Çok uzun süredir devam eden sendika üyeleri başta olmak üzere kurumda gerçekleşen mobbinge, sürgün ve liyakatsiz atamalara karşı Büro Emekçileri Sendikası defalarca Defterdar ile iletişim kurmaya, resmi yollardan şikayetleri belirtmelerine karşı hiçbir değişiklik yaşanmamıştır.
Defterdarlıkta yaratılan baskı ortamı BES üyelerine kadar sirayet eden bir korku iklimi ortaya çıkarmıştır.
BES üyeleri BES Antalya Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Devrim Mol’un okuduğu basın açıklaması ile konuyu kamuoyuna duyurmak için Defterdarlık önünde bir basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasının tamamı:
Büro Emekçileri Sendikası Antalya Şube olarak Antalya Defterdarlığında uzun zamandır var olan sorunların çözümüne dönük ısrarlı bir çaba içindeyiz. Bu amaç doğrultusunda başta Defterdar Bey olmak üzere birçok idareci arkadaşlarımızla defalarca kez görüşmeler yaptık, Sendika Şube tüzel kişiliği ile yazılar yazdık. Antalya’da herhangi bir ilerleme sağlanamayınca Sendika Genel Merkez’imiz Gelir İdaresi Başkanlığı ile görüşmeler yaptı. Ancak sorunlar çözülmek bir tarafa gün geçtikçe derinleşmektedir. Köklü ve kurum kültürüne sahip olan Antalya Defterdarlığı özellikle son birkaç yıldır kamu kurumu olma hüviyetini kaybetmektedir. Kişi ya da grup tahakkümüne dayalı uygulamalarla kurum kültürü yok edilmekte, ast üst ilişkileri zedelenmektedir. Tespitlerimizi sıralamadan önce meselenin sendikalar arası bir sorun olmadığını, bu yönde bir rekabetten kaynaklanmadığını özellikle belirtmek isteriz. Nitekim son dönemde yaptığımız görüşmelerde bahse konu mağdur kişiler farklı sendika temsilci ve üyeleridir.
Antalya Defterdarlığında;
– Asil ve nitelikli idareci kadrolar ilçelere gönderilirken, hatta farklı ile sürülürken; tecrübe gerektiren ve mali anlamda önemli birimlerde müdürlük, müdür yardımcılığı gibi makamlara vekâleten atamalar yapılmaktadır. Bu durum kamuda liyakat ilkesini ihlal etmektedir. Çalışanların istekleri dışında yerleri değiştirilmekte, yıllarca servis sorumluluğu görevi yapmış arkadaşlarımız keyfi bir şekilde görevden alınmakta, itibarsızlaştırılmaktadır. Kamunun ihtiyacı söz dinleyen, itiraz etmeyen idareciler değil, görevini iyi bilen ve yapan tecrübeli idarecilerdir.
– Kamuda tüm kademeleri bağlayan 657 Sayılı DMK hükümleri açık olmasına rağmen benzeri vakalarda yürütülen soruşturmalarda farklı cezalar verilmektedir. Çeşitli usulsüzlük iddialarıyla soruşturmalara uğrayan kimi personellerin sendika değişikliği yaptığı görülmekte, idari soruşturmalarda sendika üyeliklerinin etki ettiği, ilgili sendikaya üyeliğin usulsüzlükleri kapatmak için kalkan görevi gördüğü kanaati oluşmaktadır. Hakkındaki iddialar sübuta eren ve suçunu itiraf da eden kişiler aynı işyerinde çalışmaya devam ederken, hakkındaki iddialara dair delil olmadığı üst disiplin kurulunca da belirtilen ve Büro Memur Sen üyesi olmayan kişi; evi, eşi, düzeni Kemer de olmasına rağmen hukuksuz ve keyfi bir şekilde Elmalı İlçesine gönderilmiştir. İdari disiplin hükümleri açıktır ve tarafsız, sağlıklı, yasalara uygun şekilde yürütülmesi zorunluluktur.
