Katliam yasası 2. yıldönümünde bir kez daha protesto edildi: “Yaşatan yasa istiyoruz!”

Ankara, İstanbul ve İzmir’de sokağa çıkan hayvan hakları savunucuları büyük bir katliama yol açan mevcut yasanın iptal edilmesini ve yeni yaşatan bir yasanın çıkmasını istiyor.

Sokakta yaşayan köpeklerin tamamının toplanması, birer ölüm kampı olan barınaklara istiflenmesi, “ötenazi” adı altında öldürülmeleri 2 Ağustos 2025 günü AKP ve MHP oylarıyla yasalaşmıştı.

Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi ve Yaşatacağız! Platformu bu sene  de sokağa çıkarak bütün şehirlerde tam gaz yürütülen hayvan katliamını protesto çağrısı yaptı.

Ankara

Köpek katliamının en yoğun yapıldığı Ankara’da Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi’nin (HYÖ) çağrısıyla gerçekleşen eyleme  Eyleme Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu, Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu ve Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi de katıldı. 

Sakarya Meydanı’nında toplanan yaşam savunucuları “Susma haykır katliama hayır”, “Toplayamazsın, hapsedemezsin, öldürümezsin”, “Kurtuluş yok tek başına ya tüm türler ya hiçbirimiz” ve “Kan kokuyor kan koyuyor, barınaklarınız kan kokuyor” sloganları atıldı.

Açılış konuşmasını HYÖ adına Güliz Gündüz okudu. Gündüz, şu vurguları yaptı:

Katliam Yasası’nın 2.yılında yasımızı ve öfkemizi alıp buraya geldik. 2 yıldır İzmir’den Van’a, Trabzon’dan Hatay’a her bir barınakta çeşitli cinayetlere şahit olduk. Kafasına kürekle vurulup öldürülen köpekler, yüksek doz anestezi verilip poşetlerle boğulan köpekler, yüksek doz tüftüflerle daha barınağa gitmeden sokağımızda öldürülen köpekler, aç bırakılarak birbirine kırdırılan köpekler… 

Şehirlerimizi gri, şiddetle sarmalanmış, her sokağında kadın tacizleri, pompalı tüfeklerle vurulan insanların olduğu, omuzumdaki ekonomik yükün her gün daha çok arttığı, inşaatlarında, madenlerinde işçilerin, sanayilerinde çocuk işçi altında çocukların öldürüldüğü, güvensiz bir yere çevirdiniz. Bunların artmasının nedeni hayvanlara şiddeti meşru kılmaktı. Bunun böyle olacağını söylemiştik. Çünkü birine işkence edenleri tutuklamadığınızda, yasalarla meşrulaştırdığınızda tüm topluma yayılması kaçınılmazdır. Bu yüzden sokaklarımız artık daha güvensiz, bu yüzden artık hepimiz kendimizi tehlikede hissediyoruz!

İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre sokakta yaşayan köpeklerin yüzde 92si toplandı. Barınak kapasiteleri ve barınak koşullarını göze aldığımızda köpeklerin nerdeyse yüzde 92sinin öldürüldüğünü tahmine etmek zor değil. Öldürülmeyenler de o barınaklarda ölümü bekliyorlar. Bunu yaptığımız bütün barınak ziyaretlerinden biliyoruz. 

Nato Zirvesi bahanesiyle gönüllüsü olan, bakılan köpeklerin bile akıbetini açıklayamayan bir sistemle karşı karşıyayız. Buradan tekrar soruyoruz; 

Müzik ve Sanat Üniversitesi’nden  alınan Benek ve Sarı nerede?

Odtü’den alınan Lord, Kahve, Karamel, Cankız, Zako, Frida, Nunu, Körpe, Zuzu, Fidel, Bahar, Karo, Kirpi, Arya, Tarçın, Zeynep, Farfara, Şimal, Kutup, Paşa ve diğer 10 arkadaşı nerede?

Ayrancı’dan alınan Çörkek ve Beyaz nerede?

Ankara’nın barınaklarını geziyoruz hiçbiri hiçbir barınakta yok, kayıtları yok, nereye gönderildiği belli değil. Gönüllüsü, takibini yapan hayvanları bile gözaltında kaybederken, kayıtlarını tutmazken, gönüllüsü olmayan kaç hayvan öldürüldü cevap verin?

Nisan ayı Karataş barınağı raporuna göre bu şehirde sadece 31508 köpek sadece Karataş barınağında öldürüldü. Bunlar kayıtlı olanlar. Olmayanlar? Ağustos raporunda bu sayının kat be kat arttığını biliyoruz, birçoğunu kayıt altına almadığınızı da. 

