Büyüme durdu, sanayi üretimi gerilemeye başladı, özel ve kamu sektörünün kaynakları tükeniyor, enflasyon yoluyla işçilerin, yoksulların doğrudan gelirlerine el koyuluyor. Enflasyon en az yüzde 25’lerde seyrediyor, ama ücret zamları için işçilere önerilen en fazla yüzde 10.
Türkiye’de kapitalistler, patronlar için işler pek iyi değil. Sorun dolar veya faizin düşmesini çoktan aştı. Sorun çok daha derin ve yapısal. Kapitalist sistem düştüğü bu krize işçi ve emekçileri de çekecek. Krizin faturasını bizlere, işçi ve emekçilere ödetmeye çalışacak.
Bizler, işçiler, emekçiler hızla üzerimize gelen bu ekonomik krizin faturasını ödemek istemiyorsak bir an önce ayağa kalkmalıyız, birleşik bir işçi cephesi oluşturmalıyız. Asgari ücretin en az 2600 TL olması için mücadele etmeliyiz. Toplu sözleşmelerde enflasyondan daha fazla ücret zammı talep etmeliyiz. İşten atılmalara karşı direnmeliyiz, işçilerin sendikalara üye olmasını, sendikal mücadeleye katılmalarını sağlamalıyız. 1 Mayıs’a doğru birleşik bir işçi cephesi oluşturmalı, 1 Mayıs’ı bu bilinç ve örgütlülükle kutlamalıyız.
Ekonomi daralıyor
Yaşanan ekonomik krizin boyutu giderek daha net bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor. Uluslararası kurumlardan yapılan tahminlerde, 2019 yılı için Türkiye ekonomisinin daralacağı öngörülüyor. En son OECD, 2019 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 0,4 daralacağı tahminini açıkladı. Ekonomik kriz devam ederken bir süredir TL değerleniyor. Bunun temel sebebi bizzat ekonomik krizin kendisidir. Kriz derinleştikçe üretim yavaşlamakta, dövize talep azalmaktadır.
Gelirlerimiz azalıyor
AKP hükümetlerinin ilk yıllarındaki canlı ekonomik büyüme ve TL’nin değerli tutulması sayesinde, dolar bazında kişi başına düşen gelir istikrarlı bir şekilde artmıştı, 2002 yılında 3 bin dolar olan kişi başı gelir, 2013 yılında 12 bin 500 dolar seviyesine yükseldi.
2013 yılından itibaren ise dolar bazında kişi başına gelir artmıyor, azalıyor. Eğer Yeni Ekonomik Program’ın tahminleri tutarsa, 2018 sonu itibariyle kişi başına gelir 2009 yılı seviyesine yaklaşacak, 9 bin dolar civarında olacak. Kişi başına gelirlerimizde, son bir yılda en az yüzde 20 azalma oldu.
Batık krediler artıyor
Batık kredi oranı sert bir şekilde artmayı sürdürüyor, bu artış, 2008-2009 krizinde Türkiye ekonomisinin yaşadığı ekonomik daralma sırasında hızla artan batık kredi oranı ile paralel şekilde ilerliyor.
Ekonomik kriz, KOBİ’lerin ve esnafın batık kredi oranının artmasına neden oldu. Taksitli ticari kredilerin takibe düşme oranı, yani batık kredi oranı geçen ay yüzde 6,6 idi. Bu ay bu oran 7,3’e yükseldi.
Sanayi daralıyor
Merkez Bankası Kasım ayı kapasite kullanım oranını açıkladı. Mevsim etkilerinden arındırılmış kapasite kullanım oranı yüzde 73,7 oldu. Bu oran en son Mart 2010’da yüzde 69,7 olmuştu. O tarihten bugüne ilk kez imalat sanayi bu kadar düşük bir oran ile çalışıyor.
Aynı şekilde elektrik tüketimi de düşüyor. 2017 yılı Ekim ayında 23.161.713 GWh olan elektrik tüketimi, bu yıl ekim ayında 22.666.270 GWh’a düştü, azalma oranı yüzde 2,2.
Bütün bu göstergeler 2017’nin son aylarında başlayan sanayi üretiminde daralmanın devam ettiğini gösteriyor. 2018 seçimlerinin erkene alınmasında sanayide başlayan daralmanın büyük rolü var. Sanayi Eylül 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 2,7 daralmış durumda.
İşsizlik artıyor
Yaşadığımız ekonomik darboğazın etkilerini işsizlik rakamındaki sıçramalardan da takip edebiliriz. TÜİK tarafından açıklanan Ağustos ayı verilerine göre dar tanımlı işsizlik oranı 11,2’ye, genç işsizliği ise 19,7’ye çıkmış durumda. Kayıtlı işsiz sayısı 3,4 milyon, bir de kayıtsızları katarsak Türkiye’de yaklaşık 6,4 milyon işsiz var. Turizm ve tarımda çalışan ve şimdi işsiz döneme girenler bu sayılara dahil değil. 2019 yılında bu sayının 8 milyona yükselmesi bekleniyor.
Ücretler eriyor
Türkiye’de ücretler hızla eriyor. Asgari ücret seviyesi Çin’in altına inmiş durumda. Bugün Türkiye’de net asgari ücret 300 dolar, Çin’de ise net asgari ücret 350 dolar. Çin’de ortalama ücret, asgari ücretin 3 katı, Türkiye’de ortalama ücret, asgari ücretin ancak yüzde 10 üstünde.
Perakende satışlar eylül ayında yüzde 3,4 azaldı. Satışlar ağustos ayında yüzde 2,6’lık bir daralma daha yaşamıştı. Kısaca ağustos ve eylül aylarında satışlar iyi gitmedi. Yılın ilk yarısında yüzde 7,2 oranında artış sağlayan perakende tüketim harcaması, Temmuz-Eylül aylarını kapsayan 3. çeyrekte sıfıra geldi.
Faruk Sevim
(Sosyalist İşçi)