Yönetenler salgını unuttu, enfeksiyon kontrolden çıkıyor

11.07.2020 - 09:43

Yönetenler koronavirüs yokmuş gibi davransa da salgın yeni rekorlar kırarak kontrol edilemez noktaya yaklaşıyor.

Koronavirüs (Kovid-19) tespit edilen kişi sayısı, dünya genelinde 12 milyon 600 bin kişiyi geçti.

8 Temmuz günü 278 bin kişinin enfeksiyona yakalanmış olmasıysa, bir günlük hastalanan sayısı açısından bir rekor.

Salgının birinci dalgası sürerken, bilim insanlarına göre henüz tepe noktasına varılmış değil.

Karantina ve sokağa çıkma yasaklarıyla geçen dönem boyunca koronavirüsün yayılma hızı bir ölçüde yavaşlatılsa da salgın durdurulamadı. Neredeyse hiçbir hükümet yaygın test ve sağlık taramasına yanaşmadı. Son olaraksa sıf kapitalist ekonomik gerekçelerle normalleşme kararı alındı. 

Üretimin ve tüketimin teşvik edilmesi adına 1 Haziran'dan bu yana dünyaya hakim olan gevşeme politikası ile birlikte birçok önlem ortadan kalkmış, bireysel önlemler de hızla gevşemiş, unutuluyor durumda.

Kapitalizmin yarattığı son salgın, yine kapitalizm tarafından tehlikeli boyutlara taşınıyor. İlacı ve aşısı olmayan bu hastalık yokmuş gibi davranılması, sonbaharda çok daha vahim bir tablo yaratabilir.

Aşırı sağın getirdiği yıkım

2019 sonlarında Çin'de baş gösteren salgın 22 Ocak'ta birçok ülkede görülmeye başlandı. Temmuz ayı itibarıyla en fazla vaka ve toplu ölümlerin yaşandığı üç ülke de ırkçı aşırı sağ liderler tarafından yönetiliyor.

1. ABD: Maske takmayı reddeden ve taraftarlarını koronavirüs tedbirlerine karşı harekete geçiren ırkçı Trump, Koronavirüs'e iyi gelmediği halde bir sıtma ilacını ulusal politika haline getirdi. Trump yönetimi salgını hafife alırken, özel sağlık sistemi salgınla baş edemedi. ABD'de toplam işgücünün üçte biri işsiz kalırken, Beyaz saray üretimi başlatma kararı aldı. Şu ana dek 136 binden fala insanın hayatını kaybetti, 3 milyon 300 Amerikalı enfekte olmuş durumda. Bu rakam ABD nüfusunun yaklaşık yüzde birine denk geliyor ki Trump'ın sorumsuz sağcılığı yüzünden kontrolden çıkmış durumda. Mayıs ayında üretimin başlatıldığı birçok eyalette bugün koronavirüs rekorları kırılırken, açılma politikasından geriye dönüş kararları da alınmaya başlandı. Salgın Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde belirleyici olabilir. Kazanan yine Trump olursa ABD nüfusu büyük bölümü enfekte olabilir, çok sayıda kişi hayatını kaybedebilir. 

2. Brezilya: Koronavirüsü "bahar nezlesine" benzeten emekli asker Bolsonaro, salgına karşı önlem almayı ısrarla reddeden lider olarak tarihe geçti. Yüksek nüfus ve yapılaşmanın varolduğu ülkede yoksulların hayatı hiçe sayılırken, Bolsonaro'nun taraftarlarına yaptırdığı eylemlerde koronavirüse karşı önlemlerin reddi ve 1980'deki askeri diktatörlük dönemine dönüş gibi talepler öne çıktı. Brezilya'da 1 milyon 800 binden fazla kişi enfekte olurken, 70 binden fazla hayatını kaybetti. Son olarak aşırı sağcı Bolsonaro da enfekte oldu. Testinin pozitif çıktığını açıkladığı kapalı salondaki basın toplantısında maskesini çıkaran Bolsonaro, bazı gazetecilerin karantinaya alınmasına neden oldu. O iktidarda kaldığı sürece Brezilya'da emekçiler ve ezilenler bir tür soykırım tehdidi altında.

3. Hindistan: Salgının hızla yayıldığı yüksek nüfuslu ülke Modi adlı bir ırkçı tarafından yönetiliyor. Modi yönetimi, bütün hükümetler gibi başta salgını ciddiye almadı. Tehlike kendini gösterdiğinde ise polisiye tebdirlerle salgını durdurmaya kalktı. 20 günlük sokağa çıkma yasaklarının koronavirüsü önleyemeyeceği de kanıtlanmış oldu. 822 binden fazla kişi enfekte olurken, 22 binden fazla insan hayatını kaybetti.

Türkiye'de kontrol altında mı?

Enfekte ülkeler sıralamasında 15. sırada olan Türkiye'de 210 binden fazla kişi enfekte olmuş durumda ve 5 bin 300'den fazla insan hayatını kaybetti. Sokağa çıkma yasağı ve kısıtlamalarla sağlık sisteminin çökmesi önlendi, bu da ölüm oranını aşağıda tuttu. Fakat enfeksiyonun kontrol altına alınamadığı Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyeleri tarafından sık sık dile getiriliyor.

Günlük vaka sayısı binin altına indirilemezken, neredeyse tüm önlemler gevşetildi. Bilim insanlarına göre belirti göstermeden hastalığı yayan taşıyıcılar kayıtlı vakaların 10 katı olabilir. 

Öte yandan Erdoğan yönetimi yaygın test yapmıyor. Marksist.org'un ulaştığı İstanbul'daki bir  kamu çalışanı, rahatsızlanarak hastaneye gitti. Devlet hastanesinde daha da kötüleşince akciğer tomografisi çekildi. Enfeksiyon tomografide görülmediği gerekçesiyle PCR testi yapılmadı. İşyerinde günde 100-200 kişiyle muhatap olduğunu söyleyen işçi, test talep etse de yönetimin kararı sebebiyle testi yapılmadı. Özel hastanede yapılan testi ise pozitif çıktı.

Hastalık belirtileriyle hastaneye başvuranlar arasındaki bir kısım hastanın durumu günlük verilerde açıklanıyor. Genel test-tarama yapılmadığı için virüs taşıyıcıları tam olarak tespit edilemiyor ve gerçek rakam verilerin hep üzerinde.

Sağlık Bakanlığı yayınladığı koronavirüs harita ve il rakamlarına göre toplam hastaların yarısı İstanbul'dan. Tek tek ilçelere bakıldığında işçilerin ve işsizlerin yoğun olarak yaşadıkları/çalıştıkları yerlerde yüksek enfeksiyon riski devam ediyor. DİSK'in yaptığı son araştırma kapalı işyelerinde çalışan sendika üyelerinin hastalıktan yoğun olarak etkilendiğini ortaya koydu.

Çok sayıda kişiyle teması içeren işkollarında çalışan işçiler başta olmak üzere kapalı mekanda ve mesafesiz çalışan tüm çalışanlara düzenli test yapılmalı. Aksi taktirde birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de salgın bütün yıkıcılığıyla etkili olabilir.

Test, güvenli çalışma koşullarının sağlanması, koronavirüsün iş hastalığı olarak kabul edilmesi gibi  birçok gerekliliğin sağlanması ABD, Brezilya, Hindistan'da olduğu gibi Türkiye'de emekçilerin mücadelesiyle mümkün olabilir.

Volkan Akyıldırım



Bültene kayıt ol