Antikapitalist Blok ekmeğimizin, adaletin, özgürlüğün ve barışın garantisidir

12.10.2020 - 08:53

 DSİP MK üyesi Ozan Tekin ile röportaj.

Çeşitli sosyal hareket ve kampanyalarda yer alan aktivistler, 17 Ağustos’ta bir çağrıda bulundu ve çağrıyı imzaya açtı. çağrısı şu cümle ile sonlanıyor: “İşçi sınıfının her düzeyde birliğini savunan, Kürtleri ve göçmenleri savunan, kadın ve LGBTİ+ haklarını savunan, iklim krizine karşı mücadele eden bir antikapitalist blokta birlikte mücadele edelim.”

Marksist.org olarak, çağrıya imza verenlerle “Nasıl bir Antikapitalist Blok” konusunda çeşitli röportajlar yaptık. Her hafta bu röportajları yayınlamaya devam ediyoruz. Son olarak DSİP MK üyesi Ozan Tekin sorularımızı cevapladı:

Pandemi dönemi kapitalizmin gerçek yüzünü ortaya çıkardı mı, dünyada ve Türkiye’de kapitalizmin durumu konusunda ne diyebilirsiniz?

Ozan Tekin: Salgın eşitsizlikleri hem görünür kıldı hem de derinleştirdi. Dünyanın çeşitli yerlerinde, hükümetler, salgına yönelik ilk önlem olarak çeşitli düzeylerde egemen sınıfı koruyan paketleri gündeme getirdiler. Bazı ülkelerde işçilere biraz daha fazla yardım edildi, bazılarında daha az. Ama asıl önemli olan hepsinde sermayenin korunmasıydı. Tıpkı 2008 krizinden sonra, işçiler birçok ülkede kesinti politikalarına mahkûm edilirken, şirketleri kurtarmak için trilyonlarca doların harcanması gibi.

Üstelik şunu görüyoruz: Virüsün ikinci dalgası karşısında hiçbir ülkede ciddi bir karantina önlemi olmayacak. Ekonomileri durdurmaktansa, ölmemizi tercih ediyorlar! Kapitalizmin kâr anlayışıyla sıradan insanların hayatı karşı karşıya geliyor ve egemen sınıfın tercihi belli. Oysa yoksullara yardım ederek virüsün yayılmasını engelleyecek önlemleri almamızı sağlayacak kaynaklar var. Sorun, kaynakların insanların ihtiyaçları doğrultusunda seferber edilmediği bir toplumda yaşıyor olmamızda.

Dünyada ezilenlerin mücadelelerinin bugün geldiği nokta için neler diyebilirsiniz? İşçiler, emekçiler, siyahlar, kadınlar, ezilenler hakları için nasıl ve nerelerde mücadele ediyorlar?

Ezilenlerin nasıl mücadele ettiğini takip etmek için en iyi kaynak egemen sınıf yayınlarıdır. The Economist “Protestonun gücü” diye makale yayınlıyor. Financial Times, “muhalefet adına parlamentonun yerini sokağın aldığını” analiz ediyor, “Yaz bittiğinde Black Lives Matter protestoları bitmeyecek” diyor. Bloomberg’e göre salgın dönemini sosyal isyanlar takip edecek. Covid-19’un iki ayında yalnızca ABD’de 200’den fazla grev oldu. Dünyanın farklı yerlerinde gerekli tedbirler alınmadan çalıştırılan işçiler, sağlıkçılar isyan etti. Üstüne ABD’deki George Floyd protestoları ve bunla dayanışma eylemleri geldi. 2019’un küresel isyanının bakiyesi olan Lübnan ve Hong Kong’da eylemciler sokaklara çıktı. Pandemik-ekonomik-ekolojik krizin olduğu bir dünyada eski normale dönüşün koşulları yok. Ya otoriter liderler, yükselen aşırı sağ, ABD’de sokakları kontrol etmeyi amaçlayan çeteler galip gelecek… Ya da emekçilerin, ezilenlerin alternatifleri yeni bir dünyayı kurmak için öne çıkacak.

