Aslında daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, memurlar arasındaki Fethullahçı kadroların temizlenmesi için 657 sayılı devlet memurları yasasının acilen değiştirilmesi gerektiğini söylemişti, ama seçim dönemi olduğu için AKP bu konuyu kamuoyu önünde tartışmadı, seçim beyannamesine bile koymadı. Hatta memur sendikaları ile seçim öncesi yeni bir toplu sözleşme imzaladı. 4b, 4c kapsamında çalışanların ve üniversite mezunu işçilerin memur kadrolarına alınmasını, kamudaki taşeron işçilerin kadrolu işçi yapılmasını kabul etti. Toplu sözleşmeyi bu şekilde imzalamışken, hükümetin seçim programında bile yer almayan bir konuyu gündeme getirmesi düpedüz emekçilere düşmanlıktır.
Bu yasal değişiklikle kamu çalışanları için 200 yıl önce alınmış bir hak olan iş güvencesi hakkı ortadan kaldırılacak. Hükümet sorun olarak gördüğü memurları hiçbir yasal kısıtlamaya tabi olmadan idari kararlarla işten çıkaracak. Yasa çıktıktan sonra kimi isterse terörist ilan edecek ve iş akdini feshedecek. Atılan kişinin itiraz edebileceği bir merci olmayacak. Bu yasa ile disiplin soruşturmaları sonucu kitlesel işten çıkarmalar gerçekleşebilecek. Yeni yasa sendikal örgütlenmelere de darbe vuracak, iş güvencesi olmayan kamu çalışanları örgütlenemeyecek.
Hükümet tüm itirazlara rağmen kamu çalışanları ile ilgili “reformları” hayata geçirmede kararlı. Tüm sendikalar silkinmeli ve harekete geçmeli. Özellikle kamu çalışanlarının iş güvencesi ciddi bir tehdit altında. Türk-iş’in sıklıkla söylediği “Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir” demek yeterli değildir, memurların iş güvencesi de sendikaların kırmızı çizgisi olmalıdır.
Anayasanın 128. maddesine de açıkça aykırı olan memurların iş güvencesini ortadan kaldırma girişimlerine karşı başta kamu çalışanları sendikaları olmak üzere tüm işçi sendikaları acil bir eylem programı çıkartmalı, hükümetle meydan muharebesine hazırlanmalıdır.
Faruk Sevim
(Sosyalist İşçi)