Üretimi durdurmayan, sürekli hapseden bir yasa sadece katliam, sadece soykırım yasasıdır. Akp eliyle kurulan bu sistem Chp şimdilerde ise Yeni Parti eliyle devam ettirilmektedir. Muhalif olan bir partinin hayvanları öldürme konusunda iktidarla kolkola çalıştığı aşikardır. Hayvanların mahallelerine gidip zorla gaspla mahalle sakinlerini çalmakla butlanın genel merkeze girmesi arasında büyük bir bağ vardır. Bu sistem kurulurken hayvanlara sokakları ve özgürlükleri yasaklayarak tuğlaları döşeyen de akp kadar chp- şimdilerde yeni partinin belediyeleridir. 

Buradan bir kez daha haykırıyoruz, katliam yasası değişene, sokaklar özgürleşene kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!”

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkanı Haydar Özkan’da şunları söyledi:

“Keşke haklı çıkmasaydık. Bütün hayvanseverler haklı çıktı. Barınakların tamamı birer ölüm kampına dönüştü. Mamak’ta, Aksaray’da, Bursa Osmangazi’de, Niğde’de, Kars’ta, Edirne’de gördük. Ölüm kampı olmayan bir yer yok.”

Yasa iptal edilinceye ve hayvan ölümleri sona erinceye kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Özkan, geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu adına konuşan Selin Güler  ise barınaklarda hastalık, açlık ve kötü bakım nedeniyle ölümlerin yaşandığını belirten Güler, “Buna rağmen ne sokaklar daha güvenli oldu ne de sorun çözüldü. Nüfus kontrolü şiddetle değil; bilimsel, sürdürülebilir ve etik yöntemlerle sağlanır. Bilim susturuldu, meslek örgütleri yok sayıldı. Yeni olan bilim yerine cezalandırmayı, yaşam yerine ölümü tercih eden siyasi iradedir” dedi. 

Eylem HYÖ’den Can Irmak Özinanır’ın “Haydi havla” ve “Çav bella” şarkılarını söylemesinin ardından sona erdi.

İstanbul

2 Ağustos “Katliam Yasası”nın yıl dönümünde düzenlenen en büyük eylemlerden biri, İstanbul’da Yaşatacağız Platformu’nun organizasyonuyla gerçekleşti. Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda bir araya gelen yüzlerce aktivisti, alanda alınan çok yoğun polis önlemleri karşıladı. Eylemin henüz başında, planlanan yürüyüşe izin verilip verilmeyeceği uzun süre bir tartışma ve gerilim konusu oldu.

Aktivistler parkta toplanarak sloganlar atmaya başladı. Hayvan özgürlüğü sloganlarının ardından; “Katliam Yasası”nı gündeme getiren, meşrulaştıran, onaylayan ve uygulayanlar ile bu yasanın meclisten geçmesi için elinden geleni yapanlar sert bir dille eleştirildi ve sürekli yuhalandı. Halka ve yaşama düşman bir çete gibi örgütlendiği ifade edilen GÜSODER gibi yapıların lobi çalışmalarına göz yuman herkes, yapılan konuşmalarda yuhalanarak protesto edildi. Konuşmaların ardından, sanatçı Alaz Pesen sokakta yaşayan hayvanlar için bestelediği şarkılarını seslendirdi.

Müzik dinletisinin ardından söz alan İstanbul Barosu avukatlarından Sevcan Çamlıdağ, Yaşatacağız Platformu’nun GÜSODER hakkındaki suç duyurusu sürecini ve yürütülen kampanyanın ilerleyişini özetleyen bir konuşma yaptı. Mehmet Ayvalıtaş Parkı’ndaki bir diğer önemli gündem maddesi ise Yıldız Teknik Üniversitesi’nde 128 köpeği korumak amacıyla sürdürülen nöbetti. Toprak Erduvan, öğrencilerin başlattığı bu nöbetin nasıl geliştiğini ve neden hayati bir önem taşıdığını anlatan bir konuşma yaptı. Müzik dinletisi ve konuşmalar boyunca aktivistler; attıkları sloganlar, ıslıklar ve yuhalamalarla tepkilerini aralıksız sürdürdü.

Parktaki programın tamamlanmasıyla birlikte, kitle Süreyya Operası’nın önüne doğru coşkulu bir yürüyüş başlattı. Yürüyüş boyunca kortejden sık sık; “Faşizme karşı omuz omuza”, “Katiller halka hesap verecek”, “Toplayamazsın, öldüremezsin, hapsedemezsin”, “Hayvan, yaşam, özgürlük”, “AKP elini hayvanlardan çek”, “MHP elini hayvanlardan çek”, “CHP elini hayvanlardan çek”, “Yasayı sokakta biz yazacağız” ve “Biz bu yasayı püskürtebiliriz” sloganları yükseldi.

Basın açıklaması noktasına ulaşılmadan hemen önce aktivistler bir anma eylemi gerçekleştirdi; “Katliam Yasası” nedeniyle hayattan koparılan yüz binlerce köpek için yere oturan kitle, ardından bu yasayı uygulayan ve savunanlara karşı güçlü bir ses çıkararak topluca ayağa kalktı. Alkışlar , sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde devam eden yürüyüş, Süreyya Operası önünde tamamlandı.

Operanın önündeki ortak basın açıklaması Bernev ve Duygu Kurt tarafından okundu. Eylem sanatçı Alaz Pesen’in seslendirdiği şarkılar, sürekli sloganlar, “Yaşatan Yasa” kampanyasına yapılan vurgular ve alandaki aktivistlerden bu kampanya için toplanan imzaların ardından sona erdi.

Eylemde okunan açıklamada şu vurgular yapıldı:

Hepimiz ilk günkü kadar öfkeliyiz. Ne bu yasayı gündeme getiren 74 vekili, ne sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili yalanları söyleyenleri ve yalan makinesinin sorumlularını, ne bu yasaya mecliste oy verenleri, bu yasayı meşrulaştırmak için sahtekarca yayın yapan sözümona “yayın kuruluşlarını”, ne bu yasayı onaylayan iktidar merkezlerini ne de mecliste yasaya karşı çıkmasına rağmen pratikte bu yasayı uygulayan ana muhalefeti unuttuk.

Temelini türcülükten alan devlet politikalarıyla, sömürü ve cinayetlerle zaten hayvanlar yok ediliyordu. Ama son 2 yıldır sokakta yaşayan köpeklere karşı şiddet normalleştiriliyor, yaşam hakkı gasp ediliyor. Yaşam hakkını gasp etmek için yalanlar üretenler, sokaklardaki şiddetin sorumlusunun köpekler olduğunu iddia ettiler. Oysaki tam iki yıldır acımasız bir katliam pratiğiyle hayvanlara tam çaplı saldırı başlamışken, sokaklarda büyüyen gerçek tehlike azalmış değil. Sokakta yaşayan hayvanlar sokaklardan koparılırken ırkçılar, göçmen düşmanları, kadın düşmanları, çocukları öldürenler ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Ne kadın cinayetleri azaldı ne çocuklara yönelik saldırganlık. Tersine hayvan cinayetleri, hayvanseverlerinin katledilmesini de peşi sıra getirdi. Sokakta yaşayan hayvanları öldürmenin yasalaştığı durumda, toplumdaki diğer kesimlere de aynı saldırıların devam edeceğini öngörüyorduk ve bu 2 yılda özellikle LGBTİ+’ların ve suça sürüklenen çocukların hedef haline getirilmesiyle bunun gerçekleştiğine şahit olduk.

Sokakları güvensiz hâle getirip toplumsal huzuru bozanın köpekler olduğunu iddia eden, sokaklardaki amansız şiddeti tırmandıran örgütlü kötülük Güvenli Sokaklar Derneği geçtiğimiz 2 yılda kapatılmadı, sokakların gerçek tehlikesi olan başıboş insanlar mercek altına alınmadı.

Var olan şiddeti körükleyen medya kuruluşları yalan yanlış haberlerin sayısını arşa çıkardı. Kamuoyunu köpeklere ve onlara bakan insanlara karşı kışkırtarak şiddeti körükleyen asılsız haberlerin yayılması engellenmedi.

Bu 2 yılda çok kayıp verdik fakat katliam yasası karşıtı mücadeleden asla vazgeçmedik; dezenformasyonla ve tetikçilerle dolu atmosferde hayvan dostlarımızın elini bir an bile bırakmadık. Katliam ve tecrit karşıtı duruşumuzdan hiç ama hiç taviz vermedik. Bundan sonra da taviz vermeden mücadelemize devam edeceğiz.

Katliam yasasının 2. yılında, yaşatan bir yasa talebimizi daha gür sesle dile getiriyoruz. Yeni ve hayvanları “yaşatan” bir yasasının yazımı için kamuoyu oluşturacağız. Katliam yasasının iptali için tüm gücümüzle sınırları zorlayacağız. Sokakta, barınakta, mahallelerde, hareketlerin içinde, mecliste, sendikalarda, yaşatmak için yan yana gelecek ve KATLİAM YASASI İPTAL EDİLSİN diye haykıracağız.”

İzmir

İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları’nın çağrısıyla gerçekleşen eylem İzban önünde başladı. Aralarında Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi aktivistlerinin de bulunduğu topluluk, “Hayvan yaşam özgürlük”, “İçerde dışarda kafesleri parçala”, “Katil AKP işbirlikçi CHP” ve “Barınaklarınız kan kokuyor sloganlarını attı.

