Nuran Yüce

Nuran Yüce son yazıları

Nuran Yüce tüm yazıları

10.01.2019 - 08:22

Poşet, 25 kuruş ve çevre kirliliği

1 Ocak 2019 itibariyle belli boy ve kalınlıktaki plastik poşetler 25 kuruştan satılmaya başlandı. Şimdilik belirlenen satış fiyatı bu, yapılan düzenleme ile fiyat 50 kuruşa kadar artabilir.

“Çevre kirliliğinin önlenmesi” amacıyla hayata geçen bu uygulama ile Türkiye’de kişi başı yıllık 440 adet plastik poşet kullanımının en kısa sürede yüzde 90 oranında azaltılması, 2025 yılında ise 40 adete düşürülmesi hedefleniyor.  Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, poşetlerin satılmaya başlanmasının dört gün sonrasında yaptığı bir açıklamada bu kısacık süre içinde bile poşet kullanımının yaklaşık yüzde 50 azaldığını söyledi.

Satış çevre kirliliğini önler mi, kimin yararına?

25 kuruşa satılan poşetlerin 10 kuruşunu firmalar, 15 kuruşunu da Bakanlık bu atıkların geri toplanması, çevreye ve doğaya olan hizmetlerin artırılması için kaynak olarak kullanmak üzere alacak. Öncelikle bu paylaşımın ilk kısmı poşet üretim firmalarının gelirlerinin azalmamasının garanti altına alındığını gösteriyor. Firmalara çevresel hiçbir maliyet yüklemeyen, üretim maliyeti düşük poşetlerin her birinin 10 kuruşa satılması ile poşet tüketim miktarı düşse de şirketlerin kayıplarının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Sadece poşetler değil, tüm ambalajlı ürünlerin yarattığı çevresel kirlilik yıkıcı boyutlarda. Ama bunların üretimlerini yapan firmalar her yıl üretim miktarını, cirolarını, kârlarını ne kadar artırdıklarıyla ve gelişen pazarlar olduklarıyla övünüyorlar. Poşet kullanımını azaltmanın tek yöntemi fiyatlandırılması değildir. Fiyatlandırma kapitalist sistemin her daim, her meselede sunduğu bir çözüm ve bundan tek çıkar sağlayan da şirketler oluyor. Türkiye bu uygulamaya yeni geçse de, poşet satışını uzun zamandır uygulayan ülkeler var ve tüketimde kayda değer bir düşüş sağlanmış değil. Şimdiden büyük marketlerin önünde daha ucuza poşet satan satıcılar iş yapmaya başladı. Markete girmeden önce insanlar kapıda bunlardan alıp, içeriye giriyor. Oysa insanların alışverişleri sırasında poşet istememeleri halinde yaptıkları alışveriş tutarından 1-2 liralık indirim yapılabilir. Bunu marketin kapısında daha ucuza poşet satanlar yapamaz. Hedef poşet tüketimini azaltmaksa emin olun, bu yöntem poşet kullanımını daha fazla azaltacaktır.. Bakan bey poşetlerin satışlarıyla birlikte kullanımı da yüzde 50 azaldı diyor, ne kadar doğru olduğunu bilemiyoruz. Ama bunun bir çevresel bilinç ile gönüllü bir katılımla gerçekleşmediğini hepimiz biliyoruz. İnsanların büyük çoğunluğu 2-3 liranın hesabını yapmak zorunda bırakıldıkları, her şeye zam geldiği, her şey paralı hale getirildiği için öfke duyuyor ve poşet almıyorlar. İçinde bulunduğumuz ekolojik yıkımı durdurmak için milyonlarca insanın gönüllü desteğine, katılımına ihtiyacımız var. Çevresel yıkımdan bizzat sorumlu olan, bundan kâr elde eden şirketlere hiçbir maliyet yüklemeyen, şirketlerin çıkarlarının gözetildiği çözümler ne soruna çözüm olabilir ne de toplumsal destek bulabilir.

Bakanlığın alacağı 15 kuruş ile bu atıkların toplanmasına kaynak yaratılması ise bir göz boyamadan ibaret. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum plastik poşetlerin geri toplanarak yeniden üretilme maliyetinin yüksek olması nedeniyle ancak yüzde 1 oranında geri toplanıldığını açıkladı. Bakanlığın bu yüksek maliyete katlanacağının garantisi yok. Tüketim miktarı düşse bile poşetler yine suyu, toprağı, çevreyi kirletmeye devam edecek. Bugüne kadar oluşturulan çevre kaynaklarının çevreye kullanılmadığı, deprem fonlarının otoyollara, işsizlik fonlarının farklı alanlara aktarıldığı uygulamalara da aşinayız. Ayrıca hükümet çevresel kaygılarında samimiyse, tüketim üzerinden değil bizzat poşet üretimini yasaklayan, bu alanda çalışanlara çevre dostu işlerde istihdam garantisi sağlayan ve kapı kapı dolaşıp her eve ücretsiz bir file dağıtımı yapacağı bir programı hemen açıklayabilir.

Nuran Yüce

(Sosyalist İşçi)

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol