Kentlerde yaşayan canlılar olarak kent hakkından eşit pay almadığımızı belirterek Duman’ın açılış yapmasının ardından Can Irmak Özinanır otoriterleşme, güvenlikleştirme ve sokak hayvanların yönelik nefret söylemleri arasındaki ilişkiye dair kapsamlı bir panaroma sundu. Gerek dünyadan gerek Türkiye’den örneklerle yükselen sağ hareketlerin LGBTİ+lara, kadınlara, mültecilere yönelik izlediği tutumu sebepleriyle beraber açıklayan Özinanır, bunların bir benzerinin “köpek terörü” adı altında Türkiye’de yaşandığını anlattı. Ardından söz kendisine bırakılan Çağdaş Küpeli hayvan hakları meselesinin ziyadesiyle politik bir mesele olduğunun, bu sebeple mevcut ana akım nefret söylemine karşı solun da mutlaka karşı söz üretmesi gerektiğinin altını çizdi. “Kâr sağlamayan her şeyi yok etme” mantığındaki kapitalist anlayışa karşı ancak tüm canlıların yaşamını savunmakla tutarlı olunabileceğini belirtti. En son söz alan Deniz Eskin sokak hayvanlarının sokaklarda ve barınaklarda yaşadıkları sorunları hak ihlallerini çarpıcı örnekler vermek suretiyle ayrıntılı şekilde aktardı. Bu ihlallerde yerel yönetimlerin payını eleştirel bir bağlamda açıkladı. Konya Barınağı’ndaki vakalara ilişkin davadan, Eros’un davasına, hayvanların gördüğü şiddetle ilgili açılan, takipçisi olunan davaların aktivistlerin mücadelesi nedeniyle umut verici, cezasızlık kararları açısındansa anlaşılması zor olduğunu ifade etti. Soru cevap bölümü ve bu tür etkinliklerin anlamı üzerine yapılan konuşmaların ardından etkinlik sona erdi.
Hayvan, Yaşam, Özgürlük İnisiyatifi sokakta, mahkemelerde, salonlarda, sosyal medyada olmaya devam edecek.