6’lı masa çare mi?
Selahattin Demirtaş bir Twitter mesajında, “6’lı masa bugüne kadar hiçbir açıklama yapmasa oy oranları %60’ı geçmişti” demiş. Gerçekten de öyle! Erdoğan ve AKP’nin muazzam zor durumlara düştüğü bir dönemde, muhalefet onu köşeye sıkıştıracak ve yenilgisini hızlandıracak adımları atmaktan aciz. Kendi iç çelişkileri ve hesaplaşmalarıyla uğraşıyor. Irkçı Meral Akşener sürekli olarak masayı ve cumhurbaşkanı adayını belirlemeye çalışıyor. Babacan bir yerden kafasını çıkartıp “aday olursam kazanırım” diyor. Davutoğlu %1 bile edip etmediği belli olmayan oy oranıyla kendisini öne çıkartan şeyler söylemeye çalışıyor.
6’lı masa, AKP-MHP’nin felaket yönetimi sonucunda oylarının erimesi olgusuna karşılık, işçi sınıfı ve ezilenler için hiçbir somut perspektif, umut verici vaatler ortaya koyamıyor. Rakibinin zayıflamasının kendi kendine olmasını beklerken, buradan yaratacağı avantajla başkanlık ve koltuk tartışmalarına şimdiden gömüldüler bile.
Bu masanın diğer bir özelliği de HDP’yi destekleyen milyonlarca Kürdün oyunu, sesini, siyasi temsiliyetini yok sayması. Bir yandan yerel seçimler deneyiminden biliyorlar ki Kürtlerin oyu olmadan hiçbir şeyi kazanamazlar. Ancak diğer yandan hem AKP-MHP’nin baskılarına hem de içlerindeki İyi Parti gibi milliyetçi unsurlara karşı Kürtlerle yanyana gözükmek istemiyorlar. Bakalım seçim kampanyasında 6’lı masa barıştan, özgürlüklerden bahsedebilecek mi?
—
Sol ne yapıyor?
Solun çeşitli kanatlarında da seçimler öncesi görülen manzara pek iç açıcı değil. HDP’den ayrı durmak gerektiğini düşünen ulusalcı sosyalistler bir ittifak kurmuştu. TKP ve Sol Parti’nin belirlediği bu blokun seçimlerde herhangi bir başarı gösterebilmesi mümkün değil. AKP karşıtlığını Kürtlerle bir arada gözükmeden yapmaya çalışıyor ve Kemalizm’in bir sol versiyonu olarak konumlanıyorlar.
HDP içindeki sol partilerde ise genellikle vekil pazarlıkları hüküm sürüyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşeni olan TİP etrafında pek çok tartışma yürüyor. Bu partinin 20 vekil ile mecliste grup kurmak istediği dile getiriliyor. Bunun için HDP’den seçilir yerden 20 koltuk istedikleri iddiası kendileri tarafından yalanlandı. Eğer böyle bir iddia varsa en doğrusu TİP’in kendi başına seçimlere girip oyunu görmesi olur. Bunun dışında varsayımlar üzerinden yürütülen pazarlıklar, ancak sosyal şovenizmin bir başka veçhesi olarak kalmaya mahkûm.
Özgürlükçü solun sesini güçlendirecek olan ise 19 Ocak’ta bir araya gelip “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz” diyenlerin seçim kampanyası yapması. Hem AKP-MHP’nin “yerli ve milli” ideolojisine hem de muhalefetin kışkırtacağı cumhuriyetin 100. yılındaki resmi söylem ve Kemalizm övücülüğüne karşı milliyetçiliğe, ırkçılığa, LGBTİ+ fobiye, cinsiyetçiliğe, militarizme, faşizme, iklim değişikliğine, türcülüğe, baskıya ve sömürüye karşı çıkanları birleştirecek bir seçim hattı, antikapitalist solun ülke siyasetinde görünür bir kutba dönüşmesini sağlayabilir.
Ozan Tekin
(Sosyalist İşçi)