Minneapolis: ICE’nin baskısına karşı büyüyen direniş

ICE, Minneapolis’te baskılarını sürdürürken ABD’li sosyalist Joe Allen, Trump’ın kolluk güçlerine karşı artan direnişi ayrıntılı olarak anlatıyor.

7 Ocak’ta ICE (1) ajanı Jonathan Ross tarafından Renee Good’un öldürülmesinden bu yana, dünyanın dikkati Minnesota eyaletinin Minneapolis şehrine çevrildi. Üç çocuk annesi olan Good, en küçük çocuğunu okula bıraktıktan sonra ICE ile tesadüfen karşılaştı ve bölgeden ayrılmaya çalıştı. Dört kez vuruldu ve tıbbi yardım alması reddedildi. Videoya kaydedilen son sözleri, “Sana kızgın değilim” oldu.

Çileden çıkan binlerce Minnesotalı protesto için sokaklara döküldü. Good’un cinayetinin ardından ICE’nin bir Venezuelalı erkeği vurması, Minneapolis’in kuzey kesiminde daha da şiddetli protestolara yol açtı.

Şu anda Minnesota’da olanlar inanılmaz. Haberler, federal hükümetin topluluklarımıza yağdırdığı kaos, kargaşa ve travmanın boyutunu tam olarak yansıtmıyor. Minnesota’ya iki ila üç bin silahlı federal hükümet ajanı gönderildi. Silahlı, maskeli, yetersiz eğitimli ICE ajanları kapı kapı dolaşarak insanlara komşularının nerede yaşadığını göstermelerini emrediyor. ABD vatandaşları da dahil olmak üzere, ayrım gözetmeksizin insanları durduruyorlar ve marketlerde, otobüs duraklarında, hatta okullarımızda bile kimlik görmek istiyorlar. Camları kırıyor, hamile kadınları sokaklarda sürüklüyorlar. Minnesotalıları yakalayıp, işaretsiz minibüslere tıkıyorlar. Hiçbir uyarı ve yasal süreç olmaksızın masum insanları kaçırıyorlar.

Şunu çok net bir şekilde belirtelim: Bu konu çok uzun zaman önce göçmenlik yasalarının uygulanması meselesi olmaktan çıktı. Bunun yerine, kendi federal hükümetimiz tarafından Minnesota halkına karşı yürütülen organize bir vahşet kampanyası haline geldi.

Walz, federal varlığı bir “işgal” olarak nitelendirdi ve daha kötüsünün geleceği konusunda uyarıda bulundu. Trump, “intikam ve hesaplaşma günü geliyor” diye söz vermişti. Peki, Walz’ın bu eşi görülmemiş krize karşı önerisi neydi? Ülkenin dört bir yanındaki diğer Demokrat politikacıların sözlerini aynen tekrarladı: ‘barışçıl’ olun ve “hesaplaşma sandıkta ve mahkemede olacak.” En önemlisi, Walz şu sonuca vardı:

Biz, acımasızlığa sürüklenen bir ülkede itidalin adasıyız. İtidalin, adaletin, topluluğun ve barışın adası olarak kalacağız. Ve bu gece, karşınıza çıkıp sizden tek bir şey istiyorum: Kimsenin bunu bizden almasına izin vermeyin.

Baskı artıyor

Bu esnada, Başkan Donald Trump, daha önce yaptığı tehditlerin üzerine bir de Ayaklanma Yasası’nı yürürlüğe koyarak baskıyı daha da artırma tehdidini ekledi. Bu eski federal yasa, Minneapolis’e aktif görevdeki askerleri göndermesine izin verecek ve ICE ile Sınır Devriyesi’nin yaygın suçlarını tam anlamıyla askeri işgale dönüştürecek. Brennan Adalet Merkezi, bu yasanın “150 yılı aşkın süredir anlamlı bir şekilde güncellenmemiş, tehlikeli derecede geniş kapsamlı ve suistimale açık” olduğu konusunda uyarıda bulunuyor. Son haberlere göre Pentagon 1500 savaş askerini hazırda bekletiyor.

