Hrant Dink’in mirası: “Tüketme dermanını ferman, dik ağacını…”

Agos otuzuncu yaşına giriyor. Otuz yıldır Türkiyeli Ermenilerin kendilerini geniş topluma anlattıkları ve Ermeni olmanın ne demek olduğunu Türkiyelilerin duymasını sağladıkları bir gazete oldu.

Hrant Dink 1999 yılında katıldığı, kendisinin de kamusal bir figür haline dönüşmesinde payı olan Siyaset Meydanı programında Bitlisli bir Ermeni olan Ferman isimli arkadaşından şöyle bahseder: “…yaşamı boyunca sürgünlere uğramışlar malum tarihsel nedenleri biliyoruz. Şimdi İstanbul’da perşembe pazarında kumaşçılıktan üç beş kuruş kazanmış, gitmiş Silivri’de deniz kenarında ufak bir arsa almış beni de bir gün evine davet etti. Yazın eşimi aldım gittim. Bir bahçe var, bitiriyorum, bir bahçesi var, bir tane ağaç yok. Bir tane ağaç ekmemiş! Domates ekmiş biber ekmiş, maydanoz… Ya Ferman niye bir tane ağaç ekmezsin arkadaş sen? Ya ne ekeceğim arkadaş dedi. Ne zaman ben ağaç ektim de meyvesini yiyebildim ki? Domates günlük dedi, çıkarıyorum yiyorum bitiriyorum.” 

Bu tema, karşılaştığı mezalimden sonra meyvesini yiyemediği ağacı dikmemeye meyleden halkların verdiği ortak tepki olmakla birlikte Hrant Dink, bugün hepimizin bildiği bir ağaç dikti. O ağaç, adını da toprağa tohumu atmak için açılan yarığın isminden aldı: Agos. 

Agos otuzuncu yaşına giriyor. Otuz yıldır Türkiyeli Ermenilerin kendilerini geniş topluma anlattıkları ve Ermeni olmanın ne demek olduğunu Türkiyelilerin duymasını sağladıkları bir gazete oldu. Agos’ta bahsedilen konular içinde Türkiye ve dünyadaki hak mücadeleleri, savaş karşıtlığı, toplumların birbirini anlamaları yolunda atılan adımlar, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Türkiyeli Ermenilerin gündelik yaşamları, kültürü, sanatı, Ermenicenin ve diğer dillerin korunması ve geliştirilmesi gibi birçok konu vardı. 

Bu yazıda atladıklarım olacaktır elbette ama bazılarından kısaca bahsetmek gerek. 

Milliyetçi yalanları teker teker çürüttü

Hrant Dink, o zamana kadar talep edildiği halde verilmeyen ve öldürülmesinden sadece altı yıl önce alabildiği pasaportundan sonra ‘pasaportum cebimde gayri’ başlığıyla yazılar yayımladı. Diasporada bulunan Ermenilerle kurduğu ilişkiden ve diaspora Ermenilerinin ruh halinden, beklentilerinden bahsetti. 

Kurumsal veya bireysel definecilerin yağmaladığı kültürel mirası anlattı. Diyaloğun ve normalleşmenin olduğu daha kapsamlı bir ‘define tarifi’ de verdi, alternatif yollar önerdi.

Araratın iki yakasında yaşayanların birbirleriyle temas etmeleri gerektiğini savundu. Karşılaşmanın, ilişkilenmenin değiştirici gücünü anlattı. Sınırların açılmasını talep etti. 

Türkiye’nin demokratikleşmesinin bu coğrafyada yaşayan tüm halkları özgürleştireceğinden bahsetti sıklıkla, ‘Kürtçemi İstiyorum’ diye yazdı. Kürtçeyi de dert edindi kendine başörtüsünü de. 

Ermenilerin kendilerini sosyal olarak idame ettikleri Vakıfların durumunu anlattı. Büyüdüğü, eşi Rakel Dink ile tanıştığı, sonrasında yöneticiliğini de yapıp kendisinin Atlantis Uygarlığı diye bahsettiği Kamp Armen’i, Kamp Armen’in ellerinden alınmasını anlattı. 36 beyannamesi ile el konulan Ermeni mülklerinin yarattığı sosyal tahribattan, idari ve bürokratik ayak oyunlarından, sokağa atılan sıraların üzerinde eğitim yılına başlayan öğrencilerin hikayelerinden bahsetti. Kendi yarattıkları ekonomilerle kendi dilleri, kendi dinleri ve kültürleri ile yaşamaya çalışan bir halkın sesi oldu. 

