40’tan fazla limandaki işçiler, silah sevkiyatına karşı küresel grev çağrısında bulundu

30 Ekim’deki uluslararası eylem gününde İtalyan sendikalarına CGT Limanlar ve Rıhtımlar (Fransa), ENEDEP (Yunanistan), LAB (Bask Ülkesi), ODT (Fas) ve Liman-İş (Türkiye) sendikaları da katılacak.

Liman işçileri, silah sevkiyatına, savaş ekonomisine ve Filistin’deki soykırıma karşı greve gitmek için güçlerini tekrar birleştirmeye karar verdi. İtalya, İspanya, Yunanistan, Fas, Türkiye ve Fransa’da 40’tan fazla liman, Şubat ayında düzenlenen protestonun ardından 30 Ekim’de tekrar harekete geçecek. İtalya’da, uluslararası liman işçileri grevi, taban sendikaları konfederasyonu olan Unione Sindacale di Base (USB) tarafından organize ediliyor ve bu greve ORSA da (başka bir bağımsız sendika) katılıyor. İşçiler, yıllardır ihmal edilen konut, ücret ve eğitim gibi konuların siyasi gündeme güçlü bir şekilde geri taşındığı ve Avrupa genelinde taleplerin ve sokak eylemlerinin yükseldiği bir dönemde iş bırakacaklar. Şimdi onları bir araya getiren şey, liman işçilerinin “kamu kaynakları savaşları finanse etmeye değil, halkın ihtiyaçlarını karşılamaya tahsis edilmelidir” diyerek karşı çıktıkları silah sevkiyatıdır.

30 Ekim’deki uluslararası eylem gününde İtalyan sendikalarına CGT Limanlar ve Rıhtımlar (Fransa), ENEDEP (Yunanistan), LAB (Bask Ülkesi), ODT (Fas) ve Liman-İş (Türkiye) sendikaları da katılacak. Şubat ayındaki grevden üç ay sonra, silah sevkiyatına karşı 20’den fazla limanı harekete geçiren sendika