Röportaj - Baskılar bizi asla yıldırmayacak

03.03.2022 - 12:21

Sosyalist İşçi olarak son üç ayda artan işçi direnişlerinde yer alan işçilerle ve sağlık sektöründe yaşanan haksızlıklara karşı mücadele eden bir aile hekimiyle mücadelelerin arka planını konuştuk. 

Farplas’dan direnişçi işçi Furkan Sağlam:

Farplas işçileri olarak bize dayatılan “asgari ücret” adı altında modern kölelik şartlarına baş kaldırdık. Yıllardır çalıştığımız Farplas fabrikasında baskı ve insanlık dışı muamelelerden oluşan çalışma koşuşlarına karşı bireysel olarak bir kazanım elde edemedik. Birlikte güçlü olacağımızı, ancak örgütlenirsek başaracağımızı biliyorduk. Maaş, sosyal hakların insanca yaşanılacak koşullarda olması ve çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi için örgütlendik. DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, Limter-İş Sendikası ve Lastik-İş Sendikası’nda örgütlendik. Üretimden gelen gücümüzü kullanarak, üretimi durdurduk. Farplas fabrikasındaki sömürü düzenine başkaldırdık, işverenin korkulu rüyası olduk.

“Taleplerimizi haykırdık” 

Taleplerimizi sloganlarla haykırdık, sendikalı olarak çalışmak istedik. İşveren, sendikalı olmamızı engellemek için Farplas çatısı altında alt şirketler kurarak bizi bölmeye çalıştı. Bütün girişimlerini boşa çıkarttık. Alt şirketlerde üyelikler yaparak, Çalışma Bakanlığı’ndan yetki almaya başardık. Tüm bu çalışmalarımızı işverenin, baskı, mobing ve tehditlerine rağmen yürüttük.

“İşveren panikledi”

Çalışma Bakanlığı’ndan yetki belgesi ulaştığında panikleyen işveren, elektrik ve doğal gaz kesintisini bahane ederek, bizi idari izne çıkardı. İzinliyken çıkışlarımız verildi. Otellere arkadaşlarımız çağrıldı, evlere çıkış tebligatlarımız gönderildi. Üretimi durdurduğumuz için 20 bin lira tazminat davası açtılar. Çıkışlarımız Kod 25’ten verildiği için kıdem ve işsizlik maaşı gibi tüm yasal haklarımız gasp edildi.

“Üretimi durdurduk” 

Farplas işçileri olarak işverenin haksız ve hukuksuz bir şekilde işten atmalarına karşı, sendikal haklarımızın tanınması için direniş başlattık. 30 Ocak’ta gece vardiyasında T1 fabrikasına geldik, üretimi durdurduk. İşten atılan arkadaşlarımızın geri alınması ve sendika haklarımızın tanınması taleplerimizi sloganlarla dile getirdik. Direnişte olan 150 işçinin karşısında patronlar ve kapitalist düzeni koruyan yüzlerce polis bulduk. Polisin saldırısı esnasında aramızda direnen kadın, hamile ve engelli arkadaşlarımızı korumak için çatıya çıktık ve kendimizi kilitledik. Polis tehditlerine, baskılarına rağmen direnişimiz sabaha kadar sürdü. Farplas işçileri olarak geceyi aydınlığa çıkardık. Biz çatıya çıktık ama orası çatı değil, patronların, kapitalist sömürücülerin tepesine bindiğimizi yerdi. 

“Baskılar bizi asla yıldırmayacak”

Sabaha doğru polis müdahalesi oldu. Resmen kapitalistlerin işçilere açtığı bir savaş niteliğinde coplarla, biber gazı, gaz bombası ve plastik mermilerle bize saldırdılar. Direndik, 30 metre çatıdan kendimizi aşağı bıraktık. Polis müdahalesi çok sertti. Bir arkadaşımızın ayağı kırıldı, bir arkadaşımızın burnu dişleri kırıldı. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretlerle göz altı yapıldık. Emniyete götürüldük. Bir kısım arkadaşımız nezarette tutuldu. İfademiz alındı. Serbest bırakıldık. Farplas’ta direnen işçiler bunu unutmayacak, mutlaka hesabını soracağız. Direnişimizi daha da büyütüp daha güçlü inançlı sürdürüyoruz. Kapı önü eylemimiz sürüyor. Karşımızda polis ve tomalar var. Bizden ne kadar çok korktuklarının bir kanıtı bu. Sendikal haklarımızın tanınmasını ve atılan arkadaşlarımızın işe iadesini istiyoruz.

