Devletin saç örgüsü güvenliği

8 Mart Türkiye’nin birçok şehrinde rengarenk, müthiş coşkulu geçti. Gözaltılar oldu, kolluk kuvvetlerinin konu kadınlar ve LGBTİ+lar olunca artık “olmasa şaşardık” dediğimiz şiddeti oldu, ama günün sonunda 8 Mart tüm renkleriyle, şarkılarıyla, türküleriyle, halaylarıyla kutlandı. 

Antalya’da 8 Mart’ta iki ana etkinlik vardı: Sabah Antalya Kadın Platformu’nun mitingi ve akşam Feminist Gece Yürüyüşü. 

Sabahki yürüyüş öncesi ilk olarak alana giren erkekleri çıkarmak zorunda kaldık. Miting öncesi aldığımız her toplantıda belirtmiş olsak da yine alanda “kadınlara karanfil dağıtmak için gelen” erkekler vardı. Biz çiçek istemiyoruz. Biz emeğimize sahip çıkmak için sokaktayız, alandayız: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün çıkış noktası, 8 Mart 1857’de 16 saatlik çalışma saatlerine karşı hak ve emeklerine sahip çıkmak için grev yapan kadınların fabrikaya kitlenmesi ve çıkan yangın sonucu 129 emekçi kadının ölmesidir. 8 Mart kadınların emeğine sahip çıkması, mücadele, direniş ve dayanışmadır. 

Saç örgüsünden terör propagandası çıkartmak

8 Mart Pazar günü Aydın Kanza Parkı’nda her kurum kendi korteji, pankart ve dövizleri ile girdi alana. Ancak Antalya Emniyeti sadece bir gün önce İzmir’de ve başka şehirlerde kullanılmış olan, yine partinin internet sitesinde herkese açık olarak paylaşılan, saç örgüsü ile yazılmış 8 rakamı nedeniyle DEM Parti’nin pankartına “terör propagandası” gerekçesiyle el koydu. 

Alanda olan Tertip Komitesi üyeleri ile avukatların bu el koymaya gerekçe olacak resmî bir belge, evrak, karar gösterilmesi taleplerine ise görevli polisler “Bize gelen bir karar var, biz işlem yaparız, mahkeme karar verir” dediler. O gün sadece Antalya’da uygulanan bu yasağın resmî gerekçesini öğrenemedik. Bize söylenen saç örgüsünün “terör propagandası” olduğu ve güvenlik sebebiyle pankartın alana alınamayacağı oldu. Resmî bir karar, belge olmadan, sadece şifaen uygulanan bir karar. 

Müzakere sürecinde hem Tertip Komitesi Güvenlik Şube ile görüştü hem de avukatlar Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ile iletişime geçti. Her ne kadar Bakanlık’tan da pankartta hukuka aykırı bir görsel olmadığı, pankartın diğer şehirlerde de kullanıldığı ve alana alınabileceği yönünde onay gelse de, Antalya Emniyeti pankarta el koydu. 

Yaşasın halkların eşitliği

Sonra ne oldu?

Yaklaşık bir buçuk saat süren bir bekleyiş ve müzakere sonucunda yürüyüş DEM Parti’nin kortej sıralamasında ortada olmasına rağmen kendilerine yapılan bu haksızlığa, hukuksuzluğa karşı ses çıkarmak ve dayanışmak adına en öne alınması ile başladı. 

Bütün kadın korteji “Jin Jiyan Azadi” sloganları ile toplanma alanından Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Hem Türkçe hem Kürtçe okunan basın açıklamalarının ardından miting tüm kadınların birlikte çektikleri halaylarla son buldu. 

Feminist Gece Yürüyüşü ise Üç Kapılar’da yapıldı.

Antalya’da FGY için Üç Kapılar’da toplanan kadınlara Antalya Emniyeti “Güneş battıktan sonra izinsiz yürüyüş yapılamaz” diyerek izin vermedi. Müzakereler sonucu kadınları dar bir alana hapseden barikat yola kadar geri çekildi. Açıklamalar, şarkılar ve halaylar sonrası kadınlar ve lubunyalar eğlence için Mor Gece’ye devam etti.

“Sahi, siz bizi kimden koruyorsunuz?”

9 Mart’ta bir önceki günü, saç örgüsünün nasıl olup da bir güvenlik tehdidi olduğunu konuşurken yeni tanıştığım yaşı benden ileri bir erkek arkadaş bir anısını paylaştı: İki kadın bir yürüyüş için İzmir’den İstanbul’a gelecekler. Yanlarında “onları hiçbir koşulda yalnız bırakmayacağını söyleyen bir erkek” olarak. O erkek bu iki kadını koruyacak, hep yanlarında olacak. 45 yaşında bir kadın ve 8 Mart’ın öznesi olarak cevap verdim: 

Sizin bu anlattığınız hikâyede sizin erkek bakış açınız kadını korunmaya muhtaç olarak görüyor. İki kadın bir şehirden başka bir şehre kendi başlarına gelemez mi? İlla başlarında, yanlarında bir erkek mi gerek? Ve siz kendinizce bu kadınları koruyorsunuz, değil mi? Sahi, siz kadınları kimden koruyorsunuz? Bence kadınları korumayı bırakıp önce bu sorunun cevabıyla yüzleşin. 

Birkaç haftadır Amerika’dan dünyaya yayılan Eipstein belgelerinde gördüğümüz üzere kadın bedeni eril zihniyet için, sistem için bir güç ve kontrol meselesi. Çocuk istismarı ve genel olarak tecavüz, kadına yönelik şiddet ve LGBTİ+lara yönelik nefret söylemleri aslında eril kapitalist sistemin bastıramadığı, yok edemediği kadın direnişine verdiği tepki: Kontrol edemiyor, bükemiyorsa öldürüyor. Ama tıpkı Rojava’da olduğu gibi erkek şiddeti bütün savaş donanımı ile bile kadın direnişini yenemiyor. Bugün Amerika ve İsrail İran’ı “kadınları Molla rejiminden kurtarmak için” vurduğunu söylüyor. Biz bu senaryoyu Filistin’de dinledik. Kadın varlığıyla, bedeniyle hem her savaşın bahanesi hem savaş ganimeti. Eril sistem için bir “fetih” kanıtı kadın ve kadın bedeni. 

Biz kadınlar ve LGBTİ+lar 8 Mart’ta sokağa çıkarken bütün renklerimizle, kimliklerimizle, fikirlerimizle, mücadelemizle çıkıyoruz. Ve hepimiz farklı olduğumuzu biliyoruz. Gücümüzü de bütün farklılıklarımızla birarada olmaktan, dayanışmaktan, birlikte yürümekten alıyoruz. 

Kısacık saçlarımız, uzun saç örgülerimizle seneye 8 Mart’ta görüşmek üzere. 

son yazıları

Bu yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.

ilginizi çekebilir

1773058976947_tdy_news_8a_simmons_iran_oil_facilities_260309_1920x1080-9agasr
'Tıpkı geleceğimiz gibi, karanlık'
photo_5872904148905299346_y
Bir film: Gece Vardiyası
afp_69a481845e7f-1772388740
We Must Stop Gangster Imperialism