Demokratikleşme için mücadele devam etmeli

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından artan baskılar, birinci parti konumuna yükselen CHP’ye zarar vermek, onu köşeye sıkıştırmak ve mümkünse bölmek amacıyla yoğunlaştırılıyor. Tutuklu 11 belediye başkanına oy veren yurttaşların tercihi tanınmazken, demokrasinin son kırıntıları da gasp ediliyor.

Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri olan Esenyurt’un CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te “PKK üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. O günden bu yana 200’den fazla kişi gözaltına alındı, yaklaşık 100 kişi ise hâlen cezaevinde. Bazıları İstanbul dışındaki illere sevk edilmiş durumda. Henüz haklarında hiçbir hüküm verilmemiş olan belediye yöneticileri, başkanlar ve eski milletvekillerinin içeriden aktardığına göre, tutuklular son derece olumsuz koşullarda tutuluyor.

İtirafçıların peşinde bir yargı

Yolsuzluk ve rüşvetin merkezinde yer aldığı çok sayıda birbirine bağlı soruşturmanın temelinde, etkin pişmanlıktan yararlanarak serbest bırakılan 28 kişinin verdiği ifadeler yer alıyor.

İtirafçılardan yalnızca birkaçı İBB personeli; çoğunluğu ise belediyelerden ihale alan şirket sahipleri ve bazı çalışanları.
CHP kaynakları, yargılananların baskı altına alınarak itirafçılığa zorlandığını, ifadelerin ise defalarca değiştirilmesine rağmen herhangi bir somut gerçekliğe dayanmadığını belirtiyor.

Son olarak, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı da tutuklandı. Böylece savunma hakkı da açıkça ihlal edilmiş oldu.

Erdoğan yönetimine göre ise Ekrem İmamoğlu büyük bir suç örgütü kurmuş ağır bir suçlu. Ancak iktidara yakın gazetelerde yazılanlara ve televizyonlarda yürütülen propagandalara rağmen, asıl meselenin siyasi bir rakibi etkisiz hâle getirmek ve muhalefeti bastırmak olduğu kolaylıkla görülebiliyor.

Bu otoriterleşme dalgasının ciddi sonuçları var. Bunlardan biri, kutuplaştırma siyasetinin zirveye taşınması. Ekonomik kriz ve eriyen ücretler karşısında ortak bir mücadele ihtimali, toplumu bölerek ve korkutarak bastırılıyor.

Ancak Türkiye kapitalizminin dış krediye olan bağımlılığı hâlâ aşılamıyor. Ekonomik istikrarsızlık giderek siyasete de yayılıyor.

Her direniş demokrasi okuludur

Diğer yandan Kürt sorununun barışçıl çözümüne dair tarihi adımlar atıldığı söyleniyor. Fakat İmamoğlu ve CHP’ye yönelik baskılar, bu sürecin kamuoyunda inandırıcı bulunmamasına ve dolayısıyla toplumsal destekten yoksun kalmasına yol açıyor.

Filistin’le dayanışma eylemlerinin, dünyanın diğer bölgelerine kıyasla Türkiye’de zayıf kalmasının ve çeşitli baskılara uğramasının nedeni de yine bu baskı ve kutuplaşma ortamıdır.

Tüm bu tabloya karşı panzehir, demokratikleşme mücadelesidir. Her grev bir demokrasi okuludur. Her dayanışma eylemi de öyle. Bu mücadeleyi başarıya ulaştıracak olan ise, şu anda haksızlığa uğrasa da bir tür sermaye partisi olan CHP’nin ötesinden, aşağıdan gelen bir kitle hareketidir.

Volkan Akyıldırım

son yazıları

Şimşek’in programı sosyal yıkım yarattı ve iflas etti
Doruk Maden işçilerinin zaferi: Örnek bir direniş öyküsü
Hayvan hakları savunucuları Ankara’da yürüdü: “Katliam yasası çöpe atılsın!”

ilginizi çekebilir

WhatsApp Image 2026-05-15 at 19.40
Ankara’da Nakba Günü eyIemi: “Nakba bitecek, Filistin halkı geri dönecek”
Untitled-683-×-1024px-1024-×-683px-2023-07-12T154605
Verilerin nihayet çürüttüğü 5 temiz enerji efsanesi ve sektörün yöneldiği doğrultu
ca093205-2463-44e0-9778-804c476b9a1d
Felaketler çağında yapısal bir yıkım: Türkiye’deki hortumlar ve sermayenin sınırları