Ancak gerileyen halk desteği karşısında Trump, bu yasayı uygulamakta tereddüt etti. Çoğu ankette, Trump’ın destek oranı yüzde 40’ın altında çıktı. CNN’in son anketine göre, “Çoğunluk, yani yüzde 58, Trump’ın ilk yılını başarısız olarak değerlendiriyor.” Rapor, halkın parti ve sadakat sınırlarını aşan daha derin endişelerini ortaya koyuyor:

Yüzde 55’lik bir çoğunluk, Trump’ın politikalarının ülkedeki ekonomik koşulları kötüleştirdiğini söylerken, sadece yüzde 32’si iyileştirme sağladığını söylüyor. Çoğunluk, yüzde 64, günlük ihtiyaçların fiyatlarını düşürme konusunda yeterince çaba göstermediğini söylüyor. Cumhuriyetçi Parti içinde bile, yaklaşık yarısı daha fazla çaba göstermesi gerektiğini söylüyor. Bu oran, kendilerini “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” hareketinin üyeleri olarak tanımlayan Cumhuriyetçiler ve Cumhuriyetçi eğilimli kişiler arasında yüzde 42. Amerikalıların sadece üçte biri, Trump’ın kendileri gibi insanları önemsediğine inandığını söylüyor. Bu oran, geçen Mart ayında yüzde 40’tı ve Trump’ın siyasi kariyerindeki en kötü oran.

Ancak, bu yaklaşan otoriter tehdit karşısında itidalin ve Kasım seçimlerini beklemenin Trump’ı caydırması pek olası değil. Trump, halk arasında “İkiz Şehirler” olarak bilinen Minneapolis-St. Paul bölgesine halihazırda konuşlandırılmış olan 2 bin federal ajanın üstüne bin ajan daha gönderiyor. Trump, milyarderlerden oluşan kabinesi ve eski Fox News yorumcularıyla birlikte federal hükümetin en üst kademelerinde iktidarın dizginlerini elinde tutuyor ve halk desteğini kaybetmesine rağmen neredeyse cezasız bir şekilde bu iktidarı kullanıyor. Demokrat Parti ve bir avuç Cumhuriyetçinin muhalefetinin zayıflığı, Trump’ın yaptıklarından paçayı sıyırmasına olanak tanıyor.

Mutlak yetkiler

Trump Venezuela’ya saldırdı ve yüz kişiyi öldürdü, Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ve eşini kaçırdı. Demokratlar ise önceden bilgilendirilmediklerini söyleyerek tepki gösterdi. Demokratların Trump’ı dizginlemek için Savaş Yetkileri Yasası’nı uygulamaya koyma girişimine beş Cumhuriyetçi senatörün kısa ömürlü ve çok hafif desteği, ikisi Trump’ın tehditleri üzerine taraf değiştirince kolayca bastırıldı. ICE’nin terör rejimine karşı artan muhalefeti gören Demokrat liderler, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) finansmanını durdurmakla tehdit etti. Demokratlar, ICE ve Sınır Devriyesi’nin maskelerini çıkarmasını ve vücut kameraları takmasını talep ediyor. Trump, ICE ve Sınır Devriyesi ajanlarının federal “dokunulmazlığa” sahip olduğunu söyleyerek cevap verdi.

Trump bununla, onları keyfi olarak affedebileceğini kastediyor. Elindeki kalemle, geniş ve mutlak af yetkilerini kullanıyor. Trump, 6 Ocak’taki faşist isyancılara, dolandırıcılara, büyük çaplı uyuşturucu dağıtıcılarını ve siyasi yandaşlarını affetti; ICE ve Sınır Devriye ajanlarının suçlarından sorumlu tutulacaklarını söylemek zor. Trump’ın atadığı Kash Patel’in liderliğindeki FBI, şu ana kadar Renee Good’un cinayetine ilişkin federal soruşturmayı başarıyla sabote etti ve bunun yerine Good’un eşi, Vali Tim Walz ve Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey hakkında asılsız soruşturmalar başlattı. Şimdiye kadar altı kıdemli savcı, bunu protesto amacıyla istifa etti.

New York Times’ın eski köşe yazarı ve şu anda Substack’te (2) popüler olan Paul Krugman, kasvetli siyasi durumu şöyle özetledi:

Övündüğümüz kurumlarımız, denetim ve denge sistemimiz hızla teslim oldu ya da Trump’ın hücumuna yenik düştü. Büyük şirketler hemen diz çöktü ve dikkatlerini Trump’ın ticaretinden nasıl para kazanacaklarına odakladılar. Yüksek Mahkeme ve Cumhuriyetçi Kongre her faşist hareketi destekledi, hatta teşvik etti.

