Sosyalist bir halk ozanı: Mordehay Gebirtig

01.05.2022 - 15:39

Hayatının büyük kısmını mücadele ve yoksullukla geçirmiş Yahudi bir marangozdu Mordehay Gebirtig. Müthiş yeteneği sesleri melodilere ve şiirlere dönüştürmeseydi belki de onu tanımıyor olacaktık. Ayrıca örgütlü bir sosyalistti, daha güzel bir dünyada yaşamak daha iyi bir dünya inşa etmek istiyordu. Yahudi Tiyatro Ansiklopedisinin 12 sayfa ayırdığı Gebirtig, etkileyici üretkenliği ile Yidiş edebiyatına, tiyatrosuna ve müziğine çok değerli eserler kazandırmıştır. Yidiş konuşulan coğrafyada varlık bulan protest ve folklorik sanatı onu bir halk ozanı yapmıştır. Şarkılarında bazen Yahudi bir işçinin derme çatma dört duvarı, bazen bir annenin çocuğuna söylediği ninni, bazen aşk ve umut, bazense bir pogromun acı çığlığı vardı.
Nazi kurşunuyla öldürülünceye dek içindeki müzik, neşesi ve hüznüyle hiç susmadı.

Krakov’un Bertolt Brecht’i

Mordehay Gebirtig Avusturya-Macaristan İmparatorluğunda doğduğunda tarih 4 Mayıs 1877’dir. Doğduğu şehir günümüz Polonya’sındaki Krakov’dur aslında. Bir zamanlar Doğu Avrupa Yahudi kültürünün göz bebeği şehirlerinden birisi olan Krakov’un Yahudi semti Kazimierz’de yaşamıştır. 13 yaşına kadar okuma yazma ve din dersleri aldığı Yahudi okuluna (Heder) gider ve 14’ünde varlıklı ailelere sahip olmayan pek çok akranı gibi mesleğe verilir. Mordehay’ın payına küçük bir marangozhanenin yolunu tutmak düşer. Kıt kanaat geçinen ailesine yardımcı olmak zorundadır, çıraklığa başlar. Çocukluğunun ilk yıllarından beri müzikle, şiirle ve tiyatroyla ilgili olan Mordehay kendi yaptığı flütü çalmayı yine kendi kendine öğrenmiştir. 19. yüzyılın sonlarında oyuncakların en popüleri olan ufak tahta flüt, Mordehay için yanından hiç ayırmadığı bir şeye dönüşecektir. Çalıştığı küçük marangozhanede talaş ve tozların içerisinde zaman zaman inceden gelen flüt sesini duyanlar onun yeni bir melodi yakaladığını anlar. Maddi yetersizliklere rağmen inat etmiş müzikten kopmamış, amatör tiyatro gruplarına katılmıştır Mordehay.
Polonya’da Yidiş tiyarosunun parladığı zamanlar şair Avrom Reyzen Krakov’da Dos Yiddishe Wort isimli günlük gazeteyi çıkarıp, yazılar yazmaya başladığında sık sık Gebirtig’in büyüleyici tiyatro yeteneğinden bahsedermiş. Ama gelin görün ki hükümet bu Yidiş tiyatrosu işinden pek memnun olmamış ve tiyatro faaliyetlerinin azaltılması için baskılar yapmaya başlamış. Yahudilerin anadilde tiyatro yapması sakıncalı bulunmuştur.
Bu rahatsızlığın diğer nedeni Krakov’daki Bildung (Eğitim) tiyatrosunun Yahudi kültürel yaşamının önemli ve etkin bir merkezi haline gelmesidir. Zira Yidiş tiyatrosu sayesinde birçok genç anadilini öğrenme ve geliştirme fırsatı bulur. Kültürel dersler ve özgür tartışma ortamı entelektüel faaliyetleri çoğalttıkça aydın Yahudi proletaryasının sesi gürleşmeye başlamıştır. Ve takdir edersiniz ki bu çevrenin en önde gelen ismi hem Polonya Sosyalist Partisi hem de Bund üyesi Mordehay Gebirtig’tir. Bildung’da geçirdiği yıllar hayatının her evresinde kendini gösterecektir.
Aynı yıl haftalık basılan Sozial Demokrat dergisinde Der general shtrayk “Genel Grev” isimli şiiri yayımlanır Mordehay Gebirtig’in. Köleliğin duvarını yıkan, yeni bir dünya için şarkılar söyleyen işçileri birleştirip özgürleştirdiği bu şiir çok ilgi görür ve adından daha çok bahsettirmeyi başarır. Şiiri Yidiş yazmıştır; ama Polonya’daki tüm sosyalistlerin ilgisini çeker. Kendisini bir parçası olarak gördüğü işçi sınıfına ve ezilen tüm yoldaşlarına armağan etmiştir bu şiiri.
Yaşadığı dönemin sosyo-politik gerçekliğini, burjuva ahlaksızlığını, işçilerin mücadelesini eserlerine aktarırken Yahudi kimliğinden de parçalar sunmuştur eserlerinde. Örneğin Şabat günü fabrikaya gitmek zorunda olan dindar bir Yahudi’nin acı-tatlı hikayesiyle de karşılaşabilirsiniz Gebirtig’in şiirlerinde. Bir başka şiir çocukluk yıllarını anlatırken, bir diğeri Aşkenaz kültürünün mizahı ve eğlencesi ile doludur. Çocuklara, kedilere, bahara şarkılar armağan ettiği gibi grev yapan kızıl bayraklı işçilere de adamıştır şiirlerini.
Bu yüzden onu Krakov’un Bertolt Brecht’i olarak ananların sayısı hiç de az değildir.

