Savaş tehdidine karşı uluslararası dayanışma

22.12.2019 - 11:15
Haberi paylaş

Türkiyeli, Yunanistanlı ve Kıbrıslı işçilerin son günlerde Akdeniz’de Özel Ekonomik Bölgeler üzerine yaşanan gerginliğin artmasından hiçbir çıkarı yok. Tersine, eğer bu gerginlik bir askeri çatışmaya dönüşürse hepimizin kaybedeceği çok şey var.

Egemen sınıflarımızın, denizde petrol ve doğalgaz arama çalışmalarının zenginlik getireceği vaatleri doğru değil. Bu çalışmalar sadece Exxon, Total ve ENI gibi çokuluslu enerji şirketlerinin süper karlar elde etmelerini sağlayacak, fosil yakıtların iklim değişikliğini daha olumsuz şekilde etkilemesine neden olacak ve bölgede emperyalist ve yerel güçler arasında yaşanan rekabeti alevlendirecek. 

Bu rekabetin bütün tarafları gerici. Hükümetlerimizin, eylemlerini ‘anavatanın savunulması’ olarak sunma girişimlerinin doğru olmadığını, Erdoğan ve Mitsotakis hükümetlerinin Libya’da birbirleriyle savaşan farklı grupları desteklemeleri açıkça kanıtlıyor. Bingazi, Yunanistan ‘anavatanın’ ve Trablus da Türkiye ‘anavatanının’ bir parçası değil. 

Adil bir çözümü sağlayacak olan NATO’nun, AB’nin ya da BM’in aracılığı değil. Bu uluslararası örgütler, bağımsız barış ve adalet aracıları değil, askeri, ekonomik ve diplomatik araçlar yoluyla emperyalist müdahalelerde bulunan kurumlar. Bu, bölgede Suriye’den Yemen’e ve Afganistan’dan Atlantik Okyanusu’na ve Kıbrıs’a kadar her yerde defalarca kanıtlandı. 

Ancak böyle bir “aracılığın” alternatifi savaş hazırlığı değil. Muhalefet partilerinin, hükümetlerden daha fazla milliyetçi söylem kullanma girişimlerine ve silahlanma yarışına karşıyız. Bu tür politikalar, aşırı sağa açılım yapma fırsatı sağlıyor ve faşistlerin büyümesine neden oluyor. Solun çeşitli fraksiyonlarının, AB’den yaptırım uygulamasını talep etmesi ya da Ege ya da Kıbrıs çevresine daha çok fırkateyn yerleştirme tehdidinde bulunması ya da Kürt halkına baskı uygulanmasını desteklemesi de kabul edilemez.  

Barış ve adaletin tek garantisi işçi mücadelesinin yükselmesi. Bizler, Şili’den Lübnan’a ve Sudan’dan Fransa’ya kadar küresel ayaklanma dalgasından ilham alıyoruz. Acilen şunları talep ediyoruz:

Bölgedeki emperyalist müdahalelere derhal son verilmelidir. Yunanistan ve Türkiye NATO’dan ayrılmalıdır, Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiyedeki bütün askeri üslerini (İncirlik, Souda, Akrotiri) kapatmalıdır. 

Akdeniz’de petrol ve gaz arama ve çıkarma çalışmalarına derhal son verilmelidir. Fosil yakıtlar denizen derinliklerinde kalmaya devam etmelidir. 

Silah yarışına son verilmelidir. Batı’dan ya da Rusya’dan savaş uçağı, fırkateyn ya da füze alarak yapılan harcamalara son verilmelidir. 

Sınırlar mültecilere açılmalıdır. Savaştan ve açlıktan kaçan insanlar hoşgeldiler. Herkese koruma ve barınak sağlanmalıdır. Avrupa’yı bir kaleye çevirme politikalarına ve AB'nin Libya ve Türkiye ile yaptığı ve göçmenleri şantaj öğesi olareak gören ve aşağılayan göçmen karşıtı anlaşmalara son!

Kıbrıs’taki Türk ve Yunan işçiler, dışarıdan bir müdahale olmadan kendi adalarının geleceğine kendileri karar verme hakkına sahiptir. 

Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye işçileri, kapitalizmin uzun süreli krizi nedeniyle kendilerine dayatılan fedakarlıklara karşı mücadele etme konusunda zengin bir deneyime sahipler. Uluslararası taleplerimizin yanı sıra kemer sıkma politikalarına ve sömürüye karşı talepler etrafında hareketler inşa etmek daha iyi bir gelecek için güçlü bir etki yaratabilir. Örgütlerimiz, emperyalist savaşa karşı çıkma ve uluslararası sosyalizm için mücadele etme devrimci geleneğine bağlıdır. Bizler, barış yanlısı herkesi bu ortak mücadeleye katılmaya çağırıyoruz.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Türkiye

Sosyalist İşçi Partisi (SEK), Yunanistan

İşçi Dayanışması, Kıbrıs

Bültene kayıt ol