İşveren işçinin özgür iradesiyle seçtiği sendikayı tanımayıp, halen çalışmakta olan arkadaşlarımızı baskı ve mobing ile Türk Metal Sendikasına üye yapmaya çalışıyor. Biz başımıza ikinci bir patron istemiyoruz ve bu girişimleri de içerde çalışan arkadaşlarımızın mücadelesi ve dışardaki direnişimizle boşa çıkartacağız. Yüzlerce işçi bir avuç patrona teslim olmayacağız. Zafer direnen işçilerin olacak. Baskılar bizi asla yıldırmayacak.

Kadıköy Belediyesi işçisi Hakan Dinç:

Biz Kadıköy Belediyesi’nde çalışan DİSK/Genel-İş sendikasında örgütlü işçi temsilcileriyiz. Sendikamızın imza attığı yüzde 8’lik artışlı ücretlerimizin yüzde 114 enflasyon karşısındaki erimesi karşısında ek protokol talep ettik. 

Genel-İş sendikası bir sonraki toplu iş sözleşmesi sürecine kadar beklememizi söyledi. DİSK’in 16 Şubat’ta Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlediği eylemde ek protokol talebimizi alana taşıdık. Bize bir sonraki TİS’e kadar dişimizi sıkmamızı söyleyen sendikamızı ve bu haklı talebimizi görmezden gelen DİSK’i eleştirdiğimiz için 18 Şubat günü bir WhatsApp mesajıyla, hiçbir gerekçe gösterilmeden işyeri temsilciliği görevimizden alındık. Hâlâ hiçbir açıklama yapılmamakla birlikte dokuz işyeri temsilcisi arkadaşımızın yanı sıra eyleme katılan 16 işçi hakkında da disiplin soruşturması açılacağı ve sendikadan ihraçlar yapılacağı söyleniyor. Bu, işçinin iradesini gasp etmekten, tabanın taleplerine kulak tıkamaktan başka bir şey değildir. 

Eleştiriye tahammülsüzlük, muhalif sesleri susturmak, düşmanlaştırmak, tepeden inme bir şekilde tasfiye etmek iktidarın yöntemidir. Kendine “sol, sosyalist” diyen bir örgüt için ise utanç vesikasıdır. Biz birbirine yoldaşlık bağıyla bağlı, ücretlerin iyileştirilmesiyle yetinmeyip sendika içi demokrasi ve toplumsal cinsiyet eşitliği için çaba gösteren işçi temsilcileriyiz. Yaklaşan TİS öncesi yapacak çok işimiz var, bu nedenle bir an önce görevlerimize iade edilmek istiyoruz.

Aile hekimi Dr. Ayfer:

Öncelikli talebim toplum sağlığının korunması için aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi. Bunun dışında Covid-19 meslek hastalığı sayılmalıdır. Sağlıkta caydırıcı bir şiddet yasası çıkartılmalıdır. Sağlık çalışanlarının ücretlerinde en az yüzde 150’lik bir iyileştirme yapılmalıdır, aksi takdirde yurt dışına göç engellenemiyor.

Biz uzun yıllardır hakkımızda bir yönetmelik bekliyorduk. 30 Haziran 2021’de Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği çıkarıldı. Ancak bu, ‘ceza’ yönetmeliği oldu. Aile hekimleri iki yıllık sözleşme döneminde, mazeretli bile olsa beş kez nöbete gitmezse sözleşmesi feshedilecek. Ayrıca aile hekimlerinin sözleşmelerinin uzatılıp uzatılmayacağına il sağlık müdürlüğünün kurduğu komisyonlarca karar verilecek.

Bu uygulama, kötü niyetli yöneticilerin elinde mobbinge yol açıyor. Devletin aile sağlık merkezlerine yaptığı cari gider ödemeleri enflasyonun altında ezildi. Bu yüzden aile sağlık merkezlerinde yardımcı personel olarak çalışan 15-20 bin kişi işsiz kalabilir.

Sağlıkta etkin bir şiddet yasası çıkarılmalıdır. Her gün aile sağlığı merkezleri ve Türkiye’nin dört bir yanından şiddet haberleri geliyor. Saldırganlara mevcut yasa maddeleriyle hiçbir şey yapılamıyor. Ya serbest bırakılıyorlar ya da belli bir süre sonra çok az ceza alıyorlar. Sağlık Bakanlığı bu şikâyetleri duymuyor. Bu yüzden grev kararı aldık.


SEÇTİKLERİMİZ

Ümit Kıvanç
Rusya’nın egemenleri

Bültene kayıt ol