Aralık 2025’te Genç LGBTİ+ Derneği’nin müstehcenlik iddiasıyla kapatılması, kamuoyunda tanınan LGBTİ+ sosyal medya fenomenlerinin uyuşturucu ve benzeri suçlamalarla tutuklanması, 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel’e açılan dava ve sosyal medya fenomeni Murat Övüç’ün iddianamesindeki ayrımcı ifadeler, bu sürecin parçaları olarak öne çıkıyor. Bu olaylar, 11. Yargı Paketi taslağının Meclis’ten geçmemiş olmasına rağmen, LGBTİ+ varoluşunu kriminalize eden mantığın fiilen uygulandığını gösteriyor. Nefret söylemi ve ayrımcılık, yargı mekanizmaları aracılığıyla kurumsallaşıyor.
Dernek kapatma: Genç LGBTİ+ Derneği örneği
Aralık 2025’te İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Genç LGBTİ+ Derneği’ni feshederek kapatma kararı verdi. Gerekçe, derneğin sosyal medya hesaplarında 3-4 yıl önce paylaşılan sanatsal illüstrasyonların “müstehcenlik” teşkil ettiği iddiasıydı. Mahkeme, bu paylaşımların bireyleri “lezbiyen, gey, biseksüel, travesti veya transseksüel davranışlara özendirdiği ve teşvik ettiği” yönünde değerlendirme yaptı. Kararda, derneğin faaliyetlerinin Anayasa’nın 41. maddesiyle (aile kurumunun korunması) bağdaşmadığı belirtildi. Oysa aynı içerikler hakkında daha önce İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müstehcenlik suçundan takipsizlik kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmişti.
Dernek, kararın istinaf sürecinde bozulması için mücadele edeceğini açıkladı. Başta LGBTİ+ dernekleri olmak üzere, birçok hak örgütü bu kararı “örgütlenme özgürlüğüne ağır müdahale” ve “müstehcenlik kılıfı altında sistematik susturma” olarak nitelendirdi. Kapatma, 2025’te LGBTİ+ örgütlerine yönelik idari denetimlerin ve geriye dönük taramaların bir sonucu olarak görülüyor. Bu süreç, sivil toplumun hareket alanını daraltan bir araç haline geldi.
Uyuşturucu operasyonları bağlamında tutuklamalar
Son haftalarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “ünlülere yönelik uyuşturucu” soruşturması kapsamında LGBTİ+ kimliğiyle bilinen sosyal medya fenomenleri hedef alındı. 31 Ocak 2026’da trans kadın fenomen Mika Raun Can tutuklandı. 3-4 Şubat 2026’da Arya Bektaş ve Mükremin Gezgin gözaltına alındı; Mükremin Gezgin tutuklanarak Metris Cezaevi’nde tek başına tutuldu. Gözaltı sürecinde erkek polislerin eşlik ettiği belirtilerek ayrımcı muamele eleştirildi.
İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası ve Trans Onur Haftası komiteleri ortak açıklama yaparak, operasyonların “uyuşturucu” bahanesiyle görünür LGBTİ+’ları (özellikle trans kadınları) kriminalize ettiğini vurguladı. Açıklamada, AKP’nin yoksul mahallelerde uyuşturucuya göz yumarken sosyal medyada LGBTİ+ fenomenleri hedef aldığı ifade edildi. Bu tutuklamalar, “ihbar içerikli paylaşımlar”la tetiklenen yargı tacizinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Defne Güzel’e açılan dava: Varoluşu yargılama
17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel hakkında, derneğin yayımladığı “#BenimİnterseksHikayem” kitabı ve “Çocuklar, Karacalar, Çiçekler, Ateşler” sergi kataloğu nedeniyle “genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla dava açıldı. Savcılık, 1-3 yıl hapis ve seçme-seçilme yasağı talep ediyor. İddianamede, interseks bireylerin kendi hikayelerini anlattığı yayınların “zihinsel, ahlaki, psikolojik ve toplumsal gelişimi bozucu” olduğu öne sürüldü. Derneğin bilirkişi raporunu yok sayarak dava açılması, açık bir hukuki taciz örneği teşkil ediyor.
