DSİP’in açıklaması:
Basra Körfezine ve İran’ı çevreleyen ülkelere haftalardır yapılan ABD yığınağının ardından ABD ve İsrail İran’a saldırı başlattı. Önce İsrail Savunma Bakanı “önleyici saldırılar” başlattıklarını ilan etti. Ardından Trump İran’da rejimin “Amerika’yı tehdit etmesini önlemek için büyük bir operasyona” başladığını açıkladı.
Trump utanmadan İran halkına seslendi: “İşimiz bittiğinde hükümetinizi ele geçirin. Bu muhtemelen nesiller boyunca bulacağınız tek şans olacak.” İran ise bu saldırılara bir çok bölge ülkesindeki ABD üslerine ve İsrail’e aynı anda saldırarak yanıt verdi. Çatışmalar bir anda tüm Körfez bölgesine yayıldı.
2023 yılının Ekim ayından beri Filistin’de soykırım suçu işleyen, 20 binden fazlasını çocukların oluşturduğu 72 bin Gazzeliyi öldüren İsrail, 2002 yılından beri bildiğimiz bir gerekçeyi öne sürüyor. George W. Bush, ABD’nin Irak işgalini önleyici savaş doktriniyle meşrulaştırmaya çalışmıştı. Şimdi İsrail de aynı doktrinin arkasına sığınıyor ve İran’a saldırmazlarsa İran’ın kendilerine saldıracağına dair içi bir boş bir iddiada bulunuyor.
2003 yılında Irak’ı işgal eden ABD bölgedeki tüm istikrarsızlığın asli sorumlusudur. Onun uç karakolu gibi çalışan bekçisi İsrail ise son 26 ayda bölgedeki hemen hemen her ülkeye saldıran, çeşitli örgütlerin liderlerine suikastlar gerçekleştiren bir korsan devlettir.
Trump iki yalanı aynı anda söylüyor. Hem İran’ın ABD’yi tehdit ettiğini, hem de İran’ın nükleer programını yeniden inşa etme girişiminde bulunduğu için saldırı emri verdiğini söylüyor. Irak’ta da ABD, Saddam Hüseyin rejiminin kitle imha silahı ürettiği yalanıyla Irak’ı paramparça eden ve yüz binlerce insanı yok eden işgali başlatmıştı. İşgalin ardından ise Irak’ın kitle imha silahına sahip olmadığı ortaya çıkmıştı, bu ABD’nin işgal kararını meşrulaştırmak için uydurulmuş bir yalandı.
ABD’nin derdi ne dün, ne de bugün demokrasi oldu. ABD ne Irak halkını düşündü ne de İran halkını düşünebilir. Trump kendi halkına kan kusturan, sivilleri katleden Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) güçlerini destekleyen otoriter bir sağcıdır.
Dünyanın çeşitli ülkelerine çeşitli zamanlarda bu ülkeler kitle imha silahı üretiyor diyerek saldıran, bu bölgeleri yakıp yıkan, bombalayan ve kan kusturan ABD, dünyada elinde en fazla kitle imha silahı bulunduran en tehlikeli güçtür. ABD’nin 1770 tanesi füzelerde ve bombardıman üslerinde aktif olan toplam 5177 nükleer başlığı var. Tüm dünya Trump gibi kendisini kral sanan bir sağcının emri altında kullanıma hazır bekleyen binlerce nükleer bombanın tehdidi altında. Aynı şekilde İsrail’in elinde 90 nükleer başlık olduğu tahmin ediliyor.
Dünya kitle imha silahından arındırılacaksa, önce ABD ve İsrail’den başlamak gerekir.
Biliyoruz ki ABD’nin asli sorunu, gerileyen emperyalist hegemonyasını yeniden tesis etmek ve Çin’le küresel düzeyde sürdürdüğü rekabette başarılı olmak.
ABD, Kosova savaşına yaptığı müdahaleden beri NATO’yu da kullanarak 21. yüzyılın efendisi olduğunu kanıtlamak istiyor. İran’ı vururken Çin’e ve Rusya’ya da bir kez daha meydan okumuş oluyor. İsrail içinse ABD’nin attığı her savaş adımı Filistin’de ve bölgede sürdürdüğü soykırım politikasını derinleştirmek için geniş bir alan sunuyor.
Bizler, Filistin’de süren soykırıma karşı mücadele edenler olarak ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırganlığa derhal son vermesini talep ediyoruz. Türkiye ABD ile kurduğu tüm askeri işbirliklerine son vermeli ve ezilen, bombalanan, soykırıma maruz bırakılan halkların yanında olduğunu ilan etmelidir.
Trump’ın hiçbir planı kabul edilemeyeceği gibi Gazze Planı da kabul edilemez.
Trump, saldırı emri verdiğini açıkladığı konuşmasında İran halkını bombardıman sonrası rejimi devirmeye davet etti.
Hem katil hem utanmaz olan ABD emperyalizmi, bölgede yaşayan halkların özgürlük mücadelesine de el koymaya çalışıyor. İran halkının İran rejiminin zorbalıklarına karşı mücadelesini lekelemeye çalışıyor. İran’da özgürlük ABD-İsrail bombalarıyla değil emekçilerin aşağıdan mücadelesiyle kazanılacaktır. Bölgede, savaş yayılma eğilimleri gösterirken, Türkiye’de ve tüm ülkelerde işçilerin sahaya çıkması ve savaşa karşı mücadelenin merkezini oluşturması hayati bir öneme sahip. Bölgede özgürlük işçilerin mücadelesiyle gelecek, savaşı kitlesel işçi hareketleri durdurabilir. 2003 yılında Irak’ın işgaline karşı sokağa çıkan milyonlarca insanın oluşturduğuna benzer bir hareketi inşa etmeliyiz. Gazze’den İran’a Minneapolis’e ezilenlerin yanındayız.
ABD-İsrail’in İran savaşına hayır!
Türkiye NATO’dan çıksın!
ABD üsleri kapatılsın!
Trump’ın Gazze Planı’nın parçası olmayın!
Trump elini İran’dan çek!
DSİP – Devrimci Sosyalist İşçi Partisi