Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri’nde 558. hafta: “Seni unutursak kalbimiz kurusun!”

Cumartesi Anneleri, 558. oturma eylemlerinde, gözaltında kaybedilenlerin avukatı, cezasızlıkla mücadelenin kararlı takipçisi Tahir Elçi’yi katledenlerin cezasız kalmaması, bu menfur saldırının tüm boyutlarıyla açığa çıkartılması talebiyle bir araya geldi.

Kayıp yakınlarından İbrahim Demir’in kızı Deniz Demir, Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak, İsmail Bahçeci’nin kardeşi Umut Bahçeci, Abdullah Canan’ın oğlu, yaptıkları konuşmalarda, Tahir Elçi’nin kayıp davalarında emek sarfeden avukatlardan biri olduğunu, Cumartesi Anneleri’nin ve kayıp yakınlarının destekçisi olduğunu dile getirerek, Tahir Elçi’yi devletin kirli politikalarının katlettiğini ifade ettiler.

“Tahir böyle bir ölümü hak etmiyordu, daha yapacağı çok şey vardı”

Tahir Elçi’nin yakın arkadaşı, aynı zamanda Diyarbakır eski baro başkanı Mehmet Emin Aktar, Elçi’yi anadilinde anarak Kürtçe bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında Tahir Elçi’nin Kürdistan’da katledilen ilk insan olmadığını hatırlatan Aktar, Kürdistan’daki adalet ve eşitlik mücadelesini sürdüreceklerini dile getirdi.

“Ey evladı Kerbela, sen doğrusun, hep doğruyu söyledin”

Tahir Elçi’nin avukatlığını yaptığı Ertak Ailesi’nin mektubunu Maside Ocak okudu. Mektupta Tahir Elçi’nin davalar için yürüttüğü çabalardan, emeklerinden ve ailenin ona olan minnetinden söz edildi.

“Başımız sağ olsun diyeceğim ama her gün bir yakınımızı kaybediyoruz”

Tahir Elçi’nin bir başka arkadaşı ve aynı zamanda kayıp avukatlığı yapan İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Elçi’nin en son sıfatıyla maktul olduğunu ve bunun olmamış olması gerektiğini, çünkü daha yapacağı çok şeyin, insanlığa katacağı çok şeyin olduğunu belirtti.

“Avukatımız Tahir Elçi’yi de katlettiler!”

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Av. Zeynep Ceren Boztoprak’ın okuduğu basın metni ise şöyleydi:

558. haftamızda gözaltında kaybedilenlerin avukatı, cezasızlıkla mücadelenin kararlı takipçisi, TAHİR ElÇİ’yi katledenler cezasız kalmasın, bu menfur saldırı tüm boyutlarıyla açığa çıkartılsın talebiyle Galatasaray’dayız. 558 haftadır gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerinin açığa çıkartılması, faillerinin evrensel hukuka uygun bir biçimde yargılanmasını talep ediyoruz. Bu talebimizin gerçekleşmesi için meşruiyetini hukukun üstünlüğünden, insan haklarından alan bir rejime ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. Türkiye’de ise insan hakları standartlarına, evrensel hukuk normlarına karşı ciddi bir direnç mevcut. Öncekiler gibi bugünkü iktidar da varlığını insan hakları ve hukukun üstünlüğü üzerinden değil, hukuksuzluk, keyfilik ve şiddet üzerinden sürdürüyor. Yurttaşın özgürlük, eşitlik, adalet talebini baskıyla, kanla bastırıyor. Hak ve özgürlüklerin teminatı olması gereken yargı, hak ihlallerinin aracına dönüştü. İktidarın halka uyguladığı şiddet, sorgulanamaz, yargılanamaz hale getirildi. Denetimsiz, kontrolsüz bir güce sahip olmak isteyen iktidar, devlet eliyle işlenen suçları yargıdan muaf tuttu. Cezasızlık kültürünü yaşatan siyasal bir iradenin varlığı adalete ve hakikate ulaşmanın önündeki en büyük engeli oluşturdu. Hukuktan arındırılmış bu topraklarda işlenen insanlığa karşı suçların peşine düşmek, izini sürmek, faillerini açığa çıkarmak isteyenler her zaman baskılara maruz kaldılar. İnsan hakları savunuculuğu faaliyetlerinden vazgeçmeleri için tehdit ettiler. Onlarsa tehditlere direnip faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri için, haklarını aradıkları insanlar gibi işkence gördüler, katledildiler, kaybedildiler. Önce İnsan Hakları Derneği Elazığ Şube Başkanı Avukat Metin Can 21 Şubat 1993 tarihinde gözaltına alındı. Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulandığında işkencedeki sesi telefonla ailesine dinletildi. Beş gün sonra işkence ile öldürülmüş bedeni Dinar Köprüsü altında bulundu. Bilinen failleri yargılanmadı. Sonra İnsan Hakları Derneği Tatvan Temsilcisi Avukat Şevket Epözdemir 25 Kasım 1993 akşamı gözaltına alındıktan sonra, cansız bedeni Tatvan’a 30 km uzaklıktaki Norşin yolunun kenarına atıldı. Bilinen failleri yargılanmadı. Şimdi de avukatımız, insan hakları savunucusu Tahir Elçi’yi katlettiler.

Tahir Elçi; 13 Aralık 1991 tarihinde Şırnak/İdil/ Çukurlu Köyü’nde gözaltına alınarak kaybedilen İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın avukatıydı. AİHM’de mahkûmiyetle sonuçlanan, 13 Haziran 1993 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesi Görümlü köyünde gözaltına alınarak kaybedilen 6 köylünün avukatıydı. Temizöz ve diğerleri davasında 1993-1995 yılları arasında Şırnak’ın Cizre ilçesinde, katledilen/ kaybedilen 21 kişinin avukatıydı. Kızıltepe JİTEM davasında gözaltında kaybedilen/katledilen 22 kişinin avukatıydı. Kulp davasında gözaltında kaybedilen 11 kişinin avukatıydı. AİHM’de mahkûmiyetle sonuçlanan 20 Ağustos 1992 tarihinde Şırnak’ta kaybedilen Mehmet Ertak davasında hukuki destek veren, dosyaları hazırlayan avukattı. Tahir Elçi daha pek çok insanlık suçunu yargıya taşıdı, avukatlığını yaptı, izini sürdü. Tahir Elçi’nin tek bir kurşunla ensesinden vurularak öldürülmesini tarihsel bütünlük içinde ele alırsak, neden sorusunun, fail kim sorusunun cevabı açıktır. Tahir Elçi’yi cezasızlıkla mücadelenin ısrarlı takipçisi olduğu için, barışı kazanmanın yolunu ve kararlılığını gösterdiği için hedef gösterip ardından katlettiler. Bu cinayetin sorumlusunun topluma dayatılan “şiddet düzeni” olduğunu, iktidarlarını sürdürmek için şiddeti bir araç olarak kullananlar olduğunu biliyoruz. Tahir Elçi soruşturmasındaki gidişat karşısında derin endişe duyuyoruz. Etkin bir soruşturma yapıldığına dair çok ciddi kaygılar taşıyoruz. Olay yeri incelemesinin, delillerin toplanmasının sağlıklı bir şekilde yapılmamış olması, olayda silah kullanan polislerin şüpheli sıfatıyla sorgulanmaması, tutuklanmaması endişemizi derinleştiriyor. Bunu söylemek çok kahredici olsa da sıra bizde Tahir Elçi; şimdi sen bizim vicdanımıza emanetsin. Biz de senin davanın takipçileri olacağız. Bizim için, insanlık için yaptıklarını unutmayacağız. Düşünü gerçekleştirecek, cezasızlığa son vereceğiz. Vazgeçmeyeceğiz; avukatlarımız Metin Can, Şevket Epözdemir ve Tahir Elçi’nin bıraktığı yerden insan hakları, demokrasi ve barış mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz.

Zîn Demir

ilginizi çekebilir

imamoglu-3
İktidar partisinin toplumdan kopuşu hızlandı
GnMr-b9XgAAAA6n
Okullarda boykot, işyerlerinde grev
istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi