Ferhat Kentel

Ferhat Kentel son yazıları

Ferhat Kentel tüm yazıları

28.06.2016 - 09:32

Dize getirmek

Geçenlerde bir gazetede “TSK vuracak STK kuracak” diye bir manşet görmüştüm.

Toplumun bir kesiminin bir türlü benimsemediği bir “varolma” halini inşa etmek için, silahlı bir organizasyon, uyumsuzları dize getirecek; bölgenin insanlarına göre dışarıdan ithal “sivil”, “toplum” kuruluşları da yeni vatandaşı kuracaklardı anlaşılan.

Anlaşılan, K, S ve T harflerinin yer değiştirilmesiyle elde edilen farklı anlamların yakınlığını manşetçiler epey “yaratıcı” bulmuşlar; bu yaratıcılık onların hoşuna gitmişti. Yani TSK gibi adı üstünde silahlı bir kurum, STK gibi adı üstünde sivil bir kurum iç içe geçmişti aslında...

Totaliter çekirdek, elde ettiği güçle, herkesi kendine benzetmek zorunda ve medyanın kendisi de ilk önce çekirdeğe benzemek zorunda... Geride kalanlar üzerinde tam etkiyi yaratabilmek üzere...

Totaliter uygulamaların en çok başvurduğu yöntemlerden biri “düşman” inşa etmek ve düşman sayesinde “adam” olmaktır...

Bizim memleketimizde, bu gayet sıradan bir vakadır; zaten her dönem devletin toplum içinde bulduğu düşmanlar vardır... Buna bağlı olarak, farklı toplumsal kesimlerin de sürekli korktuğu hayali düşmanları vardır...

“Gayri Müslim” oldukları için zaten devlet dairelerinde (TSK’da) iş bulamayan Ermenileri, Rumları bir kenara bırakalım. Daha az görünen, basit bir örnek vereyim; Aleviler de yıllardır devlet dairelerinde, belediyelerde kolay kolay iş bulamazlar. Bu ayrımcılık resmi değil, toplumsal, kültürel ve dolayısıyla siyasal bir ayrımcılıktır. İnsanların alınlarında tabii ki “Alevi” yazmaz ama iş başvurusunda, hangi köyden olduğunuz sorusuna verdiğiniz cevap sizin Alevi olduğunuzu ânında apaçık ortaya koyar.

Bu hemen hemen hep böyleydi; şimdi de değişen bir durum yok...

Yani Alevi iseniz ortalamanın sıradanlığı karşısında “uyumsuz” ya da “anormal” görünen bir insansınız demektir.

Uyumsuz olanlardan beklenen ise ortalamayı sarsacak derecede çok fazla ortalıkta görünmemenizdir. Çünkü totaliter “hassasiyetlerin” arttığı zamanlarda “ortalıkta görünmek” tehlikeli hal alabilir.

Geçenlerde Cihangir’de olduğu gibi...

Genç bir takım insanlar, aslında çok da ortalıkta olmamalarına rağmen, “Ramazan’da içki içtikleri için” (!), Ramazan’ın hayrının, kutsiyetinin, iyiliğinin, tevazuunun adeta tecessüm etmiş hali olan, melek şeklinde bir takım insanlar tarafından, kafalarında şişe kırılıp dize getirildiler!

Aslına bakılırsa olan şu: külhanbeyleri, yani hamamda kendini “bey” zanneden erkekçikler “Müslüman” ağzıyla şiddet uygulamışlar.

Bu biraz 12 Eylül öncesinde yol kesen farklı siyasal takımlar arasında “ülkücü” takım için anlatılan hikayelere benziyor. Hani, insanların solcu mu sağcı mı olduğunu anlamak için birisinden “kelime-i şehadet” getirmesi istenir... Sorguç ise, tehdit altında “Müslüman” olduğunu ispat etmeye çabalayan adamın söylediği cümlelerin doğru olup olmadığını yanındaki arkadaşına sorar... Çünkü aslında kendisi de bilmez... Mühim olan dize getirmektir çünkü.

Ya da Elazığ’da sokakta oruç tutmadığını gördükleri insanı dövdükten sonra, kendi köşelerinde karınlarını doyuranlar için anlatılan hikayedeki gibi... Dayak yiyen adam “İnsaf! Beni neden dövdünüz?” diye sorduğunda aldığı cevapta olduğu gibi: “Biz oruç tutmirik; tuttiririk!” Yani “tutmuyoruz, tutturuyoruz”...

Bu külhanbeyi halleri, bir inancın tezahürü değil; ortalamanın kimlik işaretlerini takınıp, toplumda yer edinmeye çalışan ortalama bir totalitarizmin ortalama vatandaşının sergilediği performanslardır.

Eşcinsellere sabah akşam küfreden, sonra sokaklarda translarla cinsellik yaşama peşinde koşanların ahlak anlayışı da böyle bir şey...

Yalan üzerine kurulu yani... Şişinme, güç ve kibir üzerine... Zayıf görünmekten dehşetli korkan bir hal... Dize gelmek yerine, dize getiren bir zihniyetin sıradan adamı olmanın daha garantili olduğu bir yol...

Üç aşağı beş yukarı, böyle bir “adalet”, “ahlak” ve “namus” ortamında yaşıyoruz...

Ferhat Kentel

[email protected]

(Bas Haber)

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol