Kiraz Şahin anıldıktan sonra Şahin’in akrabası Ali Kenanoğlu aldı. Kenanoğlu, “Eşinin mezarı olmadığı için babasının yanına gömmek zorunda kaldık” diyerek İsmail Şahin’i arama mücadelesini kendilerinin devam ettireceğini ifade etti. Ardından Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Kiraz Şahin’e mücadele arkadaşlığı etmiş olan Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya, Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır, Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak, Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ve Cüneyt Aydınlar’ın amcası Recep Aydınlar gibi birçok kişi kendisini anarak bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Cüneyt Aydınlar’ı kaybedenler üzerindeki cezasızlık son bulsun!
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Maside Ocak’ın okuduğu basın metni ise şöyleydi:
“518. kez Galatasaray’dayız. Bu hafta 40 yıllık ömrüne 19 yıllık bir arayışı sığdıran mücadele arkadaşımız Kiraz Şahin’i kaybetmenin derin acısıyla buluştuk. Kiraz’ın ömrü eşi İsmail Şahin’in akıbetini öğrenmeye yetmedi. Güle güle Kiraz, çok sevgili İsmail’in vicdanlarımıza emanet. Güle güle Kiraz, bıraktığın yerden İsmail’i aramaya devam edeceğiz. Güle güle Kiraz, her cumartesi Galatasaray’da sözlerin dilimizde, 19 yıldır taşıdığın İsmail’in fotoğrafı elimizde olacak.
518 haftadır söylüyoruz:
Bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamanın yolu, geçmişle yüzleşmek ve hesaplaşmaktan geçer. Bu da yaşanan ihlallerin ortaya çıkartılması, faillerin yargılanması ile mümkündür. İnsan haklarını esas alan politik bir irade ile mümkündür. Yurttaşın haklarını esas alan demokratik bir devlet yapısı ile mümkündür. 518 haftadır devleti yönetenlerin kulakları söylediklerimize kapalı. Hukuku askıya alarak, adaletsizliği derinleştiriyorlar. Toplumun bilincini yalanla, inkarla zehirleyerek gerçekle arasına set çekiyorlar. Devlet eliyle açılan yaraları iyileştirmek yerine yeni yaralar açıyorlar. Kayıplarımızın akıbetlerini gizli tutarak, faillerini cezasız bırakarak suç işlemeye devam ediyorlar.
Bugün 23 yaşındaki bir gencin, Cüneyt Aydınlar’ın gözaltında kaybedilişinin 21. yılı. Üniversite öğrencisi Cüneyt Aydınlar, 10 Şubat 1994 tarihinde bir arkadaşıyla buluşmak için gittiği İncirli/Ömür durağında Terörle Mücadele polisleri tarafından gözaltına alınarak Gayrettepe’deki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü ve gözaltına alınmış bir kişi olarak kayıtlara geçti. Polisler, ağır işkence gören Cüneyt’i, 28 Şubat 1994 günü yer gösterme bahanesi ile Beyoğlu Çukurcuma Kadirler Yokuşu’na getirdi. Mahalle sakinleri, 30 kadar polis eşliğinde getirilen Cüneyt’in elleri kelepçeli, kan içinde, bir ayağı kırık ve yürüyemez hâlde olduğunu gördü. Ama o gün polisler, ayakta bile duramayan Cüneyt’in yer gösterme esnasında firar ettiğine dair sahte bir tutanak düzenledi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) hükümet dışı bağımsız ve gönüllü bir kuruluştur. 1986 yılında 98 insan hakları savunucusu tarafından kurulan derneğin günümüzde 28 şubesi, 4 temsilciği ve 10.938 üyesi bulunmaktadır. Türkiye’deki en eski ve en büyük insan hakları örgütü olan İHD’nin “tek ve belirli amacı, ‘insan hak ve özgürlükleri’ konusunda çalışmalar yapmaktır. Olayı araştıran İnsan Hakları Derneği 25 Mart 1994 tarihinde bir basın açıklaması yaparak Terörle Mücadele Şubesi’nin gözaltına aldığını kabul ettiği Cüneyt Aydınlar’ı kaybettiğini duyurdu. Ailenin ve İnsan Hakları Derneği’nin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü onun yer göstermeye götürülürken ellerinden kaçtığı yalanını sürdürdü.
21 yıldır söyledik, söylemeye devam edeceğiz: Cumhuriyet Savcısı Naim Öztürk, etkin soruşturma yapmadı. Hakim Refah Ceran, Cüneyt’i kaybeden polislerin ifadelerini esas alarak haklarında beraat kararı verdi. Cumhuriyet Savcısı Abdulaziz Özatlan zaman aşımını gerekçe göstererek şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdi. Görevini yerine getirmeyen savcı ve hakimler Cüneyt Aydınlar’ın kaybedilmesinden sorumludur. 21 yıldır söyledik, söylemeye devam edeceğiz: Başkomiser Ahmet Erkut, Polisler Doğan Özdemir, Mehmet Yalın, Ali Çinal başta olmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ndeki 3 nolu TİM’de görev yapan polisler Cüneyt Aydınlar’ı işkence ile sorguladılar ve kaybettiler.
21 yıldır söyledik, söylemeye devam edeceğiz: İstanbul İl Disiplin Kurulu Kararı ile bu polisleri koruyan İstanbul Vali yardımcısı N.Kemal Eren, İl Hukuk İşleri Müdürü Ümit Esmer, Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Çağlar, Asayiş Şube Müdürü Sedat Demir, Personel Şube Müdürü Ümit Bavek Cüneyt Aydınlar’ın gözaltında kaybedilmesinden sorumludur. Cüneyt Aydınlar’ın akıbeti açıklansın! Cüneyet Aydınlar’ı kaybedenler üzerindeki cezasızlık son bulsun!
Cezasızlığa son, adalet istiyoruz!”
Zîn Demir