Buluşmada, 19 yıl boyunca iki çocuğuyla birlikte eşi İsmail Şahin’in faillerinin bulunması için Galatasaray Meydanı’nda mücadelesi veren, ancak 7 Şubat 2015 tarihinde yaşamını yitiren Kiraz Şahin de unutulmadı.
Kayıp yakınlarının konuşmaları
Bu haftaki buluşmada ilk sözü Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız aldı. Yıldız, yaşamını yitiren Kiraz Şahin’i anarak, “Biz sizin bıraktığınız yerdeyiz ve adalet arayışımızı sürdüreceğiz” dedi.
Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren ise “Biz kayıp yakınlarının yaraları hiç kapanmaz. Hep sızlar, kan akıtır. Kiraz mücadelesinden hiç vazgeçmedi. Onu uğurlarken söz vermiştik, sözümüzü tutuyoruz. Bir kez daha soruyoruz; İsmail Şahin’e ne yaptınız? İsmail Şahin nerede? İsmail Şahin’i kim öldürdü. Cezasızlığa son verin” dedi.
Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak ise “Devlet artık kaybederek yetinmiyor, adalet ve barış isteyenlere karşı linç kampanyası da yürütüyor” dedi. Barış isteyen insanlara yönelik linç kampanyalarına tepki gösteren Ocak, adalet arayışlarına devam edeceklerini ve savaşa karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi.
“Devletin Kiraz Şahin’e yaşattığı işkencenin hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz”
Haftanın basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltına Kayıplara Karşı Komisyonu adına Dilcan Acer okudu.
Açıklama şöyleydi:
564 haftadır temel insani değerlere yönelmiş, insan haklarına dayanan demokratik bir hukuk devleti talebiyle Galatasaray’dayız.
564 haftadır Galatasaray’dan devleti yönetenlere, insan haklarını ihlal eden uygulamalara son vermeleri ve uluslararası insan hakları hukukuna uymaları için çağrı yapıyoruz.
564 haftadır Türkiye’nin temel sorunu insan hakları ve demokrasidir diyoruz. Bu sorunun en önemli halkasının da Kürt sorunu olduğuna dikkat çekiyoruz.
Kürt sorununun demokratik ve barışçı yollardan çözümü, düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması ile mümkün olacaktır. Sorun yargı baskısından uzak, toplumun tüm kesimleri tarafından özgür bir ortamda tartışılmalıdır.
Türkiye’de ise iktidarın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü ayaklar altına alan icraatlarıyla endişe verici bir gerileme yaşanıyor. İktidarın barış karşıtı, hak karşıtı politikalarını eleştirmek suç sayılıyor. İktidardan farklı düşünenler düşmanlaştırılıyor. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösteriliyor, ağır hakaretlere maruz kalıyor. Devlet ordusuyla, polisiyle, tankıyla, topuyla Kürt illerine operasyonlar düzenliyor. Devlet çatışmalı ortamlarda sivilleri korumak sorumluluğunu yerine getirmiyor. Yüzlerce insan ölüyor, yüzbinlerce insan yerinden yurdundan ediliyor. Kürtler açlıkla, susuzlukla, kanla terbiye edilmek isteniyor. Bizden de, hükümetin bu hukuk dışı, insanlık dışı uygulamalarına rıza göstermemiz isteniyor.
Atılan her kurşun, patlayan her bomba, ölen her insan bizi barıştan uzaklaştırıyor. Bu cehennem ortamından çıkışı zorlaştırıyor. Amasız, fakatsız silahlar susmalı, herkesin yaşam hakkı güvence altına alınmalıdır. “Çocuklar ölmesin” diyen, “bu suça ortak olmayacağız” diyen vicdanlı evlatlarımızın sesi bizimde sesimizdir.
Bugün kayboluşunun 20. yılında İsmail Şahin’in akıbetinin açıklanması talebiyle buradayız.
Bugün Kiraz Şahin’in aramızdan ayrılışından sonraki ilk anmamızı yapıyoruz. Acımız, öfkemiz bugün daha da katmerli. Kiraz’ın; “Akıbetine ömrümü adadığım eşim İsmail Şahin’den bir haber alıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağım” diyen sesini bugün Galatasaray’dan biz yükseltiyoruz.
36 yaşındaki 2 çocuk babası İsmail Şahin, Beyoğlu Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak çalışıyordu. DİSK Genel İş üyesiydi. 18 Ocak 1996 günü saat 06.30 da iki belediye çalışanı ile birlikte görev yaptığı 34 ATZ 59 plakalı temizlik aracında iş başı yaptı.
Temizliğe İstiklal Caddesi ile başlayan araç 11. nokta olan Mimar Sinan Üniversitesine geldiğinde iş arkadaşları İsmail Şahin’in elindeki süpürgesi ile birlikte ortadan kaybolduğunu söyledi. Şahin Ailesi sürekli ağlayan bu kişilerin çelişkili bilgiler verdiklerini ve konuşmaktan korktuklarını fark etti.
Aile, Beyoğlu Belediyesi’ne başvurdu. İsmail Şahin’in mesai saatleri içerisinde kaybolduğunu ve bundan işveren olarak sorumlu olduklarını söyleyerek olayı araştırmalarını istedi. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yaptı. Savcılığa suç duyurusunda bulunarak İsmail Şahin’in akıbetinin soruşturulmasını istedi.
Tüm başvurularına rağmen dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan aile ile görüşmedi.
Aynı günlerde İsmail’in 4 yaşındaki kızı Sibel annesine, babasını televizyonda polislerle gördüğünü söyledi.
2011 Şubat’ında, kayıp aileleri ile görüşen Başbakan’a Kiraz Şahin “Eşim senin işçindi, mesai saatleri içinde kayboldu. İsmail Şahin’in akıbetinin açıklanması senin de sorumluluğundur” dedi.
Son bir umutla 2013 tarihinde Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan’la görüştü. “Belediyenizin işçisi olan eşimin akıbetinin açığa çıkması için yardım talep ediyorum. Siz iktidar partisinin bir mensubusunuz devletin her kurumuna ulaşma imkânınız var. Savcılığın bu konuda tekrar soruşturma başlatması için girişimde bulunmanızı istiyorum” dedi. Demircan’ın cevabı “Sen Onu aramaktan vazgeç, O güzel bir kadın bulup gitmiştir” oldu.
Bütün girişimler sonuçsuz kaldı. Devlet etkili bir soruşturma yapma, olayda sorumluluğu olanları ortaya çıkarma yükümlülüğünü yerine getirmedi. İsmail Şahin’in başına ne geldiği bugüne kadar öğrenilemedi.
Kayboluşunun 20.yılında bir kez daha soruyoruz: İsmail Şahin’e ne oldu?
Devletin Kiraz Şahin’e 19 yıl boyunca yaşattığı işkencenin hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz.
Ne Kiraz’ı ne de akıbetine ömrünü adadığı İsmail’ini unutmayacağız.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon