(Video) Vicdan Mahkemesi toplandı: İsrail savaş, soykırım, ırkçılık ve insanlık suçları işliyor

24.03.2024 - 13:38
Haberi paylaş

İsrail savaş suçları ve soykırımı girişimi İstanbul'da toplanan Vicdan Mahkemesi'nde yargılandı. Filistin'e Özgürlük Platformu aktivistleri kararı Şişhane'de yaptıkları eylemde duyurdu.

Taksim'de yurtdışından, Filistin'den ve Türkiye'den çok sayıda katılımcı Taksim'de tam gün süren Vicdan Mahkemesi'nde buluştu.

15 masanın hazırladığı raporlar, tek tek sunuldu. Ramallah ve Gazze'den Filistin tanıklar, sesli ve videolu mesajlarla yaşanan vahşeti duyurdu.

Mahkeme heyeti Vicdan Mahkemesi heyeti; Mehmet Ali Devecioğlu, Melek Ulagay Taylan, Selim Deringil, Fatma Akdokur, Filiz Kerestecioğlu ve Erdal Doğan‘dandı.

Sadece 7 Ekim 2023 sonrası değil 1948'deki Nakba'dan bu yana süren İsrail'in savaş ve işgal suçları ele alındı.

Filistin'e Özgürlük Platformu'nun hazırladığı iddianame ve masa raporları önümüzdeki günlerde adresinden vicdanmahkemesi.org yayınlacak.

Vicdan Mahkemesi'nin tamamını aşağıdan izleyebilirsiniz:

Şişhane'de protesto

Mahkemenin ardından katılımcılar Şişhane'de basın açıklaması yaptı.

"Öz öz özgürlük, Filistin'e özgürlük", "Netanyahu hesap ver, bugün kaç çocuk öldürdün", "Katil İsrail, katil ABD", "Durdur durdur gemileri, sevkiyatı, soykırımı durdur", "Nehirden denize özgür Filistin" sloganlarının atıldığı eylemde karar da okundu.

Vicdan Mahkemesi karar metni:

Tüm gün birlikte bu salonda ve canlı yayında Gazze’de yaşanan felaketlere tanıklık ettiğimiz arkadaşlar; Vicdan Mahkememiz tamamlandı. İddialar, tanıklıklar, uluslararası tanıklıklar, belgeler, kanıtlar arka arkaya sunuldu. Hep birlikte izledik. Şuna eminiz ki vicdanlarımızda İsrail Devleti/Netanyahu Hükümeti suçludur. Buna şüphe yok. İddianamede yer aldığı gibi, 07 Ekim – 14 Mart verilerine göre 14,861’i çocuk, 40,042 kişi öldürülmüştür. 10 binden fazla insanın hâlâ kayıp olduğu, enkaz altında kalarak öldüğü tahmin ediliyor. 60 bini aşkın Filistinli de ağır bedensel ve ruhsal hasara uğrayarak yaralanmıştır. İsrail Devleti Gazze’nin tüm mahalleleri de dahil olmak üzere geniş alanlarını harabeye çevirmiş ve 355 binden fazla Filistinlinin evinin yanı sıra geniş tarım arazilerini, fırınlarını, okullarını, üniversitelerini, işyerlerini, ibadethanelerini, mezarlıklarını, kültürel ve arkeolojik alanları, belediye ve mahkeme binalarını, su ve sıhhi tesisler ile elektrik şebekeleri de dahil olmak üzere hayati önem taşıyan altyapıyı tahrip etmiş ya da yıkmış, Filistin tıp ve sağlık sistemine yönelik amansız bir saldırı sürdürmüştür.

Bu veriler bizim açımızdan   12 Ocak 1951’de yürürlüğe giren Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2. maddesine göre çok açık bir soykırım girişimidir.

Bugün tanık olduğumuz tüm belgeler, konuşmalar ve tanıklıklar İsrail Devleti’nin soykırım ve savaş suçu işlediğini de ortaya koyuyor. Şu anda biz burada toplantıdayken, savaş suçları aralıksız bir şekilde sürüyor.

Bizim açımızdan 7 Ekim’den beri süren tüm gelişmeler, aynı zamanda, 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe giren “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”nin İsrail Devleti tarafından ayaklar altına alındığını da gösteriyor. Gazze’de uygulanan şiddetin kadınlar açısından ne anlama geldiğini biliyoruz: Cinsel şiddet ve işkence vakaları, tıbbi yardıma erişimin engellenmesi, kadınların keyfi olarak göz altına alınmaları, yağmurda-soğukta bir kafeste tutuldukları, yemek, ilaç, ped gibi ihtiyaçlara erişimin engellendiği, aşağılayıcı koşullarda fotoğraflarının çekildiği kayıt altına alınmıştır.

Tanıklıklar bize 1925’te imzalanan Cenevre Protokolü’yle savaş sırasında kullanımı yasaklanan kimyasal gazların İsrail Devleti tarafından kullanıldığını ve bu devletin savaş suçu işlediğini bir kez daha ispatlamıştır.