– Başta Defterdar Bey olmak üzere idarecileri kontrol altına alan ve sendika kurumsal kimliğini suiistimal eden ve tüm personeller üzerinde kişisel hâkimiyet ve tehdit aracına dönüştüren bir tahakküm yaşanmaktadır. Yasal olarak sendikalar arasında tarafsız bir konumda olması beklenen ve sendika üyesi olamayan Defterdar Bey’in bir sendikanın genel kuruluna katılarak bir kişinin yönetime girmesi için verdiği açık destek tüm personel tarafından bilinmektedir ve kurumda geniş yankı uyandırmıştır. Çeşitli sosyal medya hesaplarında sendika ve kişilerle birlikte verilen fotoğraflar da tarafsızlığın yitirildiğinin delili olarak tüm personelin dikkatini çekmektedir. Bahse konu kişinin Defterdar Bey’in ve kurumun itibarını sarsan davranışları ise görmezden gelinmiştir. Bu manzara kurumu yöneten paralel bir kişi ya da güç odağı olduğu görüntüsü oluşturmakta, bir tür tahakküm ilişkisinin var olduğuna ve bu tahakkümün sebeplerine dair şüphe yaratmaktadır.
– İlgili kişi servislerde çalışanların yanında Defterdar İlhan KARAYILAN’ı arayıp, telefonun sesini dışarı vererek talimat vermekte, idare üzerindeki nüfuzunu göstererek insanlar üzerinde baskı yaratmaktadır. Bu olayı Defterdar Bey’e anlatmamıza rağmen kendisine dönük bu saygısızlığa karşı herhangi bir yaptırım uygulayamamıştır. Bilgisayarı açıp şifresini girmeyi bilmeyen, yıllardır hiç bir iş yapmamasına idarece göz yumulan bu kişi, uzlaşma parası alması için, yine idarece servis sorumlusu yapılmıştır. Halâ hiçbir iş üretmemekte, işini başkaları yapmak durumunda kalmaktadır. Çalışanların yer değişimlerini, görevlendirmelerini idareciler değil bu kişi belirlemektedir.
– Sendikalar şahsi konumu güçlendirmek adına araç olarak kullanılmaktadır. Sendika üyelikleri şeflik vb. konular üzerinden tahakküm ve mobbing aracı haline getirilmiştir. Şefliklerin liyakate göre değil kişi ya da grup icazetiyle dağıtıldığı fikri kurumda hâkimdir. Yeni atanan genç arkadaşlarımıza ” Büro Memur Sen’e üye olmazsanız adaylıklarınızın onaylanmasında sorun yaşarsınız, sonrasında da uzmanlık mülakatında da sıkıntı yaşayabilirsiniz, soluğu nerede alırsınız kim bilir…” denmektedir. Defalarca sınavlara, mülakatlara girerek bin bir emekle bu noktaya gelen; henüz sendika nedir bilmeyen gencecik insanlar üzerinde tedirginlik, korku oluşmasına neden olmaktadır. Başka sendikalara üye olan çalışanları yer değişikliği tehdidi ile kendi sendikalarına üye olmaya zorlamakta, hatta bunu müdür odasında yapma cüretini göstermektedir.
– Personel ve idareciler, aile fertlerinin sağlık durumları, kreş ya da ilkokul çağında çocuklarının varlığı dahi gözetilmeden uzak ilçelere ya da merkeze görevlendirilerek, atanarak aile bütünlükleri parçalanmaktadır. Kamunun, görevin ihtiyacı için gerekli olan görevlendirme ve atama uygulamaları ceza gibi kullanılarak suistimal edilmekte, insanlar aile ve çocuklarıyla sınanmaktadır.
