Hayatımıza sahip çıkıyoruz

23.12.2023 - 12:35
Dila Ak
Haberi paylaş

2023 yılı, getirdiği zorluklarla beraber dünyanın dört bir yanında mücadele dolu bir yıl olarak pek çok tarihi an yaşamamıza sebep oldu. Dünyanın nerede yaşandığından bağımsız olarak bu anların bazıları bizlere umut verirken, bazıları ise büyük acı ve öfke getirdi. 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun yayınladığı “1 Ocak-31 Ekim 2023/Kadın Cinayetleri” raporuna göre, bu tarihler arasında 350 kadın, erkekler tarafından katledildi. Bunların 112’si ilişki yaşadığı, 55’i boşanma ya da ayrılma aşamasında olduğu, 39’u aile içindeki, 10’u kızının/kardeşinin ya da annesinin bağlantılı olduğu, 23’ü tanıdığı bir erkek tarafından öldürülürken, 4’ünün kimliği belirlenememiş, 107’si ise şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmişti. 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu “2023 Kasım Ayı Raporu”na göre ise, Kasım Ayında 33 kadın cinayeti ve 24 şüpheli kadın ölümü kayıtlara geçti. Kasım ayında kadınların yüzde 42’si evli olduğu erkek tarafından öldürüldü, öldürülen kadınların yüzde 70’i evlerinde öldürülmüştü. 

Aşırı sağın kadın düşmanlığı

Kadın hareketi açısından 2023’ü değerlendirirken, sadece Türkiye’de değil dünyada aşırı sağ partilerin yükselişi gibi başat bir faktörü atlayamayız: Bu durum beraberinde kadınların (ve elbette ki aynı zamanda LGBTİ+’ların) hayatlarını ve haklarını tehdit etmeyi, baskılamayı ve tüm bunları görmezden gelmeyi de getirdi. 

Almanya (Alternatif -AfD- Partisi), Fransa (Marine Le Pen), İsveç (İsveç Demokratlar Partisi - SD), Avusturya (Avusturya Özgürlük Partisi'nin - FPÖ), Hollanda (Özgürlük Partisi - PVV), Danimarka (Danimarka Halk Partisi - DF), İtalya (İtalya'nın Kardeşleri - FdI & Kuzey Ligi - LN & Forza Italia - FI), Norveç (Sağ Parti - H & İlerleme Partisi - FrP) gibi ülkelerde yükselişe geçen ve hatta bazı yerlerde şu ana kadar aldıkları en yüksek oya ulaşmış olan sağ partiler, göçmen karşıtlıkları, kadın ve LGBTİ+ düşmanlıkları, aile kavramı etrafında kenetlenmiş olmaları ve vatan vurgusu yapmaları ile çok büyük benzerlikler gösteriyorlar. Kürtaj karşıtlıkları, kadını sadece anneliği üzerinden tanımlamaları ve aileyi yücelterek anneyi kutsallaştırmaları, kadını daha çok eve layık görmeleri gibi politikalarıyla, kadın hareketinin, bugüne kadar bin bir baskıya ve zorluğa rağmen, yıllarca verdikleri mücadeleler sonucunda elde ettikleri kazanımlarının önünde büyük bir engel oluşturuyorlar.

Fakat onlara karşı müthiş bir mücadele yürütülüyor. Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde kadın hareketi sokaklardan elini hiç çekmedi. Olanca gücüyle dayanıştı, ilham oldu, kazandı ya da kazanıma gidecek uzun süreçteki yolda, sokakları doldurarak isyan bayraklarını açtı.  

Kadınlar aralıksız mücadele etti

İstanbul Sözleşmesi'ni 1 Şubat 2018'de uygulamaya başlamış olan Almanya, sığınmacı ve göçmen kadınlara istinaden 2 maddeye çekince koymuştu. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, kadınların mücadelesi sonucunda, ocak ayının sonunda yaptığı açıklama ile, Şubat 2023 itibariyle, koyulan çekinceleri kaldırarak İstanbul Sözleşmesi’ni tam olarak uygulayacaklarının duyurusunu yaptı. 

İspanya, regl iznine dair yasal bir düzenleme getiren ilk Avrupa ülkesi oldu ve bu adımıyla diğer ülkelerdeki pek çok kadına ilham verdi. Düzenlemeye göre, 3 güne kadar regl izni alınabilirken, doktor değerlendirmesi ile bu izin 5 güne kadar çıkartılabiliyor ve bu ücretli regl izni sosyal güvenlik hizmeti tarafından karşılanıyor. Regl ürünlerinin okullar ve hapishanelerden ücretsiz edinilebilmesine ek olarak, yasa aynı zamanda 16 ve 17 yaşındakilerin kürtaj hakkından aile izni gerekmeden yararlanılabilmesini de sağlıyor. Son olarak, 16 yaşından büyük olanların tıbbi gözetim şartı aranmaksızın cinsiyet değiştirme hakkını da güvence altına alıyor. 

Benzer bir değişim Meksika’da da gerçekleşti; ülkede kürtajın federal suç olmaktan çıkarıldığı duyuruldu. 

Avrupa Birliği ise, kadın ve erkek arasındaki ücret ayrımcılığını ortadan kaldırabilmek amacıyla üye ülkelerdeki kurumlara şeffaflık zorunluluğu getirdi. Artık AB ülkeleri bu düzenlemeleri ulusal yasalarına dahil etmek zorunda. Ayrıca AB tarafından, cinsel şiddet faillerine yaptırım uygulanmaya başlanacak; kara listeye alınacak olan cinsel şiddet faillerine seyahat ve ticaret yasağı getirilecek. 

Kadınlardan Filistin için ses

İşgalci İsrail Devleti’nin Filistin halkına yönelik katliamı dünyanın pek çok yerinden seslerin yükselmesine sebep oldu. 

Abluka altına alınan hastane/okul/ev gibi kamusal alanların bombalanması ve sivillere yönelik soykırımın giderek yükselmesi sonucunda bu katliamın son bulması için dünyanın pek çok yerinde insanlar sokaklara döküldü, eylemler düzenledi. Dünyayla birlikte Türkiye halkları da Filistinlilerle dayanışma gösterdiler: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Mecidiyeköy’de sokağa çıkan Türkiye’deki kadınlar Filistin halkını unutmadı ve bir kez daha savaşın son bulmasına yönelik taleplerini haykırdı.

Dila Ak

(Sosyalist İşçi)

 

Bültene kayıt ol