Agit Akipa, Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Çukurlu (Xenduk) köyünde yaşıyordu. Korucu olmayı reddettikleri için sık sık gözaltına alınarak ağır işkence görüyorlardı. Askerlerin köyde işgal ettikleri okulu ve evleri boşaltmaları için girişimlerde bulunmaları, bu baskıyı daha da artırdı. Agit Akipa ve İbrahim Demir, 11 Aralık 1991 tarihinde çevrede JİTEM’ci olarak bilinen kişiler, korucular ve askerler tarafından gözaltına alındı. Gözaltı işlemini yapan jandarma karakoluna giden ailelere “Onları hiç görmedik” denildi. Bir askerin gizlice yönlendirmesiyle bölgeyi karış karış arayan köylüler, 13 Aralık 1991 günü girişi taşla örülerek kapatılmış bir mağarada, kayıpların işkence ile öldürülmüş bedenlerine ulaştı. Tüm başvurular sonuçsuz kaldı. Tanıklara rağmen, failler biliniyor olmasına rağmen hukuk işletilmedi.
Bu hafta Cumartesi Annleri’nin gündeminde Tahir Elçi’nin öldürülmesi, Kürdistan’daki saldırılar ve sokağa çıkma yasakları ve Cîzre’de bu hafta eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi planlanan ancak sokağa çıkma yasağı ve yoğun saldırılar nedeniyle gerçekleştrilemeyen Cumartesi Anneleri eylemi vardı.
Devletin sürdürdüğü bu katliamın bitmesi talebinde bulunan Cummartesi Anneleri, bunu yapanların er geç hesap vereceği ve cezasını çekeceğini ifade ettiler.
İbrahim Demir ve Agit Akipa dosyasında hakikat açıklansın, failler yargılansın
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Mukaddes Şamiloğlu’nun okuduğu basın metni ise şöyleydi:
“560 haftadır Galatasaray’dan haykırıyoruz;
Temel hak ve özgürlüklere dayalı bir düzen herkesin insan hakkıdır. Şiddetten arınmış, barış ve adalete dayalı bir toplumsal yaşam herkesin insan hakkıdır. Türkiye de ise insan hakları alanında endişe verici bir gerileme yaşanıyor. Hükümetin hak ve özgürlük taleplerini şiddetle bastırmak istemesi sonucunda yaşanan çatışma ortamı ağır ihlallere neden oluyor. Devleti yönetenlerin siyasi hırsları barışın eşiğine gelmiş Türkiye’yi savaş alanına çevirdi. Türkiye’de derin bir can güvenliği ve hukuk güvenliği krizi yaşanıyor. Yaşanan krizin aşılması için hükümetin Kürt illerinde işlediği insanlığa karşı suçlara derhal son vererek sürece insan hakları temelli bir perspektiften bakması, diyalog ve müzakere süreçlerini başlatması ile mümkün olacaktır.
Bu hafta, 90’lı yılların yurttaşı düşman gören politikaları sonucunda, insanlığa karşı işlenmiş suçlardan birini unutturmamak için buluştuk. 36 yaşındaki İbrahim Demir ve 39 yaşındaki Agit Akipa, Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Çukurlu (Xenduk) Köyü’nde yaşıyordu. Agit Akipa aynı zamanda köyün muhtarıydı. Korucu olmayı kabul etmeyen köylüler ağır baskı altındaydı. Muhtar Agit Akipa ve İbrahim Demir bu nedenle defalarca gözaltına alındı ağır işkence gördü. Askerler evleri ve okulu işgal ederek köye yerleşmişlerdi. Köyde bir de Jandarma Karakolu kurulmuştu. Muhtar Agit Akipa ve İbrahim Demir kaymakamlığa ve İçişleri Bakanlığı’na dilekçe ile başvurarak askerlerin köyde işgal ettikleri okulu ve evleri boşaltmalarını talep etti. Bu durum, üzerlerindeki baskıyı daha da artırdı. Karakol komutanı İbrahim Demir ve Muhtar Agit Akipa’yı “sizi yaşatmayacağız” diyerek ölümle tehdit etti. 12 Aralık 1991 sabahı İbrahim Demir ve Agit Akipa Hizbullah tarafından infaz edilen Mikail Bayro’nun ailesine taziye ziyaretinde bulunmak için İdil’e gittiler. Köye dönerken bindikleri traktörden yolda, çevrede JİTEM’ci olarak bilinen kişiler, korucular ve askerler tarafından indirildiler. Traktördeki diğer kişiler köye ulaşınca durumu ailelere anlattılar. Jandarma karakoluna giden ailelere, karakol komutanı “Onları hiç görmedik” dedi. Bir askerin gizlice “mağaralara gidin” diye yönlendirmesiyle bölgeyi köylülerle birlikte karış karış arayan aileler 13 Aralık 1991 günü girişi taşla örülerek kapatılmış bir mağarada kayıpların cansız bedenlerine ulaştı.
Gözleri ve elleri bağlanmış hâlde bulunan İbrahim Demir işkence edilerek, Agit Akipa da başından silahla vurularak öldürülmüştü. Tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Onların gözaltına alındıkları kabul edilmedi. Tanıklara rağmen, failler biliniyor olmasına rağmen hukuk işletilmedi. Dosyada delil yetersizliği gerekçe gösterilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. 2011 yılında Demir ve Akipa aileleri avukatları Tahir Elçi aracılığıyla İdil Cumhuriyet Başsavcılığına tekrar şikâyette bulundu. Ve 2011/646 numaralı soruşturma başlatıldı. Bu soruşturma hâlen devam ediyor. Dava 2012 yılında AİHM’e taşındı.(Başvuru no :56291/12)
İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın kaybedilmesinden Anıtlı Tabur Komutanlığına bağlı Ağaçlı mezrasında bulunan Piyade Bölük Komutanı Üsteğmen ve ilgili er ve erbaşlar, Çukurlu Karakol Komutanı Üstteğmen Yüksel Güven, İdil Jandarma Komutanı Binbaşı Mustafa Karatan, İdil Kaymakamı Kasım Esen, İdil Cumhuriyet Savcısı Bekir Rayif Aldemir, Şırnak Jandarma Tugay Komutanı Osman Kurt, Şırnak Valisi Aydın Arslan, Dönemin OHAL Valisi, bugünün AKP kurucusu ve milletvekili Mehmet Necati Çetinkaya sorumludur. İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın kaybedilmesinden Süleyman Demirel’in Başbakan, İsmet Sezgin’in İçişleri Bakanı olduğu 49. hükümet sorumludur. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş, Emniyet Genel Müdürü Ünal Erkan, Genel Sekreterliğini Orgeneral Nezihi Çakar’ın yaptığı Milli Güvenlik Kurulu sorumludur.
İbrahim Demir ve Agit Akipa dosyasındaki cezasızlık son bulsun; hakikat açıklansın, failler yargılansın.”
Zîn Demir