Seçime dair akıllarda kalan en önemli noktalar; iki milyondan fazla kişinin oy kullandığı bu seçimde Mamdani’nin bir milyondan fazla oy alması ve 1969’dan bu yana belediye başkanlığı seçimlerinde en yüksek toplam oy sayısına ulaşılmasıydı.
Mamdani kampanyası boyunca ücretsiz şehir otobüsleri, belediyeye ait marketler, kira dondurma, uygun fiyatlı konutların artırılması, kamusal çocuk bakım hizmetleri ve LGBTİ haklarına açık destek gibi, temel ihtiyaçları kamusal haklar olarak yeniden tanımlayan talepleri öne çıkarmıştı.
1 Ocak itibarıyla yemin ederek görevine başlayan Mamdani, kendisinden önceki dönemde görev almış olan Eric Adams’ın yürürlüğe koyduğu tüm kararnameleri geçersiz kılarak işe başladı.
İptal edilen kararnameler arasında, New York Belediyesi’ne bağlı kurumların İsrail’e yönelik yatırımlardan çekilme, yaptırım talep etme ve İsrail’i boykot etme haklarını sınırlandıran kararlar yer alıyor.
Mamdani, antisemitizme karşı mücadele ederken Filistin halkıyla dayanışmayı aynı anda savunmanın mümkün olduğunu gösteriyor.
Mamdani’nin sürdürdüğü kampanya çalışmaları ve göreve gelir gelmez attığı somut adımlar, “seçimi kazanmak için susmak” zorunda olmayan bir politik hattın mümkün olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Kolektif bir şekilde yürüttüğü kampanyasında ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, yoksulların ve işçilerin ihtiyaçlarını merkeze alması ve sesini yükseltmekten çekinmemesi, “toplum buna hazır değil” gerekçesiyle siyaseti düzenin sınırlarına hapseden “muhalefet” anlayışına karşı, hak merkezli bir siyasetin toplumda gerçek bir karşılık bulabileceğini kanıtlıyor.