– Bu uygulamalardan en yakın örneği yine Kemer İlçesinde yaşandı. Türk Büro Sen İşyeri Temsilcisi olan bir kadın arkadaşımız Kemer Vergi Dairesinde çalışırken başka bir kuruma geçici görevlendirme ile gönderilmiş ve 7 ay başka bir kurumda çalışmıştır. Açtığı görevlendirmeyi iptal davasını kazanmış ancak mahkemenin iptal kararına rağmen asıl işi ve görev yeri olan Kemer Vergi dairesine başladığı gün daha masasına oturamadan Antalya Merkeze ataması yapılmıştır. Yine yakın zamanda Antalya’da başka bir sendika temsilcisinin ataması mahkeme kararıyla iptal edilmiştir. Tüm bu yargı kararlarına rağmen idare alenen biz devletin mahkemelerini, verdiği kararları tanımıyoruz demektedir. Bu hukuk tanımazlık Sendika Kanununa rağmen de devam etmektedir. Sendika yönetici ve temsilcilerinin işyeri değişikliğinde idarenin takdir yetkisi kanunla sınırlandırılmıştır. Bu husus yüksek yargı kararlarıyla da sabittir. Bunun yanında kadın arkadaşımızın aile ve çocuk durumu da gözetilmemiştir. Arkadaşınızın 8 yaşında çocuğu vardır. Eşi düzenli vardiyası olmayan her an göreve çağrılabileceği bir kamu görevi yapmaktadır. Bir anne her gün çocuğunu sabahın çok erken saatinde, alacakaranlıkta, henüz daha açılmamış bir okulun kapısına bırakıp, sabah mesaiye yetişebilmek için, Kemerden Antalya’ya gelmek zorunda bırakılmaktadır. Buradan soruyoruz. Bu hangi vicdana sığmaktadır? Bir çalışan hukuk yolu ile hakkını aradığı için mi, tüm baskılara direnip istenilen sendikaya üye olmadığı için mi cezalandırılmaktadır? İnsanların hayatları ile böyle pervasızca oynama yetkisini, kanun hukuk, mahkeme kararı tanımama cüretini nereden buluyorsunuz?
Büro Emekçileri Sendikası yöneticileri olarak bu sorunların çözülmesine ilişkin Defterdarlık binası içerisinde görüşmeler yaparken geçtiğimiz haftadan itibaren peşimize güvenlik görevlisi takılarak takip ettirildiğimizi de gördük. Bu durum Sendikalar Yasasının, Cumhurbaşkanlığının 05 Mart 2025 tarih 2025/3 Sayılı Mobbing Genelgesinin çok açık ihlalidir. Bu talimatı verenleri yasalara uymaya davet ediyoruz.
YAPILMASI GEREKENLER VE TALEPLERİMİZ ÇOK AÇIKTIR;
– Sendikacılığı mafyacılık zanneden, idareci ve personeller üstünde bir baskı aracı haline getiren anlayışa müsaade edilmemesi, bu yönde somut önlemler alınması ve tarafsız bir tutum sergilenmesi,
– Atama görevlendirme gibi uygulamaların kamunun, görevin ihtiyacı için kullanılması, hukuksuz şekilde bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaması; cezai yaptırımın gerekli olduğu hallerde ise mevzuatın dışında fiili cezalandırma yollarına gidilmemesi,
– Atama ve görevlendirmelerde İl İdaresi ve Sendika Kanunlarına riayet edilmesi, kişilerin aile bütünlüğü, aile bireylerinin sağlık durumları ve çocuk durumlarının dikkate alınması, var olan mağduriyetlerin sonlandırılması,
– İdari soruşturmaların hukuki normlar içinde ciddiyetle yürütülmesi,
– Vekâleten görevlendirmelerin mecbur kalmadıkça yapılmaması, verilen görevlerde grupçuluk değil liyakat esasına göre hareket edilmesi,
– Mahkeme kararlarına rağmen ısrarla devam ettirilen atamaların iptal edilmesi, özellikle Kemer ilçesinde mevzuat dışı fiili cezalandırmaların sonlandırılması.
– Her defasında açılan davaları kaybeden idare; avukatlık ücreti, dava masrafları, harcırah ödemeleri ile kamuyu da zarar uğratmaktadır. İyi niyet taşımayan, kasti nitelik taşıyan bu durumlarda oluşan kamu zararının ilgili idarecilere rücu edilmesi
Sendika olarak önceliğimiz kurum itibarının gözetildiği istişareye dayalı bir şekilde sorunları çözmektir. Ancak tüm girişimlerimize rağmen kayırmacı tutum ve pratikler ve yaşanan mağduriyetler devam ettiği için tüm yaşananları kamuoyu ile paylaşmak zorunluluk olmuştur. Konunun takipçisi olacağımızı, somut adımlar atılmadığı takdirde hukuki müeyyidelere başvuracağımızı, sorunları siyasi partilerle de görüşerek TBMM’ne taşıyacağımızı siz basın emekçileri aracılığı ile ilgililere iletiyoruz.
Büro Emekçileri Sendikası Antalya Şube Yönetimi