14 Ağustos 2014 tarihinde yapılan İmralı görüşmesinde bütün bu konular tartışma konusu. 18 aydır süren çözüm sürecinin ilk aşamasında hükümet tarafından atılması gereken adımların neredeyse hiç biri atılmamış.
Görüşme notlarında, MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın seçim sonrası Dış İşleri Bakanı olması ihtimalinden söz ediliyor, ama Demirtaş’a yapılan teklifin içeriğinden söz edilmiyor.
Öcalan hükümeti sertleşen bir dille eleştiriyor, bakan Beşir Atalay’a, özel olarak hükümetin yavaştan alan, savsaklayan tutumundan rahatsızlık duyduğunu ve bunun risklerinin hükümete iletilmesini istiyor.
Hükümetin yol haritasını belirleme çalışmalarının sürdüğü bir dönemde, Selahattin Demirtaş’a yapılan öneri dikkat çekici. Hakan Fidan’ın önerisinin, hükümetin ve Cumhurbaşkanının bilgisi olmadan yapılmasının ihtimali yok.
Farklı muhatap belirleme girişimleri
Bu gelişmelerden kısa bir süre önce 4-5 Haziran 2014’te, AK Parti Ar-Ge Başkanlığının Diyarbakır’da düzenlediği ‘Gelişen Türkiye İçin, Yeni Türkiye’nin Açılan Kilidi: Çözüm Süreci‘ çalıştayı yapılmıştı, çalıştaya ben de katılmıştım.
Çalıştayın açılışını çözüm sürecinden sorumlu Bakan Beşir Atalay yaptı. Bugün HDP Diyarbakır il binasının önünde oturan aileler ilk o günlerde Diyarbakır Büyükşehir belediyesi önüne çadır kurmuşlardı. Atalay, belediye başkanının ailelere sahip çıkmadığından şikâyet ederek HDP ve BDP’ye sorumlu davranma çağrısı yaptı. Gerekirse HDP’yi devre dışı bırakıp Öcalan ve Kandil ile süreci doğrudan yürütmekten söz etti.
Bilindiği gibi çözüm sürecinde İmralı’ya giden HDP heyetinin bileşimi birkaç kez tek taraflı değiştirildi. Oslo ve Milli Birlik ve Kardeşlik sürecinde de benzer girişimler yaşanmıştı.
Oslo görüşmelerinde benzer şeylerin yaşandığı, Amed Dicle’nin yurtdışında yayınlanan 2005-2015 Türkiye -PKK Görüşmeleri kitabında iddia ediliyor.
3 Temmuz 2008 tarihinde Cenevre’de yapılan toplantıda, devlet heyetinden MİT müsteşar yardımcısı Ayfer Yıldırım görüşme masasında bir an baş başa kaldıkları PKK temsilcileri Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar’a e-posta adresini vererek, uluslararası aracı kurumu devreden çıkararak görüşmek isteklerini iletiyor.
Kartal ve Aydar üçüncü göz olmadan görüşme yapmayacaklarını söyleyerek teklifi reddediyorlar. Benzer biçimde yine Oslo döneminde YNK Başkanı ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’ye devreye girmesini Oslo görüşmelerini sona erdirmek istediklerini iletiyorlar. Talebin PKK’ye iletmesiyle Oslo sürecinin bilgisini edinen Talabani öneriyi nazikçe geri çeviriyor.
AK Parti döneminde çözüm arayışları kapsamında atılan ilk adımlardan birisi Celal Talabani aracılığıyla 2006 Eylül ilk günlerinde gerçekleşen Demokratik Toplum Partisi Eş Genel Başkanı Ahmet Türk ile dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner’in görüşmesi. Konu tek taraflı ateş kes. Kandil ateş kes kararının Öcalan’ın kararına bağlı olduğu yanıtını veriyor.
2009 yılı yaz aylarında başlatılan Milli Birlik ve Bütünlük Açılımı döneminde de aynı sorun yaşanıyor. Ağustos ayının ilk günlerinde Demokratik Toplum Partisi Genel Merkezinde Eş Genel Başkanlar Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk ile görüşen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a “çözüm için biz her şeye varız, ama silahları susturmanın muhatabı Abdullah Öcalan” yanıtı veriliyor. Süreç ilerletilemiyor.
Geleceği doğru ve sağlam inşa edebilmek geçmişin tecrübelerinden doğru dersler çıkarmakla mümkün olabilir.
Bunların başında, karşı tarafının temsilcisini belirleme girişimlerinin süreci risk altına soktuğu ve zorlaştırdığı gerçeği geliyor. AK Parti bunu sürekli yaptı. Barış isteyenlerin veya çatışma çözümü çalışanların muhatap tercih etme hakkı yoktur.
Hakan Tahmaz