Enternasyonal Sosyalizm dergisinin 16. sayısı çıktı. “Umut aşağıdan mücadelede” başlığıyla çıkan yeni sayıda; savaşlar, ekolojik kriz, sosyal eşitsizlikler, aşırı sağın yükselişi, merkez partilerin otoriterleşmesi gibi gelişmelerin ortasında küresel çapta antikapitalist solun, kitlesel bir alternatif hareket oluşturmakta güçlük çektiği koşullarda mücadeleyi öne çıkaran yazılar yer alıyor.
Derginin bu sayısında, tüm olumsuzluklara rağmen dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmelere dair çeşitli konulara odaklanarak yaşananları açıklamaya ve mücadeleye destek olabilecek devrimci fikirleri tartışmaya çalışan makaleler yer alıyor.
Enternasyonal Sosyalizm dergisine, DSİP ve Marksist.org hesaplarına yazarak veya aşağıdaki numarayı arayarak ulaşmak mümkün: 0533 447 97 09
Enternasyonal Sosyalizm’in 16. sayısı şu makalelerden oluşuyor:
Derginin ilk yazısı olan “Siyasal kargaşa, otoriterlik, direniş ve yeni barış süreci” başlıklı röportajda Şenol Karakaş, Türkiye’de İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan kitle protestolarını ve tüm çelişkilerine rağmen ülke tarihinde daha önce hiç görülmedik hızda ve somutlukta ilerleyen barış sürecini analiz ediyor.
Meltem Oral, “Hayvancı Marksizm Tartışmalarına Dair Bir Özet” başlıklı makalesinde Türkiye’de yaşam savunucularının ‘katliam yasası’ dediği, sokaklarda yaşayan hayvanların toplanıp öldürülmesine dair yasal düzenlemeyle başlayan hayvan özgürlüğü, hayvan sömürüsü ve türcülük tartışmalarına Marksizmin nasıl yaklaştığını tartışıyor.
“Nefreti Yasalaştırmak: 11. Yargı Paketi Üzerine Bir Söyleşi” başlıklı yazı ise Türkiye’de hararetle tartışılan bir başka meseleye değinerek, LGBTİ+’lara yönelik yasa taslağı hakkındaki tartışmalara yer veriyor. İzmir’de yapılan bir toplantıda yasa taslağının hukuki çerçevesine, tarihsel arka planına ve politik anlamına dair derinlikli değerlendirmeler yapan İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu’ndan İrem Revşen Yıldız, Kaosgl.org genel yayın yönetmeni Yıldız Tar ve DSİP ve Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (Galader) üyesi Atilla Dirim’in konuşmalarının özetine yer veriliyor.
Can Irmak Özinanır, “Donald Trump’ın “Barış” Planı ve Gazze’de devam eden soykırım” başlıklı yazısında “Barış Planı”nın neden geçici bir ateşkes olmaktan öteye gidemeyeceğini anlatıyor ve Filistin sorununun küresel bir mesele olduğunu, çözümünün de küresel olduğunu anlatıyor.
Ziya Dinç ve Taner Kumpirci, “Faşizm nedir ve faşizme karşı gerçek bir mücadeleye dair imkanlar” makalesinde faşizmin Marksist bir tahlilini yaparak günümüzde Almanya’da yükselen aşırı sağ ve aşırı sağ içerisinde yer alan faşist hareketin barındırdığı tehlikeyi analiz ederek nasıl mücadele etmek gerektiğini tartışıyorlar.
Anne Alexander’ın “Yapay Zekâlı Silahlanma Yarışı” başlıklı makalesi, yapay zekâyı “yeni bir akıl” değil, muazzam ölçekte emek, enerji, su ve hammaddeyi seferber eden bir sanayi üretimi olarak kavramsallaştırıyor. ABD Çin arasındaki “çip savaşları”, “egemen/ulusal yapay zeka” projeleri, veri merkezlerinin artan elektrik ve su iştahı ve Gazze’de kullanıldığına tanık olduğumuz otomatikleştirilmiş cinayet teknolojilerinin kullanımı gibi örneklerle, şirketler arası rekabetin devletler arası askerî rekabetle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Tartışmayı sınıf mücadelesi, çevresel yıkım ve emperyalizm bağlamına yerleştiriyor. Alexander, “yapay zeka mitolojisine” kapılmak yerine üretimin ardındaki görünmez emeği ve sömürüyü görünür kılarak siyasî bir yön tayin ediyor ve teknolojik ilerlemenin tarafsız bir süreç olmadığını göstererek kolektif bir mücadele hattı örmeye çağırıyor.
Özdeş Özbay, kapitalizmin çoklu krizi içerisinde örgütsüzlüğün ve umutsuzluğun yaygın olduğu koşullarda politik umudun ne olduğunu ve mücadele edenler için umudun nerede aranması gerektiğini “İnsanlık önüne ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar: Karanlık dönemlerde politik umut” başlıklı makalesinde tartışıyor.
Joseph Choonara, “Kadrolaştırma: Organik entelektüellerin partisini kurmak” makalesinde, devrimci örgütlerdeki kadrolaşma konusunun Marksist gelenek içerisinde nasıl tartışıldığını Lenin, Troçki, Lukacs ve Gramsci’nin metinleri üzerinden tartışıyor. Choonara, hem Sovyet Devrimi ve Bolşevik Parti deneyimine hem de İngiltere’deki güncel sorunlara yer verdiği makalesinde, bir yandan kadronun elitist bir şekilde tanımlanan statik bir konum olarak görülmesine karşı çıkarken, diğer yandan kadrolaştırma faaliyetinin parti içi demokrasiyle ve de partinin genel politik düzeyinin arttırılmasıyla nasıl birbirine bağlı olduğunu anlatıyor.
Son yazı ise Enternasyonal Sosyalizm dergisinin basıma hazırlandığı günlerde gelen iki önemli haber hakkında. ABD’nin savaş suçlusu politikacılarından biri olan Dick Cheney 3 Kasım’da öldü. Hemen ertesi gün ise dünyanın en zengin şehri New York’un belediye başkanlığını savaş karşıtı bir sosyalist aday olan Zohran Mamdani kazandı. Derginin “New York’tan Trumpizm’e sert tokat!” başlıklı son yazısında Şenol Karakaş bu iki gelişmeyi birarada ele alarak Mamdani’nin seçim kampanyasının aşırı sağa karşı taşıdığı önemi anlatıyor.