ABD-İsrail’in İran’a saldırısı bölgeyi kaosa sürüklüyor

ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği ölüm saçan askerî harekât devam ederken İran, Lübnan ve Körfez ülkelerinde bir kabus yaşanıyor.

Pazartesi günü itibarıyla ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlıların sayısı 555’i aştı. Bu rakam, geçtiğimiz Haziran ayında düzenlenen saldırılardaki ölü sayısına neredeyse eşit. Ölen İranlıların görüntüleri, yerle bir olan binalar ve gökyüzünü kaplayan devasa toz bulutları, saldırıların boyutunu açıkça gözler önüne seriyor.

Bir baskında bir kız okulu tamamen yıkıldı ve en az 150 çocuk hayatını kaybetti. Doğrulanmış videolarda, erkeklerin enkaz altındaki kurbanları aradığı görülüyor.

Cumartesi günü gelen resmî doğrulamaya göre, hava saldırılarında İran’ın dini lideri Ali Hameney ve yedi üst düzey yetkili de öldürüldü. Hameney’in ölümünün ardından İran’da üç kişilik geçici bir liderlik konseyi oluşturuldu.

Donald Trump, hedeflerinin İran’da rejim değişikliği olduğunu ifade ediyor. Washington Post gazetesine verdiği demeçte, Hameney’in yerine geçmek üzere “çok iyi üç adayı” olduğunu belirtti.

ABD’nin başlattığı bu saldırı dalgası, İran’ın nükleer kapasitesiyle ilgili müzakerelerin çökmesinin hemen ardından geldi. İran’ın sivil nükleer programını tamamen durdurmayı reddetmesi üzerine İsrail ve ABD, diplomatik yollar yerine kaba kuvvete başvurdu.

İsrail ve ABD, tüm bölgeyi savaşa sürüklemek için sürekli olarak, İran’ın nükleer savaş başlığı geliştirdiği yalanını söylediler.

Ancak 92 milyon nüfuslu bir ülke olan İran’ı askerî yolla yenmek kolay olmayacak. İran yönetimi, kendini savunma hakkını kullanarak Batı’nın bu saldırganlığına bölgedeki ABD askerî üslerini hedef alarak karşılık verdi.

İran, İsrail’e misilleme yapmasının yanı sıra Kuveyt, Ürdün, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni de hedef aldı; bazı durumlarda sivil altyapı da vuruldu.

Körfez ülkelerinin bu çatışmaya doğrudan müdahale etmesi pek olası görünmüyor. Bu nedenle İran’ın stratejik olarak, Körfez ülkelerinin Trump’a saldırıları durdurması için baskı yapmasını umduğu değerlendiriliyor.

İsrail ise çıkan kaostan faydalanarak kendi bölgesel konumunu güçlendirmeye çalışıyor ve şimdi gözünü Lübnan’a dikmiş durumda. İran’ın müttefiki olan Lübnanlı direniş grubu Hizbullah, Pazar günü İsrail’e füze saldırısı düzenledi. İsrail’in yoğun hava saldırılarında en az 30 kişi hayatını kaybetti.

İsrail ordusu sözcüsü Tuğgeneral Effie Defrin, Lübnan’a olası bir kara harekâtı için 100 bin yedek askerin hazır bekletildiğini duyurdu. Savunma Bakanı Israel Katz ise Hizbullah’ın yeni lideri Naim Kasım’ın “hedefte olduğunu” söyledi.

ABD’nin “haklı bir misyon” peşinde olduğunu söyleyen Trump’ın söylemi, çatışmanın daha da tırmanma riskini gösteriyor.

Saldırılarda üç ABD askerinin ölmesinin ardından “ölümlerin intikamını alacaklarını” ve “aslında, medeniyete karşı savaş açan teröristlere en ağır darbeyi vuracaklarını” söyledi.

Bombardıman başladığından beri Trump, “diplomasi”den hiç söz etmedi. ABD yönetimi, İran’ın müzakereleri yeniden başlatmak istediğini iddia etse de, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri Ali Laricani Pazartesi günü “ABD ile müzakere etmeyeceğiz” diyerek bu iddiayı yalanladı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise Trump’ın yasa dışı saldırısını kınamak bir yana, ülkesini çatışmanın ön saflarına itiyor.

Starmer, İngiltere’nin hava saldırılarında doğrudan yer almadığını vurgulamakla birlikte, ABD’nin Kıbrıs’taki İngiliz askerî üslerini İran’daki füze rampalarını vurmak için kullanmasına izin verdiğini doğruladı. Ayrıca İngiliz savaş uçaklarının da “havada olduğunu” ekledi.

Fransa ve Almanya ile yapılan ortak açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Çıkarlarımızı ve bölgedeki müttefiklerimizin çıkarlarını korumak için adımlar atacağız. Bu kapsamda, İran’ın füze ve insansız hava aracı fırlatma kabiliyetini kaynağında yok etmek için gerekli ve orantılı savunma eylemlerini değerlendireceğiz.”

Saldırılar bölgede büyük bir kaosa yol açtı. Binlerce ticari ve yolcu uçuşu güvenlik gerekçesiyle askıya alındı. Dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği ağır şekilde aksadı ve bu durum petrol fiyatlarında ani sıçramalara neden oldu.

Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kendi emperyalist hırsları uğruna Ortadoğu’yu kaosa sürüklüyor. “İnsaniyet” ya da “İran halkını özgürleştirme” gibi söylemlerin hiçbir önemi yok. İran halkının geleceğini yalnızca İranlılar, kendileri belirlemelidir, Batı’nın bombaları değil.

son yazıları

İngiltere'de üniversite ve kolej çalışanlarından İran saldırısına karşı açıklama
Psikopatolojik patlama değil emeğin güvencesizleştirilmesi
Trump, İsrail’in yeni savaşının figüranı mı?

ilginizi çekebilir

2026-03-03 23.59
İngiltere'de üniversite ve kolej çalışanlarından İran saldırısına karşı açıklama
fatma-nur-celik-olayi-nedir
Psikopatolojik patlama değil emeğin güvencesizleştirilmesi
49451988248_64c4bfb654_c_760x507
Trump, İsrail’in yeni savaşının figüranı mı?