Merkez Bankası skandalının odağında mobbing ve haksızca işten atma var

22.01.2024 - 12:19

Merkez Bankası'nın başkan Hafize Gaye Erkan'ın babasının çiftliğine döndüğü konuşulurken, bir çalışana yapılan büyük haksızlık perdeleniyor.

Merkez Bankası (MB) çalışanı Büşra Bozkurt, başkanın babası Erol Erkan tarafından işten atıldığını söyleyerek CİMER'e başvurdu. Dilekçesinde mobbinge maruz kaldığını (ki mobbing yasalara göre suçtur), başkanın babasının özel isteklerine uymadığı için başına gelenleri aktardı:

“Sayın Başkanımız Hafize Gaye Erkan Hanım’ın babası Erol Erkan Bey ve annesi Gamze Hanım protokole giriş yaparken, Erol Bey yanımdan geçerken, ‘bana bir uğrayabilir misin?’ dedi. Uğradım, ‘Başkanın odasına güvenilir ve sabit insanların giriş çıkış yapmalarını istiyorum. Siz de güvendiğimiz bir çalışansınız’ dedi. Sonra İnsan Kaynakları’nı arayarak benim artık kendilerine hizmet vereceğimi söyledi”

“Erol Bey’e, ‘Benim okula giden 7 yaşında bir çocuğum var. Onu her gün okuldan almak zorundayım. Evli bir kadınım bu saatlere kadar çalışmak bana zor gelebilir’ dedim” açıklamalarının yer aldığı dilekçede, “Erol Bey sinirlendi ve yüksek sesle, ‘Bunu söyleyen elemana çalışmıyor gözüyle bakarım. Biz sizin için Amerikalardan kalkıp geldik. Tüm düzenimiz bozuldu. Seni çalıştığın yerde oturtturmayacağım’ diye tehdit etti. Olayın ardından çıkışımın talimatı verildi. Destek hizmetleri müdürümüzle konuştuğumda, ‘talimat babadan geldi. Yapabileceğimiz bir şey yok maalesef’ diye yanıt aldım. Göreve iademi saygılarımla arz ediyorum.”

Büşra Bozkurt, CİMER'e yolladığı dilekçeyi Sözcü gazetesiyle paylaştı ve ardından bir de röportajla tek olmadığını, mobbinge ve haksızlığa maruz kalan başka çalışanlar da olduğunu aktardı. 

Belli ki şikayetinden bir sonuç alamamış. Haksızlığa uğrayan her işçi gibi öfkeli. Başına gelenlerin iktidar yanlısı medyada haber olması mümkün değil. O da popüler bir muhalif gazete aracılığıyla hakkını savunmaya çalışıyor.

Komplo teorileri hemen havada uçuşmaya başladı. 'CİMER dilekçesi nasıl ortaya döküldü', 'İşten atılan çalışan aslında daha iyi bir mevkie layık görülmüş', 'Madem çocuğun var niye çalışıyorsun' türünden saçmalıklar...

Öte yandan MB ve ekonomi yönetiminin tepesinde bir koltuk kavgası yaşandığına dair iddialar gündeme getirildi. Aslında Gaye Erkan çok müthiş işler yapıyormuş, fakat onun koltuğunda gözü olanlar yıpratmak istiyormuş.

Ve baba Erol Erkan ortaya çıktı. Kızının başarılarını anlatarak, olayın bir kumpas olduğunu iddia etti.

Tabi kamuoyu buna ikna olmadı. Fakat enteresan bileşen işten atılan çalışana karşı birleşti: Sözcü yazarı Uğur Dündar ve Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, iki koldan çalışana yüklenip Erkan ailesini aklamaya girişti. Çok sayıda başka gazeteciyle birlikte.

Efsane ve gerçek

Neoliberal doktrine göre serbest piyasa ekonomisinin işlemesi için Merkez Bankası yönetimleri hükümetlerden bağımsız olması gerekir. Teknokratik bir yapıda para politikalarını idare ederler.

Eli sopalı neoliberalizmle ekonomiyi yöneten Türk tipi başkanlık sisteminde, Şimşek ve Erkan'ın işbaşına getirilmesi bu yönde atılmış bir adım olarak gösterildi. Heterodoks politikadan ortodoksa geçildiği söylendi. Faizlerin devasa artırılması ve TL'nin bilinçli olarak değerinin düşürülmesiyle gelen bu adımlar, uluslararası finans çevrelerine 'Merkez Bankamız iktidardan bağımsız çalışıyor' diye sunuldu. Elbette içerideki sermaye çevrelerine ve öfkeli kalabalıklara da.

Bu imaj, Merkez Bankası'nın babasının çiftliğine dönüştüğü iddialarıyla birlikte tuz buz oldu.

Neoliberalizmin efsaneleri karşısındaki gerçek, piyasanın devlet kontrolünden bağımsız işlemediği, Merkez Bankaları'nın ise kapitalist güç odaklarından bağımsız bir yönetime sahip olamayacağıdır.

Fakat bu kurumsal skandalda bizi ilgilendiren asıl nokta, bir çalışanın haksızca işten atılması.

Büşra Bozkurt derhal işine geri dönmeli. Erol Erkan'ın bankaya girişi yasaklanmalı. Hafize Gaye Erkan istifa etmeli de diyeceğiz fakat bu rejimde istifa müessesinin olmadığını biliyoruz.

Volkan Akyıldırım

 



Bültene kayıt ol