Kimlikte Markus Bertig

“Markus Bertig, esnaf, evli, Yahudi, 1877 Krakov doğumlu, ikamet 5 Joselewicza Caddesi, Polonya vatandaşı, anadili Lehçe, eşi Bluma, çocukları Charlotta, Ewa, Leonora.”

1921 yılı nüfus sayımında kayıtlara geçmiş bu bilgileri okuyunca Mordehay nere Markus nere diye soruyor insan ister istemez. Avusturya Macaristan İmparatorluğu isim yasası uyarınca çocuklara verebileceğiniz isimler bazı kurallara bağlıydı. Mordke koymak istemişlerdi çocuklarının adını; ama jargon ve resmi olmayan isim kuralına takılınca ebeveynleri bir Alman adı vermişlerdi oğullarına. Halbuki Mordke, Mordehay’ın Yidiş usulünce söylenişidir.
Kimlikte Markus, evdeyse Mordke. Bluma Rus İmparatorluğu hakimiyetinde doğduğu için ismini kullanabiliyordu. Çocukların da evde isimleri farklıydı, onlar Shifra, Basia ve Reysele’ydi.
Gelelim anadil konusuna. Yidiş’e bu derece aşık birisi nasıl olur da anadilim Lehçe diyebiliyordu?
Yanıtı basit: baskı. Tarih boyunca sürekli işgale uğrayan Polonya, bağımsızlığının ilk yıllarında katı bir dil birliği politikası ile egemenliğini pekiştirme yoluna gitmiştir.
Bu nedenle Polonya’da yaşayan herkesin anadili Lehçe olarak kayıtlara geçiyordu, karşı çıkanın vay haline.
Mordehay ve eşi Bluma evde çocuklarıyla Lehçe konuşuyor, kendi aralarında ise Yidiş. Çocuklarına anadillerini öğretmişler mi bilemiyoruz.
Bertig’in Gebirtig’e dönüşümü ise Almancada doğuş anlamına gelen “geburt” kelimesini hatırlatır. “Yeniden doğan” Mordehay. Şiirlerini, şarkılarını artık böyle imzalar. Yeniden doğmak küçük yaşından beri sağlık sorunları olan ve genç yaşında kalp krizi atlatan Mordehay Gebirtig için tahminimizden daha değerli olsa gerek.