Bu dava, interseks haklarının görünürlüğünü ve akademik üretimi hedef almakla birlikte, gerçekte LGBTİ+ varoluşunu hedef alıyor. LGBTİ+ dernekleri, yaptıkları açıklamalarda “Bilimsel ve sanatsal ifade özgürlüğü kapsamındaki bu yayınların ‘genel ahlak’ gibi soyut ve muğlak kavramlarla kriminalize edilmesi sadece bir hak savunucusuna değil, tüm sivil toplumun örgütlenme özgürlüğüne müdahale olduğu” şeklinde açıklamalarda bulundu. İlk duruşma Mayıs 2026’da görülecek.
Murat Övüç iddianamesi: Ayrımcılığın kurumsallaşması
20 Aralık 2025’te başörtüsü taktığı bir video paylaşan sosyal medya fenomeni Murat Övüç, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” (TCK 216) suçlamasıyla tutuklandı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Şubat 2026’da hazırladığı iddianame, 6 Şubat’ta mahkemece kabul edildi ve 1-3 yıl hapis talep edildi.
İddianamede Övüç, “kadınsı hareketler sergileyen ve kendisini gay olarak tanımlayan şüpheli” şeklinde tanımlandı. Savcılık, başörtüsünün “İslam dininin önemli vecibesi” olduğunu vurgulayarak, Övüç’ün paylaşımının “alay” niteliğinde olduğunu iddia etti. Videoda pırlanta yüzüğe odaklanılması ve genel beden dili, bu yorumun dayanağı yapıldı. İddianame iki sayfayı doldurmazken, “kadınsı hareketler” ve “gay tanımlaması” gibi ayrımcı ve homofobik ifadeler kullanıldı.
11. yargı paketi taslağı ve fiili uygulama
2025’te sızan 11. Yargı Paketi taslağı, Türk Ceza Kanunu’nda “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranış”ı 1-3 yıl hapisle cezalandıran madde öneriyordu. Cinsiyet uyum sürecini 25 yaşa çıkaran ve ağırlaştıran hükümler de yer alıyordu. Taslak, uluslararası tepkiler ve iç muhalefet nedeniyle yasalaşmadı. Ancak yukarıdaki olaylar, paketin fiilen uygulandığını gösteriyor.
Genç LGBTİ+ Derneği’nin kapatma gerekçesindeki “özendirme ve teşvik” ifadeleri, Murat Övüç iddianamesindeki “kadınsı hareketler” tanımlaması ve Defne Güzel davasındaki “ahlaka aykırılık” suçlaması, taslağın mantığını yansıtıyor. Bu, LGBTİ+ varoluşunun, ifade özgürlüğünün ve örgütlenmenin kriminalize edildiği bir iklim yaratıyor.
Nefretin kurumsallaşması ve mücadele
Son haftalardaki bu olaylar, tesadüf değil sistematik bir politikanın parçası. “Genel ahlak”, “müstehcenlik”, “halkı kin ve nefrete tahrik” gibi muğlak kavramlar, LGBTİ+’ları ve hak savunucularını susturmak için araç haline getirilmiş durumda. Tutuklamalar, davalar ve kapatmalar, görünürlüğü cezalandırıyor ve dayanışmayı hedef alıyor.
LGBTİ+ varoluşunun kriminalize edilmesi ve yaratılan moral panikle geniş kitlelerin iktidarın politikaları etrafında birleştirilmesi çabaları, sadece LGBTİ+’ları değil çok açık bir şekilde toplumun bütününü ilgilendiren bir durum. Bundan ötürü bu baskılara karşı verilecek mücadele de bireysel değil kolektif bir savunuculuğu gerektiriyor. Daha güzel bir dünyada yaşamanın yolu, LGBTİ+ eşitlik ve özgürlük mücadelesinin kazanmasından geçiyor.
