Hakan Tahmaz

Hakan Tahmaz son yazıları

Hakan Tahmaz tüm yazıları

01.02.2016 - 08:42

Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz

3. Cenevre toplantısı öncekiler gibi istenen sonuçları doğurmayacak. Toplantının kördüğümü çözme yolunda ne kadar ilerletileceği şüpheli.

Türkiye’nin öncülük ettiği PYD’nin masada rejim muhalifleri tarafında oturmamasına yönelik itirazlara, Riyad’da toplanan muhaliflerin “bombardımanlara son verilmesi, tutukluların bırakılması ve kuşatmaların kaldırılması” gibi şartları eklenince tüm bileşenler masada yer alamadı/almadı.

Hafta başı Suriye Demokratik Meclisi’nin temsilcileri BM’nin ayarladığı otele yerleşmişti. Bu adım davet için ön hazırlık olarak algılandı. Türkiye’nin boykot tehdidi ve sonrasındaki gelişmeler PYD’nin önemli bir bileşeni olduğu Suriye Demokratik Meclisi’nin temsilcilerinin ABD ve Rusya’nın da tutum değiştirmesiyle masadan uzaklaştırılmasına yol açtı.

Ankara bu taktiğini büyük devletin gücünün görülmesi olarak yorumluyor ve pazarlıyor. Ama bu yaklaşımın Türkiye’yi sorunun çözümünün bir aktör olmaktan çıkartıp sorunun parçası hatta kaynağı haline getirdiğinin farkında değil.

Türkiye 2012 yılından itibaren aynı taktiğin değişik versiyonlarını her fırsatta uyguluyor. Hiç birisi de bir işe yaramadı. Kürdler söz konusu olduğunda tehdit ve şantaj olarak “kırmızı çizgi” siyasetinde ısrar ediyor.

Ankara, PYD’nin Rojava bölgesinin denetimini ele geçirdikten sonra PYD’ye “rejimle ilişkinizi kesin ve muhalif cephede savaşın” baskısı yaptığını bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu açıkladı.

Bu, Rojavalı Kürdlere saffınızı bizim yanımızda tutun baskısıdır. Her şeyden önce PKK’ye politik çizgisini terk etmesi çağrısıdır. Bunun gerçekleşmesi durumda belki de bugün ‘Rojava’dan bahsedilmeyecekti.

Rojava’da yazılan hikâye ise, Türkiye’nin müttefiklerinin gönülsüz desteğiyle Ortadoğu’ya ‘selefi bir gelecek’ vaat ederken, Rojava halklar ve haklar çeşitliğiyle birlikte yaşamayı hedefleyen model olma yolunda ilerliyor.

Nitekim Türk devlet geleneği şaşmadı, yok edilmesi yönünde idam fermanını da gecikmeden ilan etti. Kürdlerin Ortadoğu’da etkin aktör olmasına ancak kendi politik çıkar ve yaklaşımlarına onay verdikleri ölçüde rıza gösterilebileceğini sergiledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun birkaç kez tekrarladığı “biz Cenevre’de Kürdlerin temsil edilmesine karşı değiliz, rejimle ilişkisi olan ve PKK terör örgütü çizgisindeki PYD’ye itiraz ediyoruz” sözleri tastamam Türkiye’de izledikleri “Kürdlerin varlığını kabul ediyoruz ama haklarını, kullanılma biçimini belirlemek Kürd olmayanların rızasına bağlı” olarak özetlenebilecek siyasetin uygulanmasıdır. Bu Kürdlerin, Kürd olarak tarih sahnesine çıkmalarına itirazdır.

Ne yazık ki Türkiye bu konuda küresel aktörleri yanına almakta fazla zorlanmadı. Her zaman olduğu gibi “ülkeler arası ilişkilere” ilkeler değil, çıkarlar yön verdi. Kürdlerin önü bir kez daha kesildi. Ancak bu politikanın ömrünün uzun olmadığı açık. Sürdürülebilir değil. Türkiye’ye uzun vadede fayda sağlayacak politika olmadığı bugünden görülüyor.

Türkiye’nin, kendi politikalarının yedeği konumunu benimsememiş, ya da ortağı olmayı kabullenmemiş Kürd siyasetçileri, tecrit politikasının bir geleceği yoktur. Bugün bu konudaki dayatmaların sonuç veriyor olması, zamanla bunların aşılamayacağının göstergesi olamaz. Nitekim PYD konusunda uluslararası güçlerin Türkiye ile iki yıl içinde yaşadığı farklılaşma tam aksi gelişmelerin emareleridir. Türkiye’nin gücü şimdilik sorunu ötelemeye yetebiliyor.

Türk devletinin fazlasıyla iştahını kabartan “Kürd siyasal aktörlerin ve yapıların bazılarının bu kaotik ortamdan faydalanmak için Türk devletinin tecrit politikasına sessiz kalmaları ulusal uyanışa ters, ayıp ve kara leke olmanın ötesine geçemeyecek bir tutumdur.

Türkiye’nin Rojava’daki özerkliği bitirme yönündeki hiçbir girişimi sonuç vermedi. Uluslararası güçlerde küçümsenmesi mümkün olmayan bir destek aldı. Türkiye uzatmaları oynuyor. Türkiye Rojava Kürdlerini kazansaydı (bu mümkündü) Türkiye kendi Kürdleriyle sorunlarına daha az sancılı bir şekilde çözüm üretebilirdi. Velhasıl fırsatları kaçırmakta marifetliyiz.

Hakan Tahmaz

(BasNews)


Bültene kayıt ol