Türkiye işçi sınıfının ABD ambargosunun delinmesi ile ilgili bir problemi olamaz. ABD, dünyanın en büyük emperyalist gücü olarak çeşitli zamanlarda çeşitli ülkelere ambargolar uygulamakta, bu nedenle insanlar zarar görmekte. İran’a yönelik ABD ambargosunun delinmesi doğru bir davranıştır. Ancak bunun gizlice değil açıkça yapılması gerekirdi. AKP hükümetinin ambargoyu gizlice delmesi, hatta şimdi bile bu yaptığını sahiplenememesi, “ambargoyu delmedik, ABD’nin istemediği bir şey yapmadık” söylemleri kendilerini gülünç duruma düşürüyor.
İşçi ve emekçilerin asıl ilgilendiği konu bu “işler” yapılırken alındığı, verildiği iddia edilen rüşvetler. İddia edilen rakamlar çok büyük. Rıza Sarraf ile aynı tarz faaliyette bulunan İran’lı Babek Zencani için İran mahkemesinin tespit ettiği rüşvet miktarı 2,8 milyar dolar olmuştu. Rıza Sarraf’ın rüşvet çarkının sadece 3-4 kişi ile ve birkaç yüz milyon Euro/dolar ile sınırlı olmadığı aşikâr.
Birileri, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ortalıklara döküldükçe “aynı gemideyiz” nakaratını tekrarlamaya başladı. “Aynı gemideyiz” sözü sınıf mücadelesini geri plana atmak, sınıfsal ayrımları belirsizleştirmek için uydurulmuş bir sözdür. Bu evrende yaşayan bizler, elbette “aynı gemideyiz” ama bazılarımız güvertede, bazılarımız kaptan köşkünde gününü gün ediyor, bazılarımız da geminin en altında, makine dairesinde, sıkıntı içinde yaşamaya devam ediyor. Milyoner sayımız son 10 yılda 10 binden 125 bine çıktı. İşçi sınıfı ise yıllık yüzde 20’lere varan enflasyon karşısında ücretlerine ancak yüzde 8 zam alabiliyor.
Rüşvet alan ve veren herkesten, ucu nereye dokunursa dokunsun bu yaptıklarının hesabı sorulmalıdır. Sendikalar ambargonun delinmesiyle bir problemlerinin olmadığını, ama bunun rüşvet çarkı döndürülerek yapılmasının hesabını soracağını kamuoyuna ilan etmelidir.
Faruk Sevim
(Sosyalist İşçi)