Antisemit Saldırganları Geri Püskürten Şofar

Birinci Dünya Savaşı başladığında sağlık durumu nedeniyle cepheye gidemez raporu verilen Mordehay’a bir karantina hastanesinde savaş yaralılarına bakıcılık ve hademelik yapması emredilmiştir. Savaşın neden olduğu yıkıma tanık olmanın ağırlığı- yetim kalan çocuklar, mülteciler, savaşta bedenen ve zihnen yaralanmış ama madalyayla “ödüllendirilmiş” gençler, evlatlarını yitirmiş anneler- onu savaştan tüm kalbiyle nefret ettirmişti. Bu dönemde savaş karşıtı şiirler yazıyordu. Zorunlu olarak görev yaptığı hastaneye her milletten yaralı asker geliyordu. Yabancı askerler yurtlarına olan özlemi gidermek için Gebirtig’in daha önce hiç duymadığı dillerde şarkılar söylüyordu. Bu melodiler onu derinden etkiliyor ve ona ilham veriyordu.
Gebirtig’in basılı şiir ve şarkılarından bahsederken bazı eserlerini hiç yazmadığı sadece arkadaş buluşmalarında söylediği rivayet ediliyor. Kulaktan kulağa yayılırmış şarkılar. Krakov’da General Haller sempatizanlarının antisemit saldırıları artınca Yahudi gençler pogromlara karşı öz savunma için örgütlenmeye başlar ve sokakları kolaçan etmek için volta atarlarken Gebirtig’in şarkılarını söylerlermiş. Çoğu insan bu şarkıların anonim olduğunu sansa da Krakovlu yazar Nechemia Zucker şarkıların Gebirtig’e ait olduğunu bildiğini anlatıyor hatıralarında. Ve şunu ekliyor: “Bu şarkılarda Mordehay yoksul ve mahcup bir adam değildir, hatta o meşhur oyuncak flütünü kalabalık antisemit grupları geri püskürten dev bir şofara dönüştürmüştür.” Fakat bu şarkıların çoğu ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.

20 şiirden oluşan ilk kitabı Folkstimlech-Halkım İçin 1920 yılında basılan Gebirtig, savaş karşıtı, sosyalist ve folklorik ögeler taşıyan lirik tarzıyla yeniden beğeni toplar. 2 yıl sonra New York’tan Krakov’a gelen Damdaki Kemancı filminin iki yıldızı (Molly Picon ve Jacob Kalich) Gebirtig ile tanışıp şiirlerini, şarkılarını kendisinden dinleyince çok etkilenirler. Şarkılardan 2 tanesi için telif ücreti ödeyip, Amerika’da bu şarkıları meşhur etmişlerdir.
Mordehay Gebirtig Polonya sınırını aşmaya böyle başlamıştır.

Polonya’da Pogromlar, İşgal ve Holokost

1930’lu yıllarda Gebirtig oldukça ünlenmiş, şarkıları şiirleri dünyanın birçok yerinde bilinmeye, resital programlarına dahil olmaya başlamıştı. 30’ların ortalarında şarkılarını da kitaplaştırdı. Fakat Polonya’da Yahudiler için hiçbir zaman kolay olmayan yaşam gittikçe daha da zorlaşıyordu. Adolf Hitler’in antisemit uygulama ve söylemleri Polonya’da da etkisini gösteriyordu. Bu yıllar şairin umutsuzluk içinde yazdığı satırlarla ve Nazilerle işbirliği yapan Polonyalılara olan kızgınlıkla dolmaya başlamıştır. Polonya’nın Przytyk isimli Yahudi köyünde meydana gelen kanlı pogromun dehşetiyle “Köyümüz yanıyor ve siz öylece kollarınızı kavuşturup izliyorsunuz.” diye isyan ettiği Es’Brent (Yanıyor) şiiri dönemin ve sonrasında olacakların izlerini taşır. Bir çığlıktır Es’Brent. Daha fazlasının olacağını sezip haber veren, insanları kayıtsız kalmamaya direnmeye iten bir çığlık.
Hitler’in işgaliyle birlikte Krakov’un Nazi karargahı haline gelmesi, her türlü işkenceyi Yahudilerin günlük yaşamının bir parçası haline getirmişti. Mordehay evden çıkmıyor yeni şarkılar yazıyordu. 1941 yılında “kalifiye” olmayan tüm Yahudilerin şehirden çıkarılması, çevredeki küçük kasabalara yerleştirilmesi şart koşuldu. Bu sırada ailesiyle Krakov yakınlarındaki bir köye yerleşen Mordehay zaten bozuk olan sağlığına iyice dikkat etmek zorundaydı. Yetersiz gıda, barınma sıkıntısı, geleceğin belirsizliğiyle hayata tutunma mücadelesi vardı artık. Çocuksu neşesinden eser kalmasa da şair bu acı günlerde de yazmaya devam eder. Hatta son şiirini Nazilerle alay edercesine “Her şey yolunda, her şey iyi, bundan daha iyisi olamazdı.” mısralarıyla bitirmişti.