Uluslararası teamüller arasındaki ayrım ilkesini gözetmeyen İsrail Devleti/Netanyahu Hükümeti, askeri hedefler ile sivil hedefler arasında ayrım yapmamış, askeri operasyonlarla hem sivil halka hem de sivil altyapıya zarar vermiştir. Öyle ki Batı Şeria’daki Filistinli okul binaları veya mülkleri, 2010’dan Nisan 2018’e kadar en az 16 kez İsrail askeri makamları tarafından yıkılmış veya el konulmuştur. 2016’dan bu yana ise sivil altyapı tahrip ve yıkımlarına ilişkin kayıt altına alınan 12 olay yaşanmıştır.

İsrail Devleti’nin uyguladığı şiddet çok ağır ve Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda başlattığı davada bu devlet çoktan soykırımcılıkla damgalandı. Bizim bugün tanık olduğumuz, izlediğimiz ve tespit ettiğimiz tüm olgular şunu gösteriyor: İsrail Devleti çok açık bir şekilde dünyanın gözünün içine baka baka SAVAŞ SUÇU, SOYKIRIM SUÇU, IRK AYRIMCILIĞI ve İNSANLIĞA KARŞI SUÇ işliyor. Kendisini insan hakkı ihlalleri konusunda hiçbir kural ve kurum tarafından engellenemez olarak görüyor. Bu açıdan Uluslararası Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, Uluslararası İnsancıl Hukuka dair Cenevre Sözleşmeleri, Tarihi Eserlerin, Sanatsal Kurumların ve Bilimsel Yapıtların Korunmasına Dair Washington Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Olağanüstü ve Silahlı Çatışma Hallerinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına Dair Bildiri ve diğer Uluslararası Sözleşmeleri ihlal ediyor.

İsrail Devleti/Netanyahu Hükümeti’nin her düzeyde suç işlemeye devam etmesinin engellenmesi, İsrail Devleti’nin hiçbir şekilde bağlayıcı olarak görmediği uluslararası sözleşmelere uymaya zorlanması ve işlediği suçların hesabını vermesi ama her şeyden önce hemen, hiç vakit kaybetmeden Gazze’de acil bir ateşkesin ilan edilmesi Vicdan Heyeti ve eminiz ki buradaki tüm arkadaşlarımız açısından ortak talebimiz olarak öne çıkıyor.

Biz en başından beri, yargı dağıtan bir kurum değil, kalbi Gazze’yle atan küresel işgal karşıtlarının bir parçası olarak hareket eden insanlar olduğumuzun altını çizdik. Amacımız 21. yüzyılın bu vahşetinin, soykırımın kanıksanmasına hayır demek.

Amacımız Gazze’de bizden kopartılıp alınan her bir Gazzelinin, işçinin, yoksulun, kadının LGBT+’nın, yaşlının, çocuğun ve tüm canlıların unutulmayacağını göstermek.

Amacımız bugün Vicdan Mahkemesi’ne Refah’tan bağlanan Filistinli arkadaşımıza yalnız olmadığını, Gazze’yle dayanışan kocaman bir vicdan hareketi olduğunu göstermek.

Amacımız alarm zillerini çalmak.

Amacımız tüm dünyayla birlilkte tüm dünyanın gözünü bu soykırım girişimine odaklamak.

Amacımız uyarmak.

İsrail Devleti bunu tek başına yapmıyor. Arkasında Batı bloku devletleri var, ABD var. Artık soykırım suçunun destekçisidir bu devletler.

Türkiye de dahil bölgede İsrail Devleti’yle ikili anlaşmaları ve ticari ilişkileri sürdüren tüm devletler, şundan emin olsunlar ki tüm dünyanın ezilenlerinin gözünde, soykırımcı bir devletle sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki İsrail Devleti’nin 40 binden fazla Gazzeliyi öldürmesi hayatın olağan akışıymış gibi ilişki sürdürmek ağır bir suçtur.

Biz, tüm dünyadaki vicdan sahibi insanları, zaten ayakta olanları, Gazze için küresel bir direnişin ateşini yakarak kendi hükümetlerini İsrail Devleti’yle ilişkileri kesmeye zorlayanları, Gazze’de ateşkes ilan edilene ve İsrail Devleti tüm bu suçlarından yargılanana kadar mücadeleyi büyütmeye, hep beraber, çok daha büyük, çok daha kararlı, çok daha birleşik bir hareketi örmeye, daha kapsayıcı ve daha kararlı davranmaya çağırıyoruz.

Bu vicdan hareketini büyütmek zorundayız.

Bugün 15 masa, işçiler, kadınlar ve LGBTİ+lar, çocuklar, ekoloji aktivistleri, akademisyenler, mimarlar, sağlıkçılar, öğretmenler, hukukçular, sanatçılar herkes, hepimiz, göçmenler, Filistinliler hep birlikte Gazze’de gerçekleşen soykırıma dikkat çektik.

Bizler, ilk yola çıktığımızda, Gazze’deki soykırıma karşı çıkarken, asla ama asla, Yahudileri suçlayan ayrımcı bir dile kapı aralamadık. Irkçılığı makul göremeyiz. İsrail Devleti’nin suçlarının sorumlusu Yahudiler değil İsrail Devleti’dir.

Değerli arkadaşlar, çağrımız savaş yorgunu tüm dünya halklarına. Şimdi hep beraber işgali ve soykırımı durdurmak için sesimizi yükseltme, Filistin halkıyla dayanışma mücadelemizi büyütme zamanıdır.

23.03.2024

Vicdan Mahkemesi 

Vicdan Heyeti

Bültene kayıt ol