İsrail, Trump’ın yine ‘korkup vazgeçmesine’ izin verecek mi?

Silahlanmış savaş çığırtkanları: Donald Trump ve Binyamin Netanyahu.

ABD emperyalizminin zayıflığı tüm çıplaklığıyla ortada. Donald Trump, İran’a Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için 48 saatlik bir ültimatom verdi – ancak kendi belirlediği süre dolmadan geri adım attı.

Cumartesi günü, İran’ın önemli ticaret yolu olan Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı kaldırmaması halinde ABD’nin İran’ın tüm enerji santrallerini “vurup yok edeceğini” söyledi.

Pazartesi günü Trump, savaşın “tam ve kesin çözümü” konusunda “verimli görüşmeler” yapıldığını açıkladı. Görüşmelerin “başarılı olması” koşuluyla ABD’nin İran’ın elektrik santrallerine ve enerji altyapısına yönelik saldırıları “beş gün süreyle erteleyeceğini” söyledi.

24 mil uzunluğundaki Boğaz, savaşın odak noktası haline geldi. İran ve Çin bağlantılı gemiler Boğaz’dan geçmeye devam ediyor; bu durum, Batı’nın erişimini yeniden kazanmak için Boğaz’ı açması konusunda ABD’ye daha fazla baskı uyguluyor.

Trump’ın ültimatomunu yayınlamasından sadece birkaç gün önce, savaşın “sona ermekte” olduğunu söylemişti. ABD Merkez Komutanlığı lideri Amiral Brad Cooper ise, “İran önemli ölçüde savaş kabiliyetini yitirmiştir. İran’ın Hürmüz Boğazı ve çevresinde seyir özgürlüğünü tehdit etme kabiliyeti zayıfladı.” demişti.

Kısa bir süre önce Trump, ABD’nin NATO’nun savaş çığırtkanları ittifakına pek ihtiyacı olmadığını ilan etmişti. Ardından geçen hafta, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için NATO müttefiklerinden ABD’ye yardım etmelerini umutsuzca istedi.

Ancak Trump’ın talebi, Downing Street’teki kuklası bile dahil olmak üzere, sonuçsuz kaldı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer, İngiliz üslerini ABD ordusunun kullanımına açtı; diğer Avrupalı liderler ise “savunma” amaçlı askeri yardım teklifinde bulundu.

Avrupa liderleri, savaşın şimdiden halk tarafından destek görmediğini biliyorlar ve küresel ekonomideki şok dalgalarının sandık sonuçlarında kendilerine ağır darbe vurmasından korkuyorlar. Almanya’nın sağcı başbakanı Friedrich Merz, “Bu eylem planının izlendiği şekilde uygulanmasına karşı çıkardık” dedi.

“Savaş devam ettiği sürece, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğünü sağlamaya katkıda bulunmayacağımızı açıkladık.”

Almanya’da halkın yüzde 58’i İran’a karşı savaşın haksız olduğuna inanıyor. İtalya’da ise yaklaşık üçte ikisi saldırılara karşı çıkıyor; bu da Trump’ın faşist müttefiki Başbakan Georgia Meloni’nin bile savaşı desteklemediği anlamına geliyor.

İngiltere’de yapılan bir YouGov anketi, halkın sadece yüzde 28’inin savaşı desteklediğini gösterirken, Yeşiller kendilerini savaş karşıtı parti olarak konumlandırdı.

Batı liderleri popüler olmayan bir savaşı meşrulaştırmak için çabalarken, Trump bir çıkmaza girmiş durumda ve çaresizce bir çıkış yolu arıyor.

Milyarder ve büyük iş dünyasındaki destekçileri, küresel bir petrol şokunun yol açacağı sıkıntıyı istemiyor. Benzin fiyatları pompada yükselirken, ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi seçmenlerin tepkisiyle karşı karşıya.

Ve ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez rejimleri, enerji altyapılarına yönelik misilleme saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.

Ancak İsrail, Trump’a bir çıkış yolu tanımıyor ve İran rejimi bunun bir hayatta kalma mücadelesi olduğunu biliyor.

ABD emperyalizminin küresel hakimiyeti azalırken, çıkarlarını güvence altına almak için bölgesel güçlere her zamankinden daha fazla bağımlı hale geliyor. Trump, ABD’nin en önemli müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Körfez devletleri ve Suriye’deki yeni rejimle de bağlar kuruyor.

Ancak bu durum, bölgesel emperyalist güçlerin, ABD’nin kendilerini dizginlemek için daha zayıf bir konumda olduğunu bildiği anlamına geliyor.

İsrail, askeri açıdan ABD’ye bağımlı olmaya devam ediyor ve son iki yıllık soykırım sürecinde bölgeyi Batı’nın çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirdi.

Ancak İsrail, artık ABD yardımına tamamen bağımlı olmayan güçlü bir kapitalist devlet haline geldi ve bölgesel bir emperyalist güç olarak büyüdü.

Bu, İsrail’in kendi gücünü daha fazla gösterebileceği ve ABD’nin isteklerine aykırı olsa bile daha fazla savaşı zorlayabileceği anlamına geliyor. İşler ciddiye binince, İsrail, ABD’nin Ortadoğu’daki bu “bekçi” devletini her zaman destekleyeceğini biliyor.

Bu da Binyamin Netanyahu’nun Trump’ı saldırıya çekebildiği anlamına geliyor. İsrail başbakanı İran’da “rejim değişikliği” konusunda kararlı ve nükleer programı konusunda ABD ile İran arasındaki görüşmeleri bozmak istiyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “İsrail’in harekete geçeceğini biliyorduk. Bunun Amerikan güçlerine yönelik bir saldırıyı tetikleyeceğini biliyorduk” diyerek bunu itiraf etti.

“Onlar bu saldırıları başlatmadan önce önleyici bir hamle yapmazsak, daha fazla kayıp vereceğimizi biliyorduk.”

Tüm bunlardan sonra Netanyahu, Trump’ın savaşı sona erdirme girişimlerine direnecektir. Trump’ın geri adım attığı aynı gün, İsrail İran ve Lübnan’a karşı “birkaç hafta daha çatışmaların” süreceğini açıkladı.

Trump, yaz aylarında İran’a karşı “On İki Gün Savaşı”nda yaptığı gibi ABD’nin üstünlüğünü yeniden ortaya koymaya çalışabilir. Ancak durum şu anda çok daha tehlikeli ve içinden çıkılmaz bir tırmanma döngüsü var.

Arthur Townend

son yazıları

Trump’ın İran’daki sorunları giderek artıyor
Sendikacı Mehmet Türkmen bir an önce serbest bırakılmalı
Ümit Doğru: Filistin’in özgürleşmesiyle tüm insanlığın kurtuluş mücadelesi iç içe

ilginizi çekebilir

P20260307DT-1619_The_Dignified_Transfer_of_Remains_of_Six_U.S
Trump’ın İran’daki sorunları giderek artıyor
birtek-sen-baskani-mehmet-turkmen-gozaltina-alindi
Sendikacı Mehmet Türkmen bir an önce serbest bırakılmalı
photo_5911015017220345010_y
Ümit Doğru: Filistin’in özgürleşmesiyle tüm insanlığın kurtuluş mücadelesi iç içe