Minnesota ve Chicago’daki federal mahkemelerde, bazı yargıçların protestoculara yönelik ICE şiddetini frenlemeye çalıştığı küçük zaferler elde edilmiş olsa da, bunlar bizim açımızdan zayıf dayanaklar oldu. Chicago’da ICE aleyhine verilen ilk kararlar temyiz sonucunda bozuldu. Federal mahkeme kararları, Demokrat Parti’nin kontrolündeki yerel ve eyalet hükümetlerinin devreye girip ICE karşıtı protestocuları denetlemesi için de bir işaret niteliğinde. Illinois eyalet polisi ve yerel polislerin, ICE gözaltı merkezinde haftalarca süren militan protestoların ardından polislik görevini devraldığı Broadview, Illinois’de, artık ICE karşıtı göstericileri Illinois eyalet polisi gözaltına alıyor. Walz’ın Minnesota Ulusal Muhafızlarını ICE karşıtı protestocuları korumak için seferber etmesinin umut verici olduğu düşüncesi yerinde değil. Minnesota Kamu Güvenliği Bakanlığı’nın yakın zamanda yaptığı bir paylaşım bunu açıkça ortaya koydu: “Vali Walz’ın talimatıyla Minnesota Ulusal Muhafızları seferber edildi ve yerel kolluk kuvvetlerini ile acil durum yönetim kurumlarını desteklemek için hazırlık yapıyor.”

Sivil direniş ve işçi direnişi

Minneapolis, Trump’ın ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm aşırı sağcı bağnazların kalbinde özel bir nefret yeri işgal ediyor. Burası, Mayıs 2020’de George Floyd cinayetinin işlendiği yerdi ve bu cinayet, ırkçılığa karşı ülke çapında bir ayaklanmayı ateşledi. Bu ayaklanma, ABD tarihindeki en büyük sivil ayaklanma oldu ve küresel çapta da yayıldı. Ayaklanma, Trump’ın 2020 başkanlık seçimlerinde yenilgisinde önemli bir rol oynadı. Trump’ın Somalili mültecilere olan nefreti iyi bilinir, onları “çöp” olarak nitelendirir. Kısa süre önce, onların geçici yasal statülerini sona erdirdi. Trump’ın Minnesota’nın Somali-Amerikalı temsilcisi Ilhan Omar’a olan takıntısı – onun vatandaşlığının elinden alınmasını ve sınır dışı edilmesini talep etmişti – tüyler ürpertici. Yine de, Demokrat Parti yönetimi, en iyi ihtimalle, eylemlerinin söylemlerinin seviyesine ulaşamadığını ve Somali toplumunun zayıf savunucuları olduklarını kanıtladı.

Buna yanıt olarak, Amerika İletişim İşçileri Sendikası (CWA) 7250 numaralı şubesinin başkan vekili Kieran Knutson, kısa süre önce şu mesajı yayınladı:

Minnesota eyaleti hükümeti ve Minneapolis şehri, ICE ve diğer federal kurumların terör estirdiğinin hem vali hem de belediye başkanı tarafından kabul edildiği bu durumu durdurmak için HİÇBİR ŞEY yapmıyor. Walz bunu bir ‘işgal’ olarak nitelendirdi; Belediye Başkanı Frey ise ICE’ye ‘defolup gitmesini’ söylediği ünlü sözleriyle gündeme geldi.

Bu terör rejimine karşı koyacak başka bir güç veya planın yokluğunda, Minneapolis, St Paul, Richfield, St Cloud ve diğer toplulukların halkı, bu katil güçlere karşı direnişi örgütleme görevini haklı olarak üstlendi.

Karşı direniş, ICE’nin operasyonlarını etkiledi. ICE, yüzlerce Minnesota sakini kaçırıp sınır dışı etse de, bu sivil direniş sayesinde operasyonlarında sık sık gecikmeler yaşadı, engellendi ve başarısızlığa uğradı. Direniş, Whipple Federal Binası’ndaki ICE’ye de etkin bir şekilde karşı çıktı ve ICE’nin, kaçırma operasyonları için kullanabileceği büyük miktarda kaynak ve personeli, üssünü ve gözaltı merkezini korumak için kullanmak zorunda kalmasına neden oldu.

Yerel Demokrat Parti’nin kontrolündeki polis güçlerinin rolü de gün yüzüne çıktı. Eyalet ve şehir yönetimlerinin tepkisi, direnişi suç saymak ve bastırmak; direniştekiler ve mağdur topluluklar federal yetkililerle karşı karşıya geldiğinde ICE’ye koruyucu destek sağlamak oldu. Minneapolis Polis Departmanı (MPD) bu terör kampanyası sırasında sadece ICE’ye direnenleri tutukladı.

