Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri’nde 512. hafta: “Bugün burada hepimiz İsmail’in ailesinin sesiyiz”

Cumartesi Anneleri, 512. oturma eylemlerinde, 18 Ocak 1996’da gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan İsmail Şahin için biraraya geldi.

Bu hafta İsmail Şahin’in eşi Kiraz Şahin hastalığından dolayı eyleme katılamadı, hastaneden bir ses kaydı gönderdi ve kayıtta Cumartesi Meydanı’ndaki bütün insanları selamlayarak, onların İsmail’i hiçbir zaman unutmadıklarını dile getirdi ve ardında kaybedilen insanları hiçbir zaman unutmayacaklarını, unutturmayacaklarını ifade etti:

“Bugüne kadar çocuklarımla Cumartesi Meydanı’na geldim. Bugün orada değilim ama gönlüm orada. İnşallah ömrüm uzun olur da, yine çocuklarımla ve torunlarımla orada olurum. Duanızı eksik etmeyin ki, kısa zamanda tekrar aranıza katılabileyim.”

19 Ekim 1995’te gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, konuşmasına Kiraz Şahin’in en kısa zamanda tekrar aralarına dönmesi dilediklerinde bulunarak başladı:

“Hepimiz burada Kiraz’ın sesiyiz, İsmail’in babasının, çocuklarının sesiyiz. Kiraz burada olmasa da İsmail’i aramaya devam edeceğiz.”

“Devlet hâlâ suçluları aklamaya çalışıyor”

21 Mart 1995’te gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak ise devletin cinayetlerde sorumluluk üstlenmemesinin sadece İsmail Şahin olayında değil aynı zamanda Uğur Mumcu, Hrant Dink ve Cizre’de öldürülen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan için de söz konusu olduğunu dile getirdi.

“Tayyip Erdoğan, İsmail Şahin kaybedildiğinde İBB başkanıydı. O gün de vicdani bir sorumluluk hissetmedi ve görevlerini yerine getirmedi. Bugün Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, hâlâ suç işleyenlerin ortaklığını yapıyor. Hasan Ocak ve birçok kaybın dosyasının zamanaşımına uğratılmak isteniyor, Gerçek adalet yerini bulana kadar mücadele edeceğiz.”

“Kiraz Şahin’in torunlarını hepbirlikte büyüteceğiz”

1980 kayıplarından olan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren ise “Kiraz Şahin bu meydanda hastalandı, bu meydanda çoçuklarını büyüttü, bu meydanda torunlarını büyütecekti ki bu hastalık durumu başına geldi, ancak burada Kiraz Şahin’in torunlarını burada hepbirlikte büyüteceğiz.” şeklinde konuştu.

“Devletin gücü İsmail Şahin’in akıbetini açıklamaya yetmiyor mu?”

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Alaz Erdost’un okuduğu basın metni ise şöyleydi:

“Bizler yaşam hakkı ihlalinin bir devlet geleneği olduğu bu topraklarda 512 haftadır yaşam hakkını savunuyoruz. 512 haftadır hükümetlere, “Hiç kimsenin devlet görevlileri tarafından keyfî bir şekilde öldürülemeyeceği genel bir hukukî yasaktır” ve “Yaşam hakkı mutlak bir haktır ve devletin koruması altındadır” evrensel hukuk ilkelerini hayata geçirme çağrısı yapıyoruz. Hükümetlerse yaşam hakkını ayaklar altına almakta ısrar ediyor. Son olarak 14 Ocak 2015 günü Cizre’de 12 yaşındaki Nihat Kazanhan adlı çocuk, tanıkların beyanına göre polislerce başından vurularak öldürüldü. Nihat, 20 gün içinde Cizre’de plakasız polis araçlarından hedef gözetilerek açılan ateşle öldürülen 3. çocuk oldu. Nihat’ın öldürülmesinden bir gün sonra Başbakan Davutoğlu gazetecilere yaptığı açıklamada; “oynayan Filistin’li çocukları öldüren İsrail devletinin başbakanı Netanyahu, aynı Paris’teki teröristler gibi insanlık suçu işliyor” ifadesinde bulundu.

