Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri 634. haftada: “Demokrasiden bahsedenler Galatasaray’a baksın”

Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 634’üncü haftasında 22 yıldır oğlunun akıbetini soran ve geçen hafta Perşembe günü yaşamını yitiren yol arkadaşları Hediye Coşkun’dan yoksun, adalet taleplerini yineledi.

Geçen hafta Perşembe günü yaşamını yitiren Cumartesi Anneleri’nden Hediye Coşkun’un mücadelesine değinilen eylemde, Bapir Çıtak ve Enter Özdemir’in akıbetleri soruldu.

Haftanın açıklamasını ise Aylin Hacaloğlu yaptı. Hacaloğlu, şunları dile getirdi: “634 haftadır üstü örtülen, yok sayılan ve sorumluluğu üstlenilmeyen gözaltında kaybetme suçuna karşı hakikatte ve adalette ısrar ediyoruz. 634 haftadır sevdiklerinden zorla kopartılıp izleri kaybettirilen insanların ailelerinin meşru adalet çağrılarının devlet tarafından engellendiği gerçeğini görünür kılmayı amaçlıyoruz. Gözaltında kaybedilenleri kimliksiz ve mezarsız bırakarak, devletin bu suçtaki ağır sorumluluğunu inkâr ederek toplumu bellek kaybına uğratmak isteyenlere karşı 634 haftadır bir unutturmama/hatırlatma eylemi sürdürüyoruz. 634 haftadır toplumu tahrip eden baskıcı unutma siyasetine karşı, toplumsal tahribatı onaracak demokratik hatırlama ve hesaplaşma siyasetini savunuyoruz.”

Hacaloğlu, bu hafta unutulmaları istenen, ailelerinin adalet talebi 23 yıldır karşılıksız bırakılan Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ı unutmadıklarını vurguladı.

“Demokrasiden bahsedenler Galatasaray’a baksın”

19 Ekim 1995’te Avcılar’daki evinin önünde elinde telsiz bulunan sivil giyimli kişilerce kaçırılan Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun ise “Hediye anne evlat acısı yaşayan bir anaydı. Her hafta yürüyerek geliyordu buraya. Evlat acısını analar bilir. Burada yıllardır konuşuyoruz. Yoldan geçenler bile hikâyelerimizi ezberledi. Artık yeter! Kaç ana daha gözü açık gidecek. Demokrasiden bahsedenler Galatasaray Meydanı’na baksın. Elimiz yakanızda olacak. Kayıplarımızın hesabını sormaya devam edeceğiz. Unutmadık, unutmayacağız” diye belirtti.

Eyleme destek veren milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, kayıp vakalarının devam ettiğini hatırlatarak, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere uymadığını dile getirdi. Tanrıkulu, Aralık 2016’daki Avrupa Konseyi İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi’nin (CPT) cezaevlerinde yaptığı ziyaretlere atıfta bulunarak, “Hükümet o raporun yayınlanmasını istemiyor. İşkence yok diyorsanız o raporu yayınlayım” çağrısında bulundu.

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?