Devlet okulu öğretmeni ve sendika aktivisti Dan Troccoli, geçtiğimiz günlerde The Nation dergisinden Dave Zirin’e şunları söyledi: “Şehrin dört bir yanındaki birçok insan devriye gezerek bu ajanları gözetliyor. Son altı hafta içinde şehirde bu çabaya katılanların sayısı 10 bine kadar çıktığı tahmin ediliyor. George Floyd’dan [2020’de polis tarafından öldürülmesinden] sonra yaşanan ayaklanmaların mirası göz önüne alındığında, şehirdeki halk yıllardır eylem halinde. Bu nedenle Trump’ın hedefi olduğumuzu söyleyebilirim, ancak işler tam olarak planladıkları gibi gitmiyor ve halkın bunu bilmesi gerekiyor.”

İş bırakmalar ve sendikal eylemler

“Planlanmamış” olaylar arasında, Renee Good’un öldürülmesinin ardından Roosevelt Lisesi’nde öğrencilerin okuldan çıkması ve okulun kapanış saatinde ICE’nin kampüse girerek bir kişiyi takip etmesi vardı. Bu kişi daha sonra ABD vatandaşı olduğu ortaya çıktı. ICE öğrencilere saldırdı ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Minneapolis Devlet Okulları yönetimi, tüm devlet okullarını birkaç günlüğüne kapattı. Öğretmenleri temsil eden iki sendikadan biri olan Minneapolis Eğitim Federasyonu (MFE) bünyesindeki Deportation Defense Group (Sınır Dışı Edilme Karşıtı Grup) harekete geçti.

Troccoli, Zirin’e şunları anlattı “Geçen hafta sonu, liselerimizden birinde bir eğitim düzenledik. Yaklaşık 300 veli ve personel bir araya gelerek, okullarında örgütlenmek için birlikte çalıştılar. MFE’deki aynı sendika ağının son toplantılarında, okulların yaklaşık yüzde 60 ila 70’i temsil edildi. Renee’nin öldürülmesinden sonra, çoğunlukla öğrencilerinin güvenliği konusundaki korku ve endişelerinden dolayı daha fazla bina harekete geçip sürece dahil olduğu için, bu oranın şu anda çok daha yüksek olduğunu tahmin ediyorum.”

Minnesota’nın deneyimli sendika ve sosyalist aktivisti Kip Hedges’e göre, “Minnesotalılar da daha faal bir tavır sergilemeye başlıyor. 10 Ocak Cumartesi günü binlerce kişi, Minnesota’dan ICE’yi kovmak için düzenlenen miting ve yürüyüş için sokaklara döküldü. Kalabalık, lise öğrencileri (bazıları birkaç gün önce Minneapolis’teki Roosevelt Lisesi’nde göz yaşartıcı gazla saldırıya uğramıştı), emekliler, sendika üyeleri, göçmenler ve toplum üyelerinden oluşuyordu.” 23 Ocak Cuma günü, birçok din lideri, sendika temsilcisi ve toplum aktivisti tarafından seçilen tarihte daha büyük bir katılım bekleniyor. “ICE Out of MN: Day of Truth and Freedom” (ICE Minnesota’dan Defol: Hakikat ve Özgürlük Günü) tüm Minnesotalıları işe, okula veya alışverişe gitmemeye çağırıyor.

St. Paul’s Camphor Memorial United Methodist Church’ün yardımcı papazı JaNaé Bates Imari, Minnesotalılara “ekonomik gücümüzü, emeğimizi ve birbirimiz için dualarımızı yükseltelim” çağrısında bulundu. Gördüklerimiz, tanık olduklarımız, hepimizin yaşadıkları normal değil. [Renee Good] komşusunu savunuyordu. İhbarı kurşunlarla karşılık gördü. Buna izin vermeyeceğiz, veremeyiz. Minnesota, ülkenin geri kalanında beklenen türden korku ve şiddetin deneme alanı olmaya devam etmeyecek.“ Eylem günü, geçmiş yıllarda düzenlenen birkaç ”Göçmen Olmayan Bir Gün” etkinliği örnek alınarak düzenlendi.