İşçi sınıfı tüm katmanlarıyla böylesi alternatifler için mücadele ediyor. Ancak bütün bu hareketlerin içinde antikapitalist odakların, devrimci örgütlenmelerin eksikliğini hissediyoruz.

Seçimleri kazanmak için mücadele etmekle, antikapitalist bloklar karşı karşıya getirilebilir mi, yoksa iki platform da kullanılmalı mıdır?

Elbette seçimler işçi sınıfının politize olduğu süreçlerdir ve önemlidir. Biz bunları asla yadsımayız, küçümsemeyiz. Ancak sadece seçimlere odaklanan, geri kalan her tür muhalefeti, direnişi bunun alt başlığına indirgeyen bir muhalefet anlayışının da çözüm olmadığını görüyoruz.

ABD’de sokağa çıkan radikal hareketler, Biden diye birine mahkûm olmak zorunda mı? George Floyd alçakça öldürülmüş, adamın “reform” talebi polisin siyahların öldürmek yerine bacağından vurması! “Vurmayacaksın” demek için illa antikapitalist olmak gerekiyor belli ki.

Türkiye’ye dönelim. İktidarın dış politikadaki hamlelerini destekleyen, Suriye’deki askeri operasyonların destekçisi, Ayasofya kararına ses çıkarmayan, göçmen düşmanı CHP ile ortak hareket edilebilir mi? Çocuğunun eşcinsel olmasını istemeyen Meral Akşener’in partisinin Türkiye ezilenleriyle ne ilgisi var?

Seçimler ve sosyal mücadeleler birbirine destekleyen süreçler olabilir. Sokak ve işyeri eylemlilikleriyle desteklenmeyen bir seçim stratejisi ise hem egemen sınıf partilerinin kuyrukçusu olmakla sonuçlanır hem de pek bir işe yaramaz. Bugün Belarus’ta insanlar, seçimlerde gasp edilen haklarını almak için sokaklarda ve işyerlerinde direniyor.

İktidarı eleştirme, onun sağcı uygulamalarına karşı çıkma konusunda muhalefetin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP diyor ki, “Macron sen bu işe karışma, bu bizim milli meselemiz”. Macron hayranı değiliz ama yerli-milli ulusal birlik projesinin de parçası değiliz!

İyi Parti’nin Mavi Vatan tezlerine nasıl bir itirazı var?

Saadet Partisi, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı!

DEVA ve Gelecek partilerinin kurucuları, Gezi direnişine katılan aktivistlere dava açan koalisyonun bir parçası…

Kürt sorununda barışı savunan, Ermenilere yönelik ırkçılığa karşı çıkan, göçmenleri koşulsuz savunan, altemperyalist yayılmacılığa karşı olan bir düzen partisi yok. Dolayısıyla asında tutumları muhalif bile değil.

Biz antikapitalist blok derken bunlardan ayrışan, gerçek bir muhalefeti örmeyi kastediyoruz.

Antikapitalist bir blokta kimler yer almalı ve mücadele etmelidir?

“Krizin faturasını patronlar ödesin” diyen işçiler, ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı olanlar, devletin yoğun bir şekilde pompaladığı her bilgiden şüphe edenler, iklim krizini dert edinip gezegeni kurtarmak isteyenler, kadınlara ve LGBTİ+ bireylere yönelik toplumsal cinsiyet eşitsizliğini reddedenler, türcülüğe karşı mücadele verenler, doğanın sermaye tarafından tahrip edilmesine itiraz edenler, tüm ayrımcılıklara karşı işçi sınıfının birliğini savunanlar, tereddütsüz “Göçmenler kardeşimizdir!” diyenler bir araya gelmeli ve birlikte mücadele etmeli.

AKP-MHP koalisyonunun tabanının eridiğini görüyoruz. Ama bu bize yetmez. Ancak böylesi bir birliktelik, böyle bir cephe gerçekten demokratik kazanımları elde edip korumamızı sağlayabilir. Antikapitalist Blok ekmeğimizin, adaletin, özgürlüğün ve barışın garantisidir.

Teşekkür ederiz



Bültene kayıt ol