O halkın belleğindeki travmaların bugün o halkı nasıl şekillendirdiğini de yazdı. Yaraların ortaklıklarla nasıl onarılabileceğine dair çözüm önerileri sundu. Reçetesinde karşılıklı olarak halkların onurlarının korunması esastı. Kendisine en zıt görüneni de ikna etmek için çabaladı. Ayrıştırıcı değil birleştirici olmayı seçti Hrant Dink. 

Öldür diyenler yargılanana kadar

Agos’ta akrabalarını arayan onlarca insanın mektuplarına ilanlarına hikayelerine yer verdi. Soykırım tartışmalarını akademisyenlerin, diplomatların veya siyasilerin istatistiksel dillerine bırakmadı. Sonuçlarını yaşayan insanların kuşaklar süren hikayelerini anlattı. Bu hikayelerden biri ise ana akım medyada yer bulduktan sonra, kendisine karşı sürecek ve ölümüne götürecek sürecin başlangıcı oldu. Bu süreçte yoğun bir nefret söylemi yürütüldü. Mahkemeler bilirkişi raporlarının da aksini iddia etmesine rağmen, suç işlediğine kanaat getirdi. Hrant Dink’i tehdit etmek için ırkçı gruplar sıraya girdi, mahkemelerde saldırıya uğradı. Kendisine verilen cezalar, yaratılan kamuoyu ile oluşturulan güvercin tedirginliği ruh hali, son yıllarında Hrant Dink’in kendini işlemediği bir suçu nasıl işlemediğini tekrar tekrar anlatmaya mahkûm bıraktı. Ölümüne gidecek sürecin taşları döşenmeye başlandı.

Sonrasında öğrendik ki onu korumakla görevli devletin kurumları kılını kıpırdatmamış, bağıra çağıra öldürme planları yapanlar kimsenin dikkatini çekmemiş, alternatif katiller bulunmuş ve cinayet planlarına kamu görevlileri dahil olmuştu. 

Fakat kimsenin tahmin etmediği şekilde, cenazesine yüz binler katıldı. Hrant Dink’le yan yana durdu ve ‘Hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz’ sloganları eşliğinde uğurlandı. Bu dayanışma 19 yıldır hala sürüyor. Öldür diyenler yargılanmalıdır. Azmettirenler, hedef gösterenler, mahkeme salonlarında ırkçıların arkasında boy gösterenler yargılanmalıdır. Hrant Dink’in talepleri bugün bizim de taleplerimizdir. Türkiye – Ermenistan sınırı ve diyalog kanalları açılmalıdır. El konulan vakıf mülkleri iade edilmelidir. Yazıyı, başlarken bahsettiğim Ferman Bey’in hikayesinden bahseden, Hrant Dink’in Ferman’ın Dermanı isimli yazısını bitirdiği şekliyle bitireyim: “Tüketme dermanını Ferman, dik ağacını… Bu ülkenin, senin ağaçlarının rüzgârından esecek ferahlığa ihtiyacı var.” 

19 Ocak’ta, öldürüldüğü saatte ve öldürüldüğü yerde, eski Agos gazetesi ofisi, bugün ise 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olan yerin önünde olacağız!

Kürşat Güngör Sağlam

son yazıları

Emekliler meydanlarda: “Bundan sonra her şey biziz”
DSİP: LGBTİ+ karşıtı fobik yapım yayınlanmasın!
Uluslarası Sosyalist Akım'dan İran hakkında açıklama

ilginizi çekebilir

WhatsApp Image 2026-01-14 at 11.49
Emekliler meydanlarda: “Bundan sonra her şey biziz”
rainbow
DSİP: LGBTİ+ karşıtı fobik yapım yayınlanmasın!
indir (1)
Uluslarası Sosyalist Akım'dan İran hakkında açıklama