Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri’nde 547. hafta: “Gökyüzü ağladı 12 Eylül’de”

Cumartesi Anneleri, 547. oturma eylemlerinde 80’li yıllarda gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır için bir araya geldi.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu, hazırladığı raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında öldürüldüğü ve bilinmeyen bir şekilde yok edildiği kararına varmış ve sorumlular hakkında Kars Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Tüm belge, bilgi ve beyanlar elinde olmasına rağmen, 4 yıldır Kars Cumhuriyet Başsavcılığı sorumlular hakkında dava açmadı.

“Yerküre ile gökkubbe arasındaki her canlı eşitçe yaşamalı”

35 yıldır adalet mücadelesi veren Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır, kardeşinin kaybediliş sebebinin ilerici devrimci düşüncesinden ve kimliğinden kaynaklandığını belirterek, Cemil Kırbayır’ın keyfi ve yargısız infaz sonucu katledildiğini belirtti. Ayrıca Cîzre’deki katliama da değinen Kırbayır, kendisinin 35 yıldır kardeşini ararken Cîzre’deki insanların da son zamanlardaki katliamlar sonucu günlerce, haftalarca öldürülmüş yakınlarının bedenleriyle yaşadıklarını, dolayısıyla bugünün dünden beter olduğunu dile getirdi.

“12 Eylül bizim için bir savaş”

Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır ise konuşmasında, dönemin başbakanı Erdoğan’ın annelere verdiği sözleri tutmadığını, sözlerine karşılık hiçbir girişimde bulunmadığını ve verdiği tüm sözlerin anneleri umutlandırmaktan öteye gitmediğini söyledi.

Fatma Kırbayır, kardeşinin kaybedildiği tarihten sonraki süreci ise, “Nasıl yaşadığımı bilmiyorum, gençliğimi elimden aldınız” sözleriyle ifade etti.

2011 yılında kurulan Hakikat ve Adalet Komisyonu başkanı Zafer Üskül’ün gönderdiği mektubu Cumartesi İnsanları’ndan İbrahim Demirel okudu. Mektupta, devletin yanlışlarını ortaya çıkarmakta isteksiz olduğu ve bu yönde bir irade ortaya koymadığı noktalarına değinildi.

Kırbayır ailesinin avukatı Eren Keskin ise davanın akıbeti ile ilgili açıklamalar yaparak, hükümetin başındaki insalar tarafından verilen sözlere rağmen hiçbir davanın sonuca vardırılmadığı açıklamasında bulundu.

Cemil Kırbayır soruşturmasında hukuk işletilsin; adalet sağlansın!

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Gülsüm Kav’ın okuduğu basın metni ise şöyleydi:

Yaşam hakkı bütün evrensel hukuk belgelerinde ve anayasada en temel insan hakkı olarak tanımlanmıştır. Zorla kaybetme; içinde pek çok hak ihlalini barındırsa da öncelikle yaşam hakkı ihlalidir. Yaşam hakkı ihlali söz konusu olduğunda devletin tarafsız ve etkin soruşturma yapma, ihlalcileri yargı önüne çıkararak cezalandırma yükümlülüğü vardır.

Gözaltında kaybetme davalarında kaybedilenin akıbeti açıklığa kavuşuncaya kadar devletin araştırmayı sürdürme yükümlülüğü vardır. Türkiye’de devlet, bu yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Demokratik bir düzende yargı mensuplarının devletten ya da onun resmi söyleminden yana tavır almaması gerekirken, Türkiye’de yargı mensupları hakları ihlal edilen yurttaştan yana değil, ihlalcilerden yana tavır alıyor. Bu nedenle güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda yargı süreci evrensel hukuka uygun olarak işlemiyor.

547. haftamızda 35 yıllık bir hukuksuzluğun takipçileri olarak buluştuk. 12 Eylül 1980 tarihinde, TSK, emir komuta zinciri içinde yönetime el koyarak darbe gerçekleştirdi. 12 Eylül darbesinin ilk gözaltında kaybı Kars’ta yaşandı. Kırbayır ailesinin Ardahan’ın Göle ilçesi Okçu köyündeki evine 13 Eylül 1980 günü baskın düzenleyen askerler, Cemil Kırbayır’ı gözaltına aldı.

Cemil, önce Göle’de bulunan 247’nci Piyade Alay Komutanlığı’na götürüldü. Oradan 9. Kolordu Sıkıyönetim Komutanlığı’na bağlı Kars gözetim evine nakledildi. Kars Emniyeti tarafından 3 kişi ile birlikte gözetim evinden alınarak işkencehaneye dönüştürülen Dede Korkut Eğitim Enstitüsü’ne getirildi. Burada işkence ile sorgulandı. Sorgusuna MİT, emniyet ve askeri personel katıldı. 8 Ekim 1980 tarihinde gördüğü ağır işkence sonucu öldürüldü.

Kendisinden haber almak için bekleyen ailesine “Cemil Kırbayır gözaltındayken firar etti, onu bir daha bize sormayın” denildi. O günden sonra Kırbayır ailesi için 35 yıllık bir arayış başladı. Berfo Kırbayır, 105 yıllık ömrünün 33 yılında oğlu Cemil’i aradı. Ve bu arayışı sonuç vermeden aramızdan ayrıldı.

05.02.2011 tarihinde dönemin Başbakanı Erdoğan ile görüşen kayıp annelerinin arasında Berfo Kırbayır da vardı. Erdoğan’a “31 yıldır arıyorum, bana oğlumu bul” dedi. Erdoğan’ın talimatı ile 9 Şubat 2011 tarihinde Cemil Kırbayır’ın akıbetinin araştırılması için TBMM’de araştırma komisyonu kuruldu. Kurulan komisyon, yaptığı kapsamlı inceleme sonucunda 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda “Komisyonumuz; Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence gördüğüne, bu işkence sonucunda hayatını kaybettiğine ve cesedinin ölümüne sebebiyet veren sorgulamaları yapan kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığına inanmaktadır” tespiti yer aldı. Raporun hazırlanmasının ardından komisyon, Emniyet, MİT ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın o dönemdeki görevlileri ve yetkilileri ile dönemin sıkıyönetim komutanı hakkında, Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Elindeki tüm belge, bilgi ve beyanları Başsavcılığa ulaştırdı. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen TBMM raporunda, Cemil Kırbayır’ı işkenceyle sorgulayan timin, Cemil Kırbayır firar etti diye sahte tutanak tutan polislerin, bu suçtan sorumlu dönemin emniyet, askeri ve MİT yetkililerinin açık kimlik ve adresleri ile beyanları mevcuttur. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen TBMM raporunda, Cemil Kırbayır’ın işkencede öldürüldüğüne dair 8 tanığın beyanları mevcuttur. Cemil Kırbayır’ın kaybedilişinin 35. yılında soruşturmayı yürüten savcılara sesleniyoruz: Cemil Kırbayır dosyasını tüm belge ve delillere rağmen 4 yıldır davaya dönüştürmeyerek görevi kötüye kullanma suçu işliyorsunuz. Savcılar kendilerine verilen görev ve tanınan yetkileri, ulusal hukuk normları ile evrensel anlamda kendilerini bağlayan, Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” kurallarına tabi olarak yerine getirmek zorundadır.

Cemil Kırbayır soruşturmasındaki görevinizi derhal yerine getirin. Artık yeter!

Cemil Kırbayır soruşturmasındaki oyalama son bulsun, hukuk işletilsin; adalet sağlansın!

Zîn Demir

ilginizi çekebilir

imamoglu-3
İktidar partisinin toplumdan kopuşu hızlandı
GnMr-b9XgAAAA6n
Okullarda boykot, işyerlerinde grev
istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi