.
- Örgütlenme ve İfade Özgürlüğü: Trans öz örgütlerine yönelik yargısal baskılara, kapatma davalarına ve barışçıl etkinlik yasaklarına son verilmesini; transların kendi haklarını savunmak için bir araya gelme, örgütlenme ve ifade özgürlüğü haklarının anayasal güvence altında tutulmasını talep ediyoruz.
- Sistematik Hak İhlallerinin Durdurulması: Barınma, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimde yaşanan sistematik engellerin kaldırılmasını; transların her alanda eşit yurttaşlar olarak tanınmasını savunuyoruz.
- Şiddete Karşı Etkin Yasal Koruma: Nefret suçlarına karşı caydırıcı yasaların yürürlüğe girmesini, faillerin cezasızlık politikalarıyla korunmamasını ve trans cinayetlerine karşı etkili önleyici mekanizmaların kurulmasını talep ediyoruz.
- Kendi Kaderini Tayin Hakkı: İsim ve kimlik hanesi değişikliği gibi resmi süreçlerin, insan onuruna aykırı şartlardan arındırılarak, beyan esaslı ve kolay erişilebilir hale getirilmesini istiyoruz.”
“Transların onurlu birer yurttaş olarak yaşam sürmesini savunmak bir suç değil, insan hakları savunuculuğunun gereğidir” diyen örgütler, açıklamayı sonlandırdı:
“Günümüz Türkiye’sinde yargısal süreçlerin ve ifade özgürlüğü üzerindeki risklerin bilincinde olarak, bu metin tamamen anayasal haklar ve evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde bir talep beyanıdır. Nefret söyleminin ve dezenformasyonun karşısında durmak, transların onurlu birer yurttaş olarak yaşam sürmesini savunmak bir suç değil, insan hakları savunuculuğunun gereğidir. Translarla birlikte ve translar için çalışan örgütler olarak, bilimsel verilerin ışığında, kimsenin geride bırakılmadığı, sesinin susturulmaya çalışılmadığı ve her transın kendi kimliğiyle güven içinde yürüdüğü bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
İmzacı örgütler
17 Mayıs Derneği, Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (bil+), Kaos GL Derneği, ÜniKuir Derneği, Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER), Genç LGBTİ+ Derneği, Murat Çekiç İnsan Hakları Derneği, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Eşitlik Çalışmaları Derneği, İnsan Hakları Derneği Ankara Şube LGBTİ+ Komisyonu, Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH), Demokrasi İçin Birlik (DİB), Enternasyonal Dayanışma, Barış için LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+), Çanakkale Pride, İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, İnsan Hakları Derneği Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, ANKA Üreten Kadın Derneği, HEVİ LGBTİ+ Derneği, LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi, İnter Dayanışma, Kadın Savunma Ağı, European Network of Parents of LGBTI+ Persons ( Avrupa LGBTI+ Ebeveynleri Ağı), Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Toplumsal Cinsiyet ve Akademik Özgürlük Komisyonu, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD, Özgür Renkler Derneği, ERA – LGBTI Equal Rights Association For Western Balkans And Türkiye, Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği, Eşit Yaşam Derneği