Bu nedenle hala 1 Eylül’ü barış günü olarak kutlayan dünyada az sayıda ülkeden birisi de Türkiye. Bu da Kürt mücadelesiyle bağlantılı bir durum. Bir çok ülke 21 Eylül’ü günü kutluyor.
Türkiye’de 1 Eylül
12 Eylül sonrasında 1 Eylül Barış Günü kutlaması kamusal alanda ilk kez, 3 Eylül 1994 tarihinde Kadıköy meydanında Birleşik Sosyalist Parti tarafından organize edilen Barış Şenliğinde yapıldı. Aziz Nesin başta olmak üzere 30 yakın yazar ve edebiyatçının kitaplarını imzaladılar. Dönemin HEP İstanbul İl başkanı Kemal Parlak koşulsuz destek vererek, şenliğin kitlesel gerçekleşmesini sağladı. Sovyet yanlıları dışındaki sol, sosyalist ve demokrasi güçler, barış gününe o güne kadar pek sıcak bakmazlardı. Hatta 90’ların ortalarına kadar “ekmek yoksa barış ta yok” diye uzak duranlar bile vardı.
Bu etkinlik Kürt demokratik siyasetinin de Türkiye’de ilk kitlesel katılımlı 1 Eylül Barış Günü oldu. Kürt çatışmasının en yoğun olduğu bir dönemde, binlerle ifade edebileceğimiz Kürtler Kadıköy’de Edi Bese (Yeter Artık) dediler.
Daha sonra Türkiye’nin barış mücadelesi ve 1 Eylül Dünya Barış Günü tarihi, Kürt hakları mücadelesi tarihiyle paralel gelişti. Sadece 2013-2014 yıllarında Orhan Doğan adına Türkiye Barış Meclisi iki kez kitlesel etkinlikle barış ödülü verdi.
10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da emek örgütlerinin düzenlediği barış mitinginde dünyada bir ilk yaşandı. Barış talep etmek için yapılan mitingde IŞİD tarafında patlatılan bombayla, Ankara Gar önünde 103 insan katledildi.
Bugün Türkiye’de de dünyada da ekmek kadar su kadar barışa ihtiyaç olduğu çok açık. Bu hafta her zaman olduğu gibi birçok etkinlikle bu talepler dile getirilecek.
“Bugünün zor koşullarında barışın imkânı var mı” sorusuna soranlara verilebilecek yanıt: gecenin en karanlık anının, güneşin doğmasının yaklaşmasının başladığı an olduğu gerçeğini hatırlatmak olabilir. Barış mücadelesi ve talebi; savaş, çatışma ve zor koşullarda yükseltildiğinde anlamlıdır.
Hakan Tahmaz