Davutoğlu’na sesleniyoruz; Kürt çocuklarını öldürmeyi neredeyse doğal hale getiren hükümetin başbakanı olarak siz de insanlık suçu işliyorsunuz. Çocuklarımızı öldüren politikanıza son verin. İnsanlık suçu üreten politikanıza son verin. Devlet cinayetlerinde öldürülen, kaybedilen evlatlarımızın faillerini koruyan politikanıza son verin. Bugün kayboluşunun 19. yılında İsmail Şahin’in akıbetinin açıklanması talebiyle buradayız. Bugün ilk kez İsmail’i eşi Kiraz, babası ve çocukları olmadan anacağız. Çünkü Kiraz Şahin bir süredir önemli bir hastalıkla mücadele ediyor. Kendisi şimdi hastanede. Bugün hepimiz İsmail Şahin’in annesiyiz, babasıyız, kardeşiyiz, evladıyız. Kiraz Şahin’in “Galatasaray’a geldiğimde 20 yaşındaydım. 4 yaşındaki kızım ve 1,5 yaşındaki oğlumla Galatasaray’a sığındım, 19 yıldır eşimden bir haber almak umuduyla burayı kendime vatan ettim. Çocuklarım burada büyüdü, torunum buraya doğdu, ben burada yaşlandım. Devletin en tepesindeki kişiye bile ulaştım, derdimi anlattım ama sonuç alamadım. Devleti yönetenlerin, savcıların, Beyoğlu Belediye Başkanlarının vicdanındaki kabuğu kıramadım. Ama vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim. Akıbetine ömrümü adadığım eşim İsmail Şahin’den bir haber alıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağım.” diyen sesini bugün Galatasaray’dan biz yükseltiyoruz.

36 yaşındaki 2 çocuk babası İsmail Şahin, Beyoğlu Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak çalışıyordu. DİSK Genel-İş üyesiydi. 18 Ocak 1996 günü saat 06.30 da iki belediye çalışanı ile birlikte görev yaptığı 34 ATZ 59 plakalı temizlik aracında iş başı yaptı. Temizliğe İstiklal Caddesi ile başlayan araç 11. nokta olan Mimar Sinan Üniversitesine geldiğinde, iş arkadaşları İsmail Şahin’in elindeki süpürgesi ile birlikte ortadan kaybolduğunu söyledi. Şahin Ailesi sürekli ağlayan bu kişilerin çelişkili bilgiler verdiklerini ve konuşmaktan korktuklarını fark etti. Aile Beyoğlu Belediyesi’ne başvurdu. İsmail Şahin’in mesai saatleri içerisinde kaybolduğunu ve bundan işveren olarak sorumlu olduklarını söyleyerek olayı araştırmalarını istedi. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yaptı. Savcılığa suç duyurusunda bulunarak İsmail Şahin’in akıbetinin soruşturulmasını istedi. Tüm başvurularına rağmen dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan aile ile görüşmedi. Aynı günlerde İsmail’in 4 yaşındaki kızı Sibel, annesine babasını televizyonda polislerle gördüğünü söyledi. 2011 Şubat’ında, kayıp aileleri ile görüşen Başbakan’a Kiraz Şahin; “Eşim sizin işçinizdi, mesai saatleri içinde kayboldu. İsmail Şahin’in akıbetinin açıklanması sizin de sorumluluğunuzdur” dedi. Bütün girişimler sonuçsuz kaldı. Devlet etkili bir soruşturma yapma, olayda sorumluluğu olanları ortaya çıkarma yükümlülüğünü yerine getirmedi. İsmail Şahin’in başına ne geldiği bugüne kadar öğrenilemedi.

Kayboluşunun 19.yılında bir kez daha soruyoruz:

Şahin Ailesi’nin ” İsmail Şahin’e ne oldu?” sorusu kaç yıl daha cevapsız kalacak? İşçisinin mesai saatleri içinde kaybolmasında çalıştığı kurumun sorumluluğu yok mu? Devletin gücü İsmail’in akıbetini açıklamaya yetmiyor mu? İsmail Şahin’in akıbeti açıklanıncaya kadar biz bu soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Zîn Demir

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?