Karşıyaka İskelesi önünde okunan basın açıklamasında şu vurgular yapıldı:

“Katliam Yasası” olarak bilinen düzenlemenin ikinci yıldönümü. hatırlarsınız, hani şu rantçı vekillerin evet oyu kullandıktan, binlerce hayvanın katline karar verdikten sonra gülerek selfie çekildikleri yasa. Biz o fotoğrafı hiç unutamadık çünkü o günden beri sokaklardaki, barınaklardaki kan ve zulüm durmadı. 22 yıl önceki kanunu uygulamayanlar, hayvanların bütçesini kendi ceplerine indirenler 2024 yılında bunun faturasını yine hayvanlara keserek ülke çapında bir köpek soykırımı başlattılar. bu da yetmedi, 2028 yılına kadar barınak yapıp alacağız dedikleri köpekleri valilik emirleriyle toplatarak kendi yasalarına bile uymadılar. Belediyeler işi gücü bırakıp dolup taşan barınaklarına gece vakti, taşeron işçi tutarak köpek topladılar. Bazı belediyeler dünden razıydı buna, bazıları toplamayacağız diye söz vermelerine karşın katlettiler, hapsettiler, zulmettiler. 

Güsoder denen halkı kine ve nefrete, hatta silahlanmaya yönlendiren ve iktidar tarafından fonlanan sözde dernek sosyal medyada bot hesaplarla nefret rüzgarları estirmeye hala devam ediyor. 

Yasa yürürlüğe girdiğinden bu yana sokaklarda zorla toplanan, barınaklarda ölüme terk edilen, şiddet ve işkence gören, katledilen hayvanların sayısının 6 milyon olduğu tahmin edilmektedir. bu bir soykırımdır. sadece Ankara’da mansur yavaşın 52 bin köpek topladığı bilinmektedir. Bu yasa, sokakta yaşayan hayvanların yaşama ve var olma hakkını gasp eden bir “yok etme programı” işlevi görmektedir. Yasadan önce iktidar ve yerel yönetimler görevini yerine getirmezken; yasa ile birlikte tümü, yasanın yalnızca denetleme, toplama ve öldürme maddelerini uygulamaya başlamıştır. Yasa 2028’e kadar barınak şartı koşarken; koyacak yeri dahi olmayan, barınak şartlarını karşılamayan belediyeler, yasanın Meclis’ten geçmesinin ertesi günü sokakta ilgilendiğimiz hayvanları hızlıca toplamaya başlamış, hayvanların özgürlüklerini ellerinden almışlardır.

Bu toplama süreçleri hukuksuzdur. Belediyeler, hayvanları yasa dışı biçimde toplayarak ve kötü koşullarda tutarak, Türk Ceza Kanunu’na göre hayvana eziyet ve işkence suçu işlemektedir. tüm bu zulme ek olarak Kanunen yasak olmasına rağmen, merdiven altı mekanlar dahil olmak üzere yapılan kaçak hayvan üretimleri ve bunları satışla destekleyen işletmeler için herhangi bir politika yoktur. Bu süreçte yalnızca hayvanlar değil, onların yanında duran yaşam hakkı savunucuları da hedef haline getirilmiştir.

Şimdi soruyoruz, yasanın ikinci yıl bilançosu 6 milyon köpek!!! bu köpekler artık sokaklarda değil. sokaklarımız güvenli mi? çocuklarınızı sokağa gönül rahatlığıyla bırakabiliyor musunuz? kadın cinayetleri bitti mi? çocuk istismarı bitti mi? sokaklardaki hırsızlık, gasp, tecavüz son buldu mu 6 milyon köpeği öldürünce?

Katliam yasasını kabul etmiyoruz! Hayvanların yaşam hakkını yok eden bu düzenlemenin dün karşısındaydık, bugün karşısındayız ve yarın da karşısında olacağız. Belediyelerin sokak hayvanlarını toplayıp barınaklarda sistematik ölümlere sebep olan uygulamalarını ifşa etmeye devam edeceğiz.

Barınaklarda ve sokaklarda hayvanlara yönelik şiddet ve öldürme vakalarının sonucunda oluşan cezasızlık politikalarını ifşa etmeye devam edeceğiz.”

son yazıları

İspanya’daki göçmen krizinin ardında ne yatıyor?
(Seçtiklerimiz) NATO neden kuruldu?
Temel Conta direnişçi işçisi ile röportaj: "Birleşmekten başka şansımız yok"

ilginizi çekebilir

ftcms_737cbc46-05b8-4896-80a3-5c674c28310e
İspanya’daki göçmen krizinin ardında ne yatıyor?
4419636187cf54e7c2565bdb8b2f11b8
(Seçtiklerimiz) NATO neden kuruldu?
595-gun-suren-temel-conta-grevi-sona-erdi-mucadelemiz-bitmedi-ifJ13
Temel Conta direnişçi işçisi ile röportaj: "Birleşmekten başka şansımız yok"