ICE’ye karşı derin nefret

Eylem gününü destekleyen çok çeşitli sendikalar, topluluk ve göçmen hakları grupları nefes kesici ve şu anda Minnesota’da ICE ve Sınır Devriyesi’ne duyulan nefretin ne kadar derin olduğunu gösteriyor. 23 Ocak için günlük organizasyon çalışmalarına katılan Twin Cities’deki uzun süredir bu alanda çalışan ve konuyu iyi bilen birkaç aktivistle konuştum ve onlara beklentilerini sordum. Hepsi, gösterinin 10 Ocak’takinden daha büyük olacağına inanıyor. Binlerce işçi, sendikalı ve sendikasız, yürüyüşe ve diğer eylemlere katılmak için hastalık, tatil veya kişisel izin kullanması bekleniyor. Resmi sendika liderliğinin çok daha temkinli ve belirsiz açıklamalarına rağmen, 23 Ocak’a doğru ivme kazandıkça genel grev konuşmaları da yaygınlaşıyor.

Ayrıca, 23 Ocak’ı destekleyen ve Demokrat Parti yönetiminin yoğun siyasi baskısı altında olan birçok kamu sektörü sendikasının, üyelerine grev yapmalarını söylemediklerini açıkça belirttiğini de unutmamalıyız. Örneğin, Minneapolis şehir otobüs şoförlerini temsil eden Amalgamated Transit Union (ATU) Local 1005, yakın zamanda Facebook’ta yaptığı bir paylaşımda üyelerine şu hayal kırıcı açıklamayı yaptı: “ATU’nun 23 Ocak ICE mitingi ile ilgili tutumunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. ATU genel greve KATILMAYACAKTIR. Mitingin amacını destekliyor olsak da, üyelerimizi alışveriş yapmaktan kaçınmak veya iş yükümlülükleriyle çelişmeyen diğer yasal eylemler gibi alternatif protesto biçimlerine katılmaya teşvik ediyoruz.”

Yine de, birçok kişi bana bazı işyerlerinde grev yapılsa da şaşırmayacaklarını söyledi. Somali asıllı Amerikalı araç paylaşım sürücüsü Abdikarim Hassan Qazi, meslektaşlarını 23 Ocak’ta hizmeti durdurmaya çağırdı. “Kendi federal hükümetimizin desteklediği bir nefret dalgasıyla karşı karşıyayız. Maskeler düşecek. Onları tüm eylemlerinden sorumlu tutacağız.” Bazı işyerlerinde hastalık izninin yaygın olarak kullanılması, gerçek bir grev hissi yaratabilir, ancak 23 Ocak’ta işlerin nasıl gelişeceğini ve mücadelenin bundan sonra nereye varacağını bekleyip görmek gerekecek.

Bu arada, New York şehrindeki eğitim çalışanları ve öğrenciler 23 Ocak’ta Minneapolis ile dayanışma içinde yürüyüş ve miting düzenlemeyi planlıyorlar ve diğer birçok şehirdeki aktivistler de harekete geçmeye başlıyorlar, ancak daha yapılacak çok şey var.

Joe Allen

Counterpunch’taki İngilizce orijinalinden çeviren Can Irmak Özinanır

Çevirenin notu: Bu makale 23 Ocak eylemlerinden önce yazıldı. 23 Ocak’ta Minneapolis’te 100 binden fazla kişinin katıldığı ve eylemcilerin şehri neredeyse kontrol altına aldığı bir eylem yapıldı. ABD çapında da 100 kadar şehirde eylemler yapıldı. 24 Ocak’ta ICE ajanları 37 yaşındaki bir erkeği vurarak öldürdü. Vurulan kişi yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan Alex Pretti’ydi. Bu cinayetin ardından Minneapolis’te ve ülke çapında ICE’ye olan nefret daha da büyüdü. Marksist.org’da bu konudaki gelişmeleri değerlendiren yazıları yayımlamaya devam edeceğiz.

1-  ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı federal kolluk kuruluşu olan ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza’nın İngilizce kısaltması.

2-  Yeni bir dijital medya platformu  

son yazıları

(Seçtiklerimiz) ABD’den genel grev manzaraları
İtaatsizlik bir cinsiyet meselesidir: İran’da kadınlar ve devlet şiddeti
(Seçtiklerimiz) Suriye’de iktidarın merkezileştirilmesi ve Kürt halkının özgürlükleri

ilginizi çekebilir

100-clergy-arrested-at-Minneapolis-St-Paul-airport-during-ICE-protest
(Seçtiklerimiz) ABD’den genel grev manzaraları
835673Image1
İtaatsizlik bir cinsiyet meselesidir: İran’da kadınlar ve devlet şiddeti
702581
(Seçtiklerimiz) Suriye’de iktidarın merkezileştirilmesi ve Kürt halkının özgürlükleri