Psikopatolojik patlama değil emeğin güvencesizleştirilmesi

Çekmeköy’de yitirdiğimiz can, ne ilk ne de son olacaktır.

İstanbul Çekmeköy’de, bir eğitim emekçisi olan Fatma Nur Çelik’in görev yaptığı lisede katledilmesi, “talihsiz bir disiplin vakası” ya da “psikopatolojik bir patlama” değildir. Bu olay, Türkiye’de emeğin sistematik olarak güvencesizleştirilmesinin, eğitim kurumlarının piyasalaştırılmasının ve derinleşen ekonomik krizin yarattığı toplumsal anominin kanlı bir tezahürüdür.

Eğitim, sermaye düzeni için artık yalnızca “itaatkâr işgücü” devşirme alanı haline gelmiştir. Bu süreçte öğretmen, entelektüel kimliğinden arındırılarak bir “eğitim teknisyenine” dönüştürülmüştür. Fatma Nur Çelik’in olay öncesi haykırdığı “Can güvenliğimiz yok” uyarısı, aslında devletin kamusal alanı koruma görevinden tamamen çekildiğinin ve emekçiyi sermayenin vahşi ormanında yapayalnız bıraktığının itirafıdır.

Okullar artık bilimin yuvası değil, toplumsal eşitsizliklerin ve sınıf çatışmalarının en çıplak haliyle yaşandığı, güvenliksiz ve tekinsiz mekânlara dönüştürülmüştür. Emekçinin can güvenliğinin, bürokratik hantallık ve “müşteri memnuniyeti” esaslı eğitim anlayışı karşısında hiçbir değeri kalmamıştır.

Türkiye genelinde tırmanan şiddet olayları ve suç istatistikleri, kapitalizmin tıkandığı noktada toplumu nasıl bir barbarlığa sürüklediğini belgelemektedir. Bireysel silahlanmadaki artış ve şiddetin gündelikleşmesi, mülkiyet ilişkilerinin yarattığı bencillik ve yabancılaşmanın sonucudur.

Toplumda kolektif dayanışma bağları koptukça, birey diğerini bir yoldaş değil, yok edilmesi gereken bir engel veya hınç nesnesi olarak görmektedir. Fatma Nur Çelik cinayeti, bu kolektif yabancılaşmanın ve toplumsal dokunun sınıfsal bazda parçalanışının en acı örneğidir.

Çekmeköy’de yitirdiğimiz can, ne ilk ne de son olacaktır. Zira bu cinayetin azmettiricisi, kâr hırsını insan yaşamının önüne koyan, eğitimi ticarileştiren ve emekçiyi kölelik koşullarına mahkûm eden piyasa düzenidir. Şiddet, bu sistemin arızi bir kusuru değil, bizatihi yakıtıdır.

Gerçek çözüm; okullara daha fazla polis yığmak ya da cezaları artırmak değil, şiddeti besleyen ekonomik bataklığı, yani kapitalist sömürü düzenini ortadan kaldırmaktır. Eğitim emekçilerinin güvenliği ve toplumun huzuru, ancak emeğin iktidarında, insanca bir yaşamın ve kolektif üretimin tesis edildiği bir düzende mümkün olacaktır.

Osman Arda Yüce

son yazıları

Trump, İsrail’in yeni savaşının figüranı mı?
Madenlerde iş güvenliği yok, cinayet var
Öğretmenler güvenli çalışma hakkı için grevde: "Bakan istifa!" 

ilginizi çekebilir

49451988248_64c4bfb654_c_760x507
Trump, İsrail’in yeni savaşının figüranı mı?
c18be7c9-6621-4f9a-aea4-2f1922cde2ca
Madenlerde iş güvenliği yok, cinayet var
photo_5852529528427712535_y
Öğretmenler güvenli çalışma hakkı için grevde: "Bakan istifa!"