İkinci yüzyılda cumhuriyet

01.11.2022 - 09:47
Hakan Tahmaz
Haberi paylaş

Cumhuriyet tarihi aynı zamanda darbeler, çatışmalar, siyasi ve ekonomik krizler, irili ufaklı savaşlar tarihidir.

Cumhuriyetin kurucu felsefesi ve yüz yıllık pratiği haklı olarak demokrasi, hukuk, insan hakları, özgürlük ve eşitlik gibi temel parametreler açısından sürekli tartışıldı, çok yönlü, sert ve yoğun eleştirilere tabi tutuldu.

Cumhuriyet; ülkelerin siyasal, bölgesel, sosyal ve kültürel koşullarının etkisi altında şekillenir. İran İslam Cumhuriyeti’nde olduğu gibi, her cumhuriyet mutlaka demokratik bir yönetim ve rejim demek değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni karakterize eden laik, üniter ve sosyal hukuk devleti iddiası her dönem gerilim, iç çatışma ve tartışma konusu olmuştur. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi hiç gündemden düşmemiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, Kürtler ve İslamcı çevreler Cumhuriyete karşı etkin bir direnç gösterdiler. Diğer etnik ve inançsal azınlıklar ise pasif direnç gösterdiler.

Prof. Mehmet Altan’ın, Türkiye Günlüğü dergisinin Ocak 1991 tarihli sayısında “İkinci Cumhuriyet Nedir, Ne değildir?” başlıklı yazısı yayınlanmıştı. Bu yazı sonrasında, cumhuriyetin demokratik özden yoksunluğuna yapılan vurgular arttı. Etnik, inançsal, kültürel ve siyasal alanda eşitlikçi, çoğulcu yeni bir cumhuriyet tartışması daha da yaygınlaştı.

Krizden krize sürüklenen Türkiye’de, bugüne kadar bu tartışmaları, çatışmaları sonlandıracak  ve sorunların çözümünü sağlayacak yeterli adımlar atılmadı. Aksine ülke bugün tarihinin en derin, en yaygın kronikleşmiş siyasal kriz ve ekonomik buhranı altında, sistem krizi yaşıyor.

Bu krizin nasıl bir şekil alacağı veya çıkış yolu bulunacağı, 2023 yılında yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekilleri genel seçimlerinde belli olacak.

Sekiz ay sonraki seçimler, Cumhuriyetin yüzüncü yılı olması nedeniyle değil, tam da bu nedenle kritik önemde. Yüz yıldır çözülememiş/çözülmek istenmeyen sorunların kaderi belli olacak.

Bu nedenledir ki, iktidar ve parlamento içi/dışı bütün muhalif partiler, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında nasıl bir Türkiye” sorusuna yanıt vermek zorundalar.

İktidarın AK Parti Cumhuriyeti 

Yirmi yıllık iktidar partisinin lideri, 28 Ekim 2022 Cuma günü “Türkiye’nin Yüzyılı” vizyon belgesini açıkladı.

Açıklanan aslında, iktidar partisinin 2023 seçim manifestosu niteliğinde. Belgede yeni tek bir şey yok. İsminden de anlaşılacağı gibi ihtiraslarla dolu ve dünyaya hükmetme iddiasıyla, muhalefete ve tabanına güç gösterisi yapmak için hazırlanmış bir belge. Seçimleri kazanmaları durumunda, geleceğimizin daha bir faşizan olacağının işareti verildi.

İktidarın cumhuriyetinde yirmi yıldır olduğu gibi yalnızca iktidara destek verenlere, saraya biat edenlere yer var. AK Parti Cumhuriyeti belgeseli.

Yeni yüzyılda muhalefet  

Muhalefet için son dönemde elmalarla armutların bir sepete doldurulması söz konusu. “Artık sağ-sol ayrımı kalmadı” değerlendirmesi yapılarak milliyetçi, sol, sosyal demokrat, muhafazakâr ve sosyalist siyasal kesimlerin aynı hatta buluşmalarını bekleyen nafile bir çaba ve söylemleri şimdilik bir kenara bırakalım. Bu söylemin ve çabanın aslında bir algı yaratma olduğunu belirtmekle yetinelim.

Ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlar, krizin boyutları nedeniyle, ancak bütün muhalefetin en asgari demokratik ortak paydada geniş birlikteliği ile çözülebilir. Bu süreç, temel siyasal prensipler yok sayılmadan yürütülmek zorundadır.

Bu birlikteliğin ne, nasıl ve hangi rotada gelişeceğini; partiler, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, gazeteciler, sendikalar, meslek örgütleri, aydınlar, sanatçılar ve kanaat önderlerinden oluşan geniş demokratik muhalefet hareketi belirleyecek.

Bu kapsamda seçim sürecinde demokratik muhalefet güçlerinin kapsama alanına giren ve yeni bir cumhuriyetin inşası iddiasında olan üç farklı “ortak güç” ortaya çıktı.

Sosyalist Güç Birliği partilerinin 29 Ekim  açıklamasında yer alan “Geçmiş Cumhuriyetin bağımsızlıkçı, laik, aydınlanmacı karakterini sahiplenmeye devam edeceğiz” cümlesinde ifade edildiği gibi, seçimlerde hedefleri, CHP’nin muhafazakâr kesimleri merkeze alan açılımla boşaltacağı devlet laisizmi alanını doldurmak. Bu da küçük hesaplar peşinde olduklarının bir göstergesi.

Emek ve Özgürlük İttifakı ile Altılı Masa’nın bu kapsamda nasıl bir yola gireceği ise henüz netleşmiş değil.

Ancak her iki ittifak da, 2023 seçimlerinde Türkiye’nin krizini aşmak ve yeni bir cumhuriyet inşa etmek istiyorlarsa; HDP’nin  27 Eylül 2022 tarihinde açıkladığı “Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nun ve CHP’nin 2021 kurultayında benimsediği “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”nin muhtevasındaki demokratik ortak siyasal paydayı, kendilerine yol pusulası olarak belirlemeliler.

Başka bir cumhuriyet 

Cumhuriyetin ikinci yüz yılında her alanda tam demokrasi ve evrensel insancıl hukuk geçerli olmalı. Mutlak toplumsal barışın kapısını açacak bir yaklaşım sergilenmeli. Ekonomik ve sosyal adaletçi bir yaklaşımla, çevre dostu bir kalkınma modeli ortaya konmalı, başka çıkış yolu yok. Cinsiyetçi olmayan ve cinsel yönelim tercihlerine saygı duyan bir cumhuriyet inşa edilmeli.

Cumhuriyetin kurucu felsefesinin temel direkleri olan devlet laisizmi, demokratik ve özgürlükçü laikliğe; tekçi üniter devlet ilkesi, çoğulcu ve ademi merkeziyetçi bir  idari yapıya ve anlayışa dönüştürülmeli. Piyasacı ekonomik sosyal politikalar, sosyal adaletçi ve eşitlikçi, kamucu ve demokratik politikalara dönüştürmeli.

Hakan Tahmaz

 

Bültene kayıt ol