Search
Close this search box.

Seçimdeki yenilginin sonuçlarına dair…

Olmamış seçime “don biçmek” değil maksadım. Başlıktaki “yenilgi” ifadesi kafa karıştırmasın. Yerel seçimlerin olası sonuçlarına dair bildiğim, herkes ne biliyor ve görüyorsa o. İktidar ve muhalefet bloku arasında geçişsizliğin devam ettiği, ancak iktidar blokunun kendi tabanını mobilize edip sandığa götürmekte bariz bir sıkıntıyla karşı karşıya olduğu bir manzara söz konusu. Eğer bu durum sandığa yansırsa belki bloklar arasındaki maddi güç ilişkilerinde değil ama moral güç dengelerinde ciddi bir değişikliğe işaret eden bir sonuçla karşı karşıya kalabiliriz. Ankara dahil birkaç büyükşehrin el değiştirme olasılığı, iktidar blokunun toplumsal tabanındaki ağır çekim erozyonu görünür kılacak, otokratik ama “plebisiter” siyasal rejimin toplumsal çoğunluğu temsil etme iddiasında onulmaz bir yara açacaktır.

Dolayısıyla başlıktaki “yenilgi” ifadesi önümüzdeki yerel seçimin genel sonuçlarına dair olmaktan çok daha “özel” bir siyasal konumlanışla alakalıdır. Yenilgiden kasıt, sosyalist ya da radikal sıfatlı solun ya da artık o soldan arta kalmış olanların ana akım muhalefet blokunun fiili bir uzantısı haline gelmesi, daha olmamış seçimin şimdiden bu sonucu tescil etmesidir. “Yenilgi”, olduğu kadarıyla sosyalist hareketin ya da toplumsal mücadeleler içerisindeki antikapitalist sektörün, sınıfsal ve sosyal içeriği olmayan genel geçer muhalefet içerisinde erimesi, programatik ve stratejik özerkliğini yitirerek istibdada karşı ayrıksı bir siyasal duruş sergilemek iddiasından vazgeçmesi anlamını taşımaktadır. “Yenilgi”, ana akım muhalefet blokunun siyasa polarizasyonu aşmak adına yüzünü sağa dönen, “sağa konuşan” ve zaman zaman da “sağla sağcılık yarıştıran” siyasal stratejisiyle iktidarın geriletilebileceğine zımnen de olsa onay verilmesidir.

Bu durum elbette hangi sıfatla (devrimci, sosyalist, radikal vb.) olursa olsun solda yahut başka bir ifadeyle “solun solunda” duranları alakadar etmektedir. Ancak yanlış anlaşılmasın: Bahsi geçen “yenilgi”, memleket solunun makûs talihine dair “kapalı devre” bir tartışmanın, kolektif bir iç çekme seansının ya da sekter bir siyasal aidiyet şovenizminin konusu değildir. Sosyalist hareketin, sınıflar arası güç dengelerini yeniden şekillendirecek bir iktisadi buhranın ortasında ana akım muhalefetin fiili uzantısına dönüşmesinin daha genel sonuçları olacaktır. Emekçilerin sınıf olarak davranabilme kapasitesinin bunca akamete uğradığı bir ülkede, güya “otoriterizme” karşı, siyasetin vasatını ister istemez daha da sağa çekecek bir muhalefet stratejisine tabi olmak, krizin sağa doğru bir radikalleşmeye (milliyetçiliğin bir yeni “kara baharına”) yol açması ihtimaline bütünüyle bigane kalmak anlamını taşımaktadır.

Mesele şu ya da bu muhalefet adayının siyasal profilinin ne kadar sorunlu olup olmadığından ibaret değildir. Muhalefet bloku, iktidarın tabanını konsolide etme amaçlı seferberlik söylemini boşa çıkarmak adına siyasal düzeyi düşük ve Türk sağının kadim “hizmet-proje” söylemine sığınan bir kampanya yürütüyor. Büyük şehirlerde sağ aday profilini tercih ediyor, rejim tartışmalarına girmiyor, milli hassasiyetlere bol keseden vurgu yapıyor, milliyetçilikle milliyetçilik yarıştırmaktan imtina etmiyor. Böylece atalet ve hatta apati içerisinde olduğunu düşündüğü iktidar tabanını ürkütmemeye çalışıyor, tam teşekküllü bir krizin ortasında zamanın nasıl olsa kendi lehine işlediği varsayımıyla iktidarın saflaştırma girişimlerine pas vermiyor. Böyle yapınca iktidar blokunun seçmen tabanında siyasal asabiyenin gevşeyeceğine, hatta bu tabanı az da olsa “tırtıklayabileceğine” inanıyor. Benimsenen, üstelik “faşizme karşı” gibi büyük laflarla süsleyerek solda benimsenen muhalefet stratejisi budur.

Yani başlıktaki “yenilgi” sadece (siyasal müdahale kapasitesi zaten bir hayli zayıflamış) sosyalist hareketin “bekasıyla” sınırlı değildir. Tek başına o “beka” umumun sorunu da değildir. Sorun, sosyalistlerin, üstelik tam istim bir büyük iktisadi buhrana giderken “sağdan konuşup sağı ürkütmemek” şeklinde özetlenebilecek bir muhalefet stratejisinin, sınıfsal ve sosyal muhtevası olmayan muhalefet blokunun peşinden sürüklenmesi, inisiyatifi bu blokun önderlerine devretmesidir. Yani “solun solunun”, mevcut siyasal bloklaşmanın toplumu sınıf temelinde bir başka türlü bölerek berhava edilebileceği, siyasal istibdadın ancak fabrikadaki sermaye istibdadı ve evdeki patriyarkal istibdatla birlikte geriletilebileceği iddiasından, o elbet ete kemiğe bürünememiş ama potansiyel iddiadan caymasıdır. Bu iddiayı otokrasiye karşı ayrıksı ve farklı “muhalefetler” karşısında stratejik özerkliğe sahip bir seçeneğe dönüştürme çabasından imtina edip kendini kurumsal muhalefet blokunun içinde görünmez kılmasıdır. “Yenilgi” budur ve bu “yenilginin” sonuçları, hele hele yarın kriz herkesin birbirinin üzerine basarak kendini “kurtarmaya” çalıştığı bir sosyal paniği kışkırttığında, yarattığı siyasal boşluk itibariyle yerel seçimin sonuçlarından daha uzun erimli olabilir…

Foti Benlisoy

(http://fotibenlisoy.tumblr.com)

son yazıları

(Seçtiklerimiz) Yaygın yanılgılar, cinai ayrımlar ve sadist popülizm

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?