ABD işçi sınıfı sesini daha gür yükseltiyor

25.06.2020 - 13:50

ABD'den mücadele haberleri. Özdeş Özbay yazdı...

ABD’de 1 ay kadar önce ırkçı bir polisin siyah bir ABD vatandaşı olan George Floyd’u, sırf şüpheli birine benzettiği için boğazına basarak öldürmesinin ardından başlayan isyan son haftalarda örgütlü işçi sınıfı da harekete geçirdi.

Salgının ülkede 125 bin kişinin ölümüne neden olduğu ve 43 milyon kişinin isiz kalmasına neden olduğu bir dönemde meydana gelen ırkçı cinayet bir sosyal patlama haline geldi. Öfkeyle sokaklara inen yüzbinlere zamanla işçi sınıfının kolektif eylemleri de eşlik etmeye başladı.

Sondan başlayacak olursak, salgının en sert vurduğu New York’ta 42 bin üyesi bulunan New York Hemşireler Sendikası, Daily News gazetesinde bir bildiri yayınladı. Salgın ve ırkçılıkla mücadele için kamusal sağlık bütçelerinin artırılmasını talep etti.  

Siyahların Hayatı Önemlidir hareketi, dört haftadır ülkeyi sarsarken polis teşkilatına ayrılan bütçenin azaltılmasını da talep ediyor. Bu talebe “Defund” deniyor. New York Polis Teşkilatı’nın 2020 bütçesinin 6 milyar dolar olduğunu belirten New York Hemşireler Sendikası ise Daily News’da yer alan bildirilerinde, bu bütçenin 2 milyar dolarının derhal geri çekilmesini ve bu bütçenin koronavirüs salgınıyla mücadele eden kamu hastanelerine verilmesini talep etti.

Sendika, salgından en fazla etkilenen grupların yine Siyahlar ve Latinler olduğunu hatırlattı. Oransal olarak beyaz olmayanların kovid-19 hastalığına yakalanma oranı beyazlardan iki kat fazla. Dolayısıyla salgınla mücadele de ırksal adaletin bir parçası dedi.

Sendika aynı zamanda New York hükümetinden hastanelere ayrılan bütçenin 30 milyar dolar artırılmasını, bu bütçenin ise kentin zenginlerden vergi alınmasıyla ve birden fazla evi olanlardan yine ek vergi alınmasıyla karşılanmasını talep etti. 

ABD’nin en etkin sosyalist yayın organlarından olan Jacobin yazarı Meagan Day, bu talepleri Twitter'dan “Bu üçlü bir Defund talebi: polisten kes, sosyal hizmetlere yatır, zenginleri vergilendir” şeklinde yorumladı.

Siyahlar için grevler

19 Haziran’da yani Özgürlük Günü olarak bilinen ve köleliğin kaldırıldığı günün yıldönümünde, Siyahların Hayatı İçin Greve adıyla bir kampanya başlamıştı.

Ülkenin Batı kıyılarında, ILWU sendikası 29 limanda grev örgütledi. Greve onbinin üzerinde işçi katıldı ve birçok kentte yürüyüş düzenlendi. Siyahların Hayatı Önemlidir hareketinin çağrı yaptığı şehirlerde de yürüyüşlere katıldı sendikalı işçiler.

ABD’nin en büyük altıncı sendikası olan, Otomobil İşçileri Sendikası UAW ise Özgürlük gününde fabrikalarda 8 dakika 46 saniye iş bırakma eylemi yaptı. Bunun nedeni ırkçı polisin Floyd’u 8 dakika 46 saniye boyunca boğazına dizini bastırarak öldürmesiydi. 

Bu grevlerin öncesinde de farklı sektörlerden işçilerin eylemlerine tanık oldu ABD. 10 Haziran’da, örneğin, Nature, the American Physical Society ve arXiv gibi çok sayıda önemli bilimsel derginin çalışanlarının da içerisinde yer aldığı akademisyenler Siyahların Hayatı için greve gittiler. Üçü binin üzerinde akademisyen, diğer ülkelerden de greve katılan akademisyenlerle birlikte akademideki ırkçılığı protesto etmişti. Akademisyenler, doktora araştırmacılarının sadece yüzde 9’unun siyahlar, Latinler ve yerli halklardan oluştuğunu söyleyerek akademi adına özeleştiri yapmışlardı. 

New York Times gazetesi çalışanları da 7 Haziran’da gazete çıkan ve ırkçılık karşıtı göstericilere asker ve polisin müdahale etmesini savunan bir yazıya tepki göstermişti. Gazetenin 800 çalışanı yazıyı kabul edilmez bulduklarını açıklayan bir kamuoyu duyurusu yayınladı. Kendi işçilerinden gelen tepki üzerine New York Times yazıyı yayından kaldırdı ve yazıyı yayınlayan editörün işine son verdiği açıkladı. Aslında Amerikan egemen sınıfının en önemli yayınlarından biri olan ve hatta gösteriler için “Kaos” manşeti atan gazetede yaşanan bu gelişmeler hareketin etki gücünün ne denli yaygın olduğunu gösteriyordu.

Polis sendikasının durumu

ABD’de Floyd sonrası en çok sorgulanan sorunlardan birisi de polis sendikası. Sendika, ülkenin en tutucu ve ırkçı kurumlarından biri olmakla suçlanıyor. Üyelerinin yani polislerin “haklarını savunuyor” olmakla övünse de her daim polise yönelik şiddeti öne çıkararak ırkçı polislerin davalarına destek oluyor ve polisin silah kullanması ve bütçesinin artırılması konusunda lobi faaliyetleri yapıyor. Polis teşkilatına yönelik en ufak reform girişimlerine dahi karşı çıkıyorlar. 

New York Valisi, de Blasio ilk seçildiğinde polis teşkilatında reform yapacağını söylüyordu. Seçildiği ilk yıl New York polisi, sendika öncülüğünde iş yavaşlatma eylemi yaparak reform girişimini engellemeye çalıştı.

2017’de Nature Human Behaviour dergisinde, “Evidence that curtailing proactive policing can reduce major crime” başlığıyla yayınlanan akademik bir araştırma sonucunda ise polisin iş bıraktığı aylarda New York’ta suç sayısının önceki yıllara göre azaldığını ortaya koymuştu. 

Makale, sosyal meselelerin güvenlikçi yöntemlerle çözülmeye çalışılmasının suçu artırdığını söylüyordu.

Tüm bu nedenlerle, 6 Haziran’da 200 kadar önemli aktivist, yazar, akademisyen ve sivil toplum örgütü işçi federasyonlarının polis sendikalarını üyelikten çıkarması talebini içeren ortak bir bildiri yayınlamıştı. 



Bültene kayıt ol