Frida Kahlo: Sanatçı, aktivist

17.07.2021 - 14:39

Meksikalı sanatçı Frida Kahlo, otoportreleri, acısı ve tutkusu, cesur ve canlı renkleriyle hatırlanır. Meksika'da Meksika ve yerli kültürüne gösterdiği ilgiden dolayı, feministler tarafından da kadın deneyimini ve biçimini tasvir ettiği için kutlanır. Ancak “Açık Yarayı Anma: Frida Kahlo ve devrim sonrası Meksika kimliği” adlı değerlendirme yazısında Corrine Anderson, Kahlo’nun biyografilerinde onun kamusal bir aktör ve aktivist kimliğini hesaba katmıyorlar, diyor. 

1910’daki Meksika, devrimden sonra 1920’de Alvaro Obregon’un seçilmesiyle, otuz yıldır Porfiro Diaz’ın diktatörlüğünde hüküm süren pozitivist felsefeden çıkmaya başladı. Diktatörlük döneminde pozitivist entelektüeller, profesyoneller ve rejimin bürokratları toplumu, evrensel evrimin yasalarına tabi bir organizma olarak görüyorlardı. Diaz yönetimi Meksika yerli kültürünü küçümsemiş ve Avrupa ile ABD’yi ekonomik ve kültürel bir model olarak almıştı.

Frida Kahlo’nun oto portreleri, aşk yaraları ve ruhunu bulma çabalarından çok daha fazlasını yaparak dönemin Meksika’sında kültürel ve politik tansiyonu da inceler. Zapotek ve Meksika halk imgelerini kullandığı resimlerinde yerli halkın geleneklerine saygı duyan devrim sonrası Meksika’nın milliyetçi ideolojisini yansıtır. Ama aynı zamanda yerli olanı romantikleştiren milliyetçilik fikrinin de altını oyar, karmaşıklaştırır ve buna direnir. Devrim sonrası yerlilik Meksika’nın şiddet tarihinin yaralarını dağlamaya çalışırken Kahlo kendi temsilinde sadece yaraları ortaya çıkarmakla kalmaz, onların kanamasına da izin verir.

André Breton, Frida’ya onun bir sürrealist olduğunu söylediğinde Kahlo, "Gerçekten resimlerimin sürrealist olup olmadığını bilmiyorum ama onların kendimin en açık ifadesi olduğunu biliyorum" diye yazmıştı. 

1940 yılında Mexicano Galeria de Arte'deki Uluslararası Sürrealizm Sergisi’ne katıldı. Orada en önemli iki eserini sergiledi: İki Frida ve Yaralı Masa (1940). Bu iki resimde hem milliyetçiliğin romantikleştirilmesine hem de modernizmin ‘pozitivistliği’ne karşı, Kahlo’nun kendi hayatından ve bedeninden yola çıkarak, modernizmin öznenin bilincinden kaçan, onun temel öz-bilinç düzeyi olan bilinçdışı gerçekliğini keşfettiği söylenebilir. 

Frida 6 Temmuz 1907'de Mexico City, Coyocoan'da doğdu. Altı yaşındayken çocuk felcine yakalandı, hastalığından dolayı sağ bacağı sol bacağından çok daha ince kaldı. 1922 yılında Mexico City'deki ünlü Ulusal Hazırlık Okulu'na katıldı. Meksikalı duvar ressamı Diego Rivera ile ilk kez bu okulda tanıştı. Bu arada benzer siyasi ve entelektüel görüşleri paylaşan bir öğrenci çetesine de katıldı. Çetenin lideri Alejandro Gomez Arias'a âşık olan Kahlo, Gomez Arias ile bir otobüste seyahat ederken bulundukları otobüsün tramvayla çarpışması sonucu ağır yaralandı. Omurgası ve pelvisi kırıldı ve bu kaza hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok acı çekmesine neden oldu. 

İlk oto portresini yatakta geçirdiği sıralarda yapmıştı. Daha sonra Diego Rivera ile evlendi. Kahlo ve Rivera birkaç kez ayrıldılar ama her seferinde tekrar birlikte oldular. 

1937'de Meksika’da bulunan Leon Troçki ve karısı Natalya'ya yardım ettiler. Kahlo’nun Leon Troçki ile kısa bir ilişkisi oldu. 

Ve 13 Temmuz 1954’te hayata veda etti.

Sibel Erduman

(Sosyalist İşçi) 


SEÇTİKLERİMİZ

Ümit Kıvanç
Rusya’nın egemenleri

Bültene kayıt ol