551 haftadır devlet kaynaklı, devlet destekli insanlık suçlarını toplumsal hafızada yaşatmak için Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bu haftaki oturma eylemlerine, “Yaşadıklarımızdan biliyoruz; devlet evrensel hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirseydi, Ankara Katliamı gerçekleşmezdi. Vatandaşların hayatını kayıtsız şartsız korumakla yükümlü olan, bunun için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlü bulunan devlet, bu katliamın hesabını vermek zorundadır.Çünkü; demokrasi, vatandaşın devleti yönetenlerden hesap sorduğu, devleti yönetenlerin de vatandaşa hesap verdiği rejimin adıdır” diyerek başladı.
28 Temmuz 1993’te gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, devletin başındakilere seslenerek, “Recep Tayyip Erdoğan, Suruç’a baksın istifa etsin, Diyarbakır’a baksın istifa etsin, Ankara’ya baksın istifa etsin!” çağrısında bulundu.
20 Şubat 1995’te gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise bu mücadelenin 20 yıl önce başladığı gibi 20 yıl sonra da devam edeceğini ifade ederek, bu mücadelenin başarıya ulaşacağı ana dek miras olarak aktarılacağını söyledi.
23 Şubat 1995’te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Ankara’daki patlamayı kınayarak, polis, asker ve gerilla ailelerine seslenerek, “Hepimiz bir araya gelelim, acılarımızı bireştirelim” çağrısında bulundu.
İstanbul milletvekili Ali Kenanoğlu, “Meydanları sokakları bırakmayacağız. Korkmamızı istiyorlar, korkmayacağız” açıklamasında bulundu.
İstanbul milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise, “Buradaki insanlar sevdiklerine ulaşabilselerdi bugün Ankara katliamı yaşanmazdı” diyerek, “Bize acılardan acı beğendiriyorlar ama artık umudu, barışı yaşayalım istiyoruz” ifadelerini kullandı.
19 Ekim 1995’te gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, konuşmasına Ankara’da yaşanan katliamı kınayarak başladı. Ölen insanların ailelerine sabır dileyip, yaralı insanlara şifa dileyen Hanım Tosun, Meryem Anne’nin Ankara’daki barış mitinginde yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, kendisini asla unutmayacaklarını, mücadelesini sürdüreceklerini belirtti. Ardından 1993 yılında gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın annesi Fatime Taşkaya’nın, “Oğlumun kemiklerini görmeden ölmek istemiyorum” arzusunun gerçekleşmeden yaşama veda ettiğini hatırlatarak, Fehmi Tosun şahsında bütün gözaltında kayıplar için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
“20 yıl oldu Fehmi Tosun hâlâ kayıp, Fehmi Tosun’un failleri hâlâ korunmaya devam ediyor”
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Zeynep Ceren Boztoprak’ın okuduğu basın metni ise şöyleydi:
551 haftadır devlet kaynaklı bir insanlık suçu olan gözaltında kaybetme gerçeğini toplumsal hafızada yaşatmak için Galatasaray’dayız. 551 haftadır “ülkenin temel sorunu; hak ve özgürlüklere dayanan demokratik bir hukuk devletinin yokluğudur” diyoruz. 551 haftadır ” Bu topraklarda demokratik bir rejim yok. Devleti yönetenler, evrensel hukuku, temel hak ve özgürlükleri ayaklar altına alarak suç işliyor.” diyoruz. 551 haftadır bu suç rejimini teşhir etmek için, bu suç rejiminden hesap sormak için Galatasaray’dayız. Bugün aynı zamanda Ankara katliamının 7. günü. Saat 10: 04 tüm illerde “Yastayız, isyandayız, unutturmayacağız! “denilerek anmalar yapıldı. Biz de Galatasaray’dan sesimizi yükseltiyoruz;
YASTAYIZ, İSYANDAYIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!
Yaşadıklarımızdan biliyoruz; devlet evrensel hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirseydi Ankara Katliamı gerçekleşmezdi. Vatandaşların hayatını kayıtsız şartsız korumakla yükümlü olan, bunun için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlü bulunan devlet, bu katliamın da hesabını vermek zorundadır. Bu hafta gözaltında kaybedilişinin 20. yılında çocukları Galatasaray’da büyüyen, torunları Galatasaray’a doğan Fehmi Tosun’u unutmadık demek için buluştuk. Fehmi Tosun Lice’nin Çavundur Köyü’nde yaşıyordu. 1991 yılında köye yapılan baskında gözaltına alındı, tutuklanarak 3 yıl cezaevinde kaldı. Köylüler korucu olmaları yönünde ağır baskı altındaydı, silahlanmayı reddettikleri için evleri yakıldı, köyden göç etmek zorunda kaldılar. Tosun ailesi de Diyarbakır’a göç etti. Fehmi Tosun Cezaevinden çıkınca İstanbul’a geldi, eşi ve çocukları da İstanbul’a taşındı. Tosun ailesi Avcılar’da yaşamaya başladı. 36 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun bu seferde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından aranıyordu. 19 Ekim 1995 sabahı Fehmi Tosun arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte evinden çıktı. Akşam saatlerinde silahlı, telsizli sivil polisler tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault araçla evinin önüne getirildi. Kendisini gören eşi ve çocuklarına “Beni öldürecekler!” diye bağırdı. Onlar Fehmi’nin yanına koşunca zorla araca bindirilerek evinin önünden götürüldü. Olay komşuların gözü önünde gerçekleşti. Eşi Hanım Tosun ve İHD tüm yasal yollara başvurdu. Ama Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı devletin tüm kademelerince inkâr edildi. Fehmi Tosun ve arkadaşı Hüseyin Aydemir’den bir daha haber alınamadı. 4 yıl sonra gözaltına alınan Fehmi’nin kardeşine, Terörle Mücadele Şubesi’nde ‘Seni de ağabeyin gibi öldürülelim mi?’ denildi. İç hukuktan sonuç alınamayınca dava AİHM’e taşındı. 17 Eylül 2003 tarihinde, AKP Hükümeti AİHM’e yaptığı savunmada Fehmi Tosun’un gözaltında kaybedildiğini kabul ederek, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etti. Bu taahhüdün üzerinden tam 12 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadı. Fehmi Tosun’un akıbetini etkin bir şekilde soruşturmayan yargı, 25 Nisan 1996 tarihinde örgüt üyesi olduğu iddiasıyla onun hakkında soruşturma açtı. Fehmi Tosun’un kaybedilmesinden 6 ay sonra açılan bu soruşturma 2006 yılında zaman aşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapatıldı. Kararda İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Müdürlüğü tarafından aranan Fehmi Tosun’un açık adresine ulaşılamadığı yazıldı. Bu yargı skandalı soruşturmaların ne kadar hukuktan uzak yapıldığının da ifadesidir. 20 yıl oldu Fehmi Tosun hala kayıp, Fehmi Tosun’un failleri ve sorumluları hala korunmaya devam ediyor. İnsan Hakları Derneği avukatları ve Tosun ailesi hala yasal başvurularını sürdürüyor. Fehmi Tosun, ailesine teslim edilinceye kadar, onu kaybedenler hesap verinceye kadar biz onu aramaktan, faillerinin peşinde olmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Zîn Demir