2 yıl sonra Krakov gettosuna geri döner Gebirtig ve ailesi. 4 Haziran 1942’de Naziler gettoya baskın düzenler. Yahudiler kamplara gönderilmek üzere kamyonlara bindirilirken bir görgü tanığının aktarımına göre Mordehay Gebirtig bağırarak şarkı söylemeye başlar. Bunun üzerine kurşunlanarak öldürülür. Yanında ressam arkadaşı Abraham Neuman da vardır. O da kurşunlanır, Mordke’nin iki kızı ve karısı da. Ve daha yüzlerce kişi Krakov gettosundan çıkartılırken katledilmiştir.
Gebirtig kurşun yağmurunun başlayacağını hissettiği için mi şarkı söylemeye başlamıştır yoksa içindeki müziğin sesini yükselterek Nazileri ve ölümü umursamadığını göstermek için mi yapmıştır bunu? Asla cevabı bilemeyeceğiz.

Gelin Mordehay Gebirtig’i daha iyi bir dünya kurmanın hayaliyle yazdığı bestelenmiş şiiri Arbetlose Marsch “İşsizlerin Marşı” ile analım.

İşsizlerin Marşı

Bir, iki, üç, dört,
işsiz çok, iş yok, hep dert.
Kapandı aylardır fabrikalar,
kalakaldık, kapandı kapılar,
toz ve kir kaplı makineler,
aylar geçti, hep pas içindeler.
Yürüyüp gidiyoruz bu yoldan,
işsiziz donuyoruz soğuktan,
işsiziz donuyoruz soğuktan.

Bir, iki, üç, dört,
işsiz çok, iş yok, hep dert.
Yalın ayak, yersiz yurtsuz,
ekmeği çamurla yoğururuz,
kalmadı elde bir şey yiyecek,
ne etimiz var ne süt ne ekmek,
en güzeli su, şarap gibi sanki,
çekelim kafayı, şimdilik işler iyi.

Bir, iki, üç, dört,
işsiz çok, iş yok, hep dert.
Köle gibi çalıştık boş yere,
patronlar çok kâr etsin diye,
şehirler yarattık koca koca,
sana değil, bana değil ama,
yoldaşlar, ne verdiler ki bize,
açlıkla işsizlikten başka,
açlıkla işsizlikten başka.

Bir, iki, üç, dördüz biz,
budur işte mücadelemiz.
El ele, omuz omuza yürürken,
çınlar her yanda sözlerimiz:
İşçi sınıfıyız biz, bir gün inan,
işsizlikten, utançtan, hırstan
kurtardığımız bir dünya göreceğiz.
Tarih yazacağız hep birlikte biz
ve tarih yazacağız hep birlikte biz.

Çeviri: Roni Margulies*

 

Melike Karaosmanoğlu

Okuma Önerisi:
Mordechai Gebirtig: His Poetic and Musical Legacy – Editor Gertrude Schneider

*Bu çeviri ilk kez Avlaremoz’da yayımlanmaktadır. Şair, çevirmen ve yazar Roni Margulies’e çok teşekkürler.

(Avlaremoz)


SEÇTİKLERİMİZ

Ümit Kıvanç
Rusya’nın egemenleri

Bültene kayıt ol