Donald Trump neden Minnesota’yı hedef aldı?
Trump bu konuda tek değil. İşçi sınıfını hedef almak çok Amerikanvari bir davranış.
Trump, birçok nedenden dolayı kasıtlı olarak Minnesota’yı hedef alıyor. İlk olarak, 2020’de George Floyd’un öldürülmesinin ardından çıkan ayaklanma.
Minneapolis, tarihsel olarak büyük ve köklü bir Amerikan yerlisi topluluğuna sahip. Burası, Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı savaşan Amerikan Yerlileri Hareketi’nin vatanı.
Minnesota, yakın zamanda sendikalar tarafından kazanılan uzatılmış ebeveynlik izni de dahil olmak üzere ilerici yasalara sahip bir yer.
Amerika yurtdışında savaş halinde, ama aynı zamanda içerde de bir sarmalın içinde ve birçok cephede gerginlik tırmanıyor çünkü faşizm aşamasında.
Faşizmin amacı terör yaratmak olduğu için, kasıtlı olarak yoksulları, evsizleri ve işçi sınıfını cezalandırıyor.
23 Ocak’taki iş bırakma eyleminin niteliği neydi? Bu bir grev miydi?
Muhteşem bir gündü. Henüz genel grev denilemez, çünkü birçok insanın işyeri sadece kapandı. Ancak 23 Ocak, kolektif olarak nerede olduğumuzu görmek için bir sınavdı.
İşçi sınıfının ve yoksulların hayal gücünü canlandırmamız gerekiyor ve 23 Ocak bunu başardı.
Chicago Belediye Başkanı Brandon Johnson — Demokrat ve eski Öğretmenler Sendikası organizatörü — haftalar önce genel grev ihtiyacını gündeme getirdi. Uçuş Görevlileri Sendikası Başkanı Sara Nelson da aynı şeyi yaptı.
Radikal bir liderliğe ihtiyacımız var. Ancak daha da önemlisi, şimdidendaha fazlasını yapmaya hazır olduklarını belirten tabandan gelen taleplere yanıt vermemiz gerekiyor.
Hiçbir şey mükemmel değildir. Bu, geliştirmemiz gereken bir beceri. Aynı zamanda, çalışanlar ve yoksullar tarafından uygulanan birçok taktikten biri.
Eyalet genelinde insanlar, komşularımızı Trump yönetiminin önderlik ettiği bu iç terörden korumak için hızlı müdahale ağları oluşturuyorlar.
Sizce sonraki adımlar neler olacak?
Amerika Demokratik Sosyalistleri grubumuz gerçek bir genel grev düzenlemek istiyor.
Üyeleri gerçek bir greve zorlamak için sendikalara ihtiyacımız var. Bunun ülke geneline yayılması ve “yasal sınırların” ötesine geçmesi gerekiyor.
İtalya, Hindistan ve başka yerlerde, iş reddi, iş kesintileri ve koordineli grevlerin baskıcı hükümetleri püskürtmenin ve onlara karşı mücadele etmenin bir yolu olduğunu gördük.
23 Ocak’taki büyük yürüyüş ve mitingi kim organize etti?
O gün yaşananların çoğunu yöneten örgüt, Twin Cities’de bulunan SEIU Local 26 idi.
Bu örgüt, işçi sınıfına ve yoksul işçilere örgütlenmeleri konusunda destek oluyor. Örgütün birçok üyesi kaçırılıyor ve terörize ediliyor.
Bu nedenle, işçi hareketi onların üyeleri savunmaya mecbur.
İşçiler için mücadelenin hem evde, hem de işyerinde olduğunu bilen güçlü bir sendikada örgütlenme deneyimimden dolayı son derece gurur duyuyorum. Bu ikisini asla birbirinden ayıramazsınız.
* İkiz Şehirler (Minneapolis ve St. Paul) Amerika Demokratik Sosyalistleri
İngiltere’de yayımlanan Socialist Worker’daki İngilizce orijinalinden çeviren Can Irmak Özinanır