Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri’nde 539. hafta: “Özgürlük, eşitlik, adalet ve barış kazanacak”

Cumartesi Anneleri, 539. oturma eylemlerinde, Suruç’ta patlatılan bomba sonucu ölenler için bir araya geldi.

539. haftada Cumartesi Anneleri eyleminde, anneler Suruç’taki katliamdan sonra “Hangi söz duygularımızı ifade edebilir ki…” diyerek konuşma yapmadılar.

İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Sebla Arcan, ilk sözü alarak, Suruç’ta katledilen insanların aynı zamanda meydanın çocukları olduklarını ifade etti.

“Ülkeyi tekrar 90’lı yıllara döndürmeyin!”

Arcan’ın ardından 80 kayıplarından Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren, konuşmasında, bir haftadır ölen insanlar için gözyaşı döktüklerini dile getirerek, “Ülkemizde tekrar bombalar patlıyor, gençler ölüyor ama özellikle son bir haftadır yaşananlar bizi çok ürkütüyor; internet siteleri kapatılıyor, merkezleri basılıyor, uçaklar bomba yağdırıyor. 90’lı yıllara doğru birileri bizi arkaya çekmeye çalışıyor, iktidar bunu yapmaya çalışıyor. Bizler, burada oturanlar o yılların tanıklarıyız, neler yaşandığını çok iyi biliyoruz, büyük acılar yaşandığını çok iyi biliyoruz. O acılar yaşanmasın diye biz burada oturuyoruz. Yüzlerce insan kaybedildi, binlerce faili meçhul cinayet işlendi… Bir daha o yıllara döndürmeyin bu ülkeyi” dedi.

“Kendi kayıplarımızı geri getirecek gücümüz yoktu ancak başka kayıplar yaşanmasın diye burada haykırıyorduk”

20 Şubat 1995’te gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise “Bir hafta önce yüreğimizin yarısını alıp götürdüler, burada birlikte haykırdığımız arkadaşlarımızı öldürdüler, acılarımıza bir kat daha eklendi” diyerek hükümete seslendi ve daha önceki onlarca hükümetin savaştığını, katledip kaybettiğini ancak sonunda onların kaybettiğini, savaşla hiçbir yere varılmayacağını dile getirdi.

Gözaltında kaybedilen İsmail Bahçeci’nin kardeşi Umut Bahçeci ise böyle bir ülkede yaşadığı için utanç duyduğunu ifade etti.

“Rahat uyuyun, sizi çok özleyeceğiz”

21 Mart 1995’te gözaltında kaybeilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, “Bütün hafta Çağdaş tam karşımda oturuyordu, Cemil abi sağ tarafımdaydı, bu hafta onlarsız oturuyoruz. Çağdaş’ı ilk tanıdığımda daha parmaklarıyla yeni zafer işareti yapmaya başlamıştı. Tüm ömrünü bu meydanda geçirdi Çağdaş. Onlar bizim hayatımıza çok şey kattılar. Onları tanıdığımız için, onlarla aynı meydanı, aynı düşü paylaştığımız için gerçekten onur duyuyoruz ve onların gülüşlerinin soldurulmaması için onların unutturulmaması için sadece burada değil, her yerde onların düşlerini ve güşülerini savunmaya devam edeceğiz.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Meryem Göktepe’nin okuduğu basın metni ise şöyleydi:

Vahşet, kin, intikam değil, insanlık egemen olsun istiyoruz!

539. haftamıza tertemiz kalbi insanlık sevgisi ile dolu, merhametli, fedakâr, 31 evladımızın vahşice hayattan koparılmasının derin acısı içinde buluştuk. Biz evlat acısının yakıcılığını iyi bilen Cumartesi Anneleri, her hafta Galatasaray’da “biz yaşadık, başka hiç bir anne yaşamasın” diyerek buluşuyoruz. Ama ne yazık ki özgür, eşit, adil bir yaşam arayışında olan evlatlarımız ecelsiz ölmeye devam ediyor. Devlet yine yükümlülüklerini yerine getirmedi; kalplerinde insanlık sevgisi, ceplerinde oyuncak taşıyan çocuklarımızı göz göre göre gelen vahşi bir katliamın ortasında bıraktı. Onlar, Galatasaray’da, Roboski’de, Soma’da adalet arayan annelerin yanında olan merhametli, vicdanlı çocuklarımızdı. Cemil bizi yalnız bırakmadı. Büşra Galatasaray’da basın açıklamamızı okudu. Hatice Ezgi, bizi desteklemek için her fırsatta Galatasaray’a geldi. Çağdaş, her cumartesi Galatasaray’da elimiz-ayağımız oldu. Onlar gibi gençlere sahip olduğumuz için hala, her şeye rağmen gelecekten umutluyuz.

Bizim için çok kahredici olsa da, artık Cemil, Çağdaş ve arkadaşları unutulmasın diye de mücadele edeceğiz. Suruç’ta katledilen çocuklarımıza Galatasaray’dan sesleniyoruz:

Rahat uyuyun evlatlarımız; varlığınızla bizi onurlandırdınız. Rahat uyuyun evlatlarımız; sizi insanlığın vicdanında yaşatacağız. Rahat uyuyun evlatlarımız; bu katliamı gerçekleştiren insanlık düşmanı çeteler ve bu çetelerin destekçileri kaybedecekler. Rahat uyuyun evlatlarımız; düşleriniz yarım kalmayacak; özgürlük, eşitlik, adalet yani insanlık kazanacak. Suruç’ta masum gençlere yapılan bu vahşi saldırı devletin barış karşıtı, insanlık karşıtı stratejik politikalarının bir sonucudur. Toplumu derinden sarsacak büyük katliamları gerçekleştiren organizasyonlar eylemlerini devletin bilgisi ve yol vermesi olmadan gerçekleştiremez. Bombacılar kim olursa olsun, bu tür katliamlarda devlet hukuksal ve siyasal sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü devleti yönetenler “görev, yetki ve sorumluluk” halkası dahilinde davranmakla yükümlüdür. Neredeyse insan başına 2 güvenlik görevlisinin düştüğü Suruç’ta, tam da ilçenin merkezinde canlı bomba saldırısı sonucunda 31 insanımız katledildi. Muhaliflerin attığı her adımı izleyen, fişleyen milli istihbaratın, jandarma istihbaratının, emniyet istihbaratının sürekli izlenen küçücük bir ilçede gerçekleşen bu saldırı ile ilgili hiç bir istihbari bilgi temin etmemiş olması mümkün müdür? MİT, yurttaşların can güvenliğine ilişkin istihbarȋ bilgileri temin etmek için, güvenlik güçleri, halkın güvenlik içinde yaşama hakkını sağlamak için vardır. Ama bu topraklarda devleti yönetenler gibi düşünmeyen, hak ve özgürlük talep eden, savaş değil, barış talep eden yurttaşın can güvenliği yok. Bütün bu olup bitenler iktidarın izlediği Kürt karşıtı savaş politikalarının yansımasıdır. Türkiye’nin güvenliği içte ve dışta Kürtlerle düşmanlık değil, eşit yurttaşlık ve dostluk politikasını gerektirir. Türkiye’yi bütünüyle krize sürükleyecek savaş politikalarının acilen terk edilmemesi halinde otoriter rejim güçlenecek, temel hak ve özgürlüklerimiz tehdit altında olacaktır. AKP, iktidarını korumak için toplumsal dengeleri dinamitleyen politikalardan vazgeçmelidir. AKP hükümeti, Kürtlere yönelik bombardımana son vermelidir. Bugün tüm toplumsal ve bölgesel sorunlarımızın demokratik yollardan çözümüne her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bugün barış istiyoruz talebini her zamankinden daha gür, daha ısrarlı dillendirmeye ihtiyacımız var.

Ülkede ve bölgede barış istiyoruz!

İnsanlar ölmesin, yaşasın istiyoruz!

Ülkede ve bölgede huzur istiyoruz!

Ülkede ve bölgede vahşet, kin, intikam değil, insanlık egemen olsun istiyoruz!

Zîn Demir

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?