Boris Kagarlitski savaşa karşı çıktığı için hapiste

20.03.2024 - 10:07
Alex Callinicos
Haberi paylaş

Rus Marksist Boris Kagarlitski, kısa bir süre sonra Pluto Press’ten çıkacak olan yeni kitabı The Long Retreat: Strategies to Reverse the Decline of the Left’te “2008-2010 krizi ne küresel ne de ulusal düzeyde radikal sistemik değişikliklere yol açmadı.” diye yazıyor. “Bununla birlikte, kapitalizmin Büyük Durgunluğu aşmak için uyguladığı muhafazakar yöntemler karşılığında ödediği bedele, sistemin yeniden üretim mekanizmalarını harap eden, daha da acı verici ve yıkıcı yeni krizlerin ortaya çıkması da dahildi.”

Kagarlitski, bu yıkıcı sonuçlar arasında “2020 ve 2021’de Rusya’da otoriterizmin güçlenmesini ve bunun ardından gelen Ukrayna savaşını” da sayıyor. Bu durum, Rusya’da geçen pazar günü yapılan ve Vladimir Putin’in (ne sürprizdir ki) ezici çoğunlukla kazandığı başkanlık seçimlerinde açıkça görüldü. Bu zaferin arka planında, Ukrayna’daki savaşa karşı olanlara, özellikle de sola yönelik bir baskı dalgası var.

Bu baskı dalgasının kurbanları arasında, uluslararası üne sahip, antikapitalist bir entelektüel ve 1980’lerden beri arkadaşım olan Kagarlitski’nin kendisi de var. Geçtiğimiz temmuz ayında, “terörü meşrulaştırma” gibi son derece saçma bir suçlamayla tutuklandı. Aralık ayındaki duruşmasında suçlu bulunan Boris, para cezasına çarptırıldı ve serbest bırakıldı. Savcılık cezanın “aşırı hoşgörü nedeniyle adaletsiz” olduğundan şikayet ederek temyize başvurdu.

Geçen ay bir askeri mahkeme Boris’i beş yıl hapis cezasına çarptırdı ve serbest bırakıldıktan sonra iki yıl boyunca bir web sitesi yönetmesini yasakladı. Savaşı eleştirenler arasında bu tür kedi-fare oyunu taktiklerine maruz bırakılan tek kişi o değil. Birkaç hafta sonra, Stalinist dönemin suçlarını ifşa etmek için kampanya yürüten insan hakları örgütü Memorial’dan Oleg Orlov, temyiz başvurusu üzerine “silahlı kuvvetleri itibarsızlaştırma” suçundan iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Boris ilk tutukluluğunu metanetle ve güler yüzle karşıladı. Kısa süren özgürlüğü sırasında bazı destekçileriyle internet üzerinden sohbet etti ve bize duruşmayı beklerken hücresini paylaştığı ilginç kişileri anlattı. Ancak şu anki durumu o kadar da komik değil çünkü 65 yaşında aşırı kalabalık hücreleri paylaşıyor. Muhalefet lideri Aleksey Navalni birkaç hafta önce Arktika’daki bir hapishanede öldü.

Boris ve savaşa karşı oldukları için hapsedilen diğer Rusların serbest bırakılması için geniş bir uluslararası girişim oluşturuldu. Geçtiğimiz hafta bu girişim tarafından bir imza kampanyası başlatıldı.

İmzacılar arasında, başka birçok kişinin yanı sıra, şu isimler var: Naomi Klein, milletvekilleri Jeremy Corbyn ve John McDonnell, La France Insoumise lideri Jean-Luc Mélenchon, İrlanda Parlamentosu’ndan People before Profit üyesi Richard Boyd-Barrett, dört Arjantin ve iki Brezilya milletvekili, Almanya milletvekilleri ve eski Sol Parti liderleri Bernd Riexinger, Janine Wissler ve Gregor Gysi, eski Yunanistan maliye bakanı Yanis Varoufakis, entelektüeller Slavoj Žižek, Tarık Ali, Fredric Jameson ve Étienne Balibar, solcu Rus politikacı ve sendika aktivisti Mikhail Lobanov, Tüm Polonya İşçi Sendikaları İttifakı’nın başkanı Piotr Ostrowski ve Focus on the Global South’tan Walden Bello.

İmza kampanyası etkileyici sayıda dile çevrildi. https://chng.it/pdm4TnJPyH adresinden imza verebilirsiniz. Lütfen ayrıca olabildiğince geniş bir şekilde yayın. Boris ve onla aynı kaderi paylaşanlara mümkün olan en hızlı ve en güçlü desteği sunmak için harekete geçmemiz gerekiyor.

The Long Retreat, “sol hareketin gerilemesinin ve örgütsüzlüğünün” net bir teşhisi olsa da Boris’in geleceğe “iyimserlik ve coşkuyla” bakması etkileyici. Strugatski kardeşlerin Tanrı Olmak Zor İş adlı Sovyet dönemi bilim kurgu romanından, “iktidardaki bozlara” karşı mücadele hakkında dikkate değer bir alıntı yaparak bitiriyor kitabını.

Strugatski kardeşler “bilimin benzeri görülmemiş şekilde gelişmesinin ve bununla bağlantılı olarak toplumun olağanüstü geniş bir süreçle entelektüelleşmesinin eşlik ettiği, devasa bir toplumsal ayaklanmalar dönemi” öngörüyor. “Bozların vahşiliğiyle insanlığı Orta Çağ’a geri döndürecek son savaşlarını verecekleri bir dönem. Ama bu savaşta yenilgiyi tadacaklar ve sınıf baskısından özgürleşmiş bir toplumda, ebediyen ortadan kaybolacaklar.” Boris ile Rusya ve diğer yerlerdeki tüm savaş karşıtı mahkumların serbest bırakılmasına yardım etmek, bu özgürleşme mücadelesinde önemli bir adım olacaktır.

Alex Callinicos

Çeviri: Irmak Yavlal

Bültene kayıt ol