Hong Kong halkı yeni yasaları kabul etmiyor

05.07.2020 - 08:12

2019 yılındaki küresel isyan dalgasının kritik halkalarından biri olan Hong Kong’da, hükümetin yeni geçirdiği yasa tasarılarına karşı hareket sokaklara geri döndü.

Yeni yasa, Çin’in siyasi muhalefet üzerinde baskı kurmasına olanak tanıyan birçok güvenlik önlemini içeriyor.

Buna karşı Hong Kong’un birçok noktasında Çarşamba günü öfkeli eylemler düzenlendi.

Polisin eylem yasağına rağmen yapılan protestoda bağımsızlık bayrakları taşındı, “özgürlük için mücadele” sloganları atıldı.

Çevik kuvvet polisi göstericilere gözyaşartıcı gaz ve plastic mermi sıkarak saldırdı, 400 kişi gözaltına alındı.

Çarşamba günü detayları belli olan yeni yasa tasarısı, “ayrılıkçılık”, “yıkıcılık”, “terörizm” ve “dış güçlerle işbirliği” gibi suçların ömür boyu hapisle cezalandırılmasını öngörüyor.

“Politik bir ajandayı takip ederek” kamusal ulaşımı veya kamusal hizmetleri engelleyen herkes bu yasaya göre terörist olarak tanımlanıyor. Bu, hak arayışlarında kullanılan grev veya yol kesme eylemlerinin terörizm suçu kapsamına alınıp müebbet hapisle cezalandırılmasına yol açacak.

Çin, Hong Kong’da yeni bir güvenlik kuvveti kuruyor. Bunun yanı sıra faaliyetleri gizli olan ve hukuka tabi olmayan bir komite hazırlığı yapılıyor. “Ulusal güvenlik” ile ilgili davalarda Çin’in müdahale etme ve yargılamada Çin kanunlarını uygulama hakkı getiriliyor.

Yaratıcı eylemler

Hong Kong’daki demokrasi hareketi ise tüm siyasi sloganların yasaklanmasını yaratıcı yollarla aşıyor.

Bir duvar graffitisinde, Çin Milli Marşı’nın ilk cümlesi yazılı.

Çin Milli Marşı’nın ilk satırı, Enternasyonal’den esinle, “Siz köle olmayı reddedenler, meydana çıkın!” diyor.

Hong Konglular huzursuzluklarını bu şekilde, sömürgeci devletin marşının ilk satırını alıp kendi mücadeleleri için kullanarak ifade ediyorlar.

Çin ile Batı arasında sömürgeci rekabet

İngiltere 1997’de Hong Kong’u Çin’e verdiğinden beri, “tek ülke iki sistem” yönetimi uygulanıyor. Buna göre, Hong Kongluların Çin halkına göre daha fazla hakları var. Göstericiler, şimdi bunların geri alınmak istendiğini söylüyorlar.

ABD ve İngiltere gibi Batılı ülkeler ise Çin’le olan rekabet bağlamında özgürlük hareketine destek açıklamaları yapıyorlar. Oysa Hong Kong daha önce İngiltere yönetimi altındayken daha da baskıcı bir rejimle yönetiliyordu. İngiltere’de anaakım partiler köle tüccarlarının heykellerini deviren Siyahların Hayatı Önemlidir (BLM) aktivistlerine suçlu gözüyle bakıyorlar. ABD ise ırkçılık, yoksulluk ve adaletsizliğin yarattığı öfkeye karşı tıpkı Çin destekli Hong Kong yönetimi gibi şiddet ve “güvenlik” önlemleri uyguluyor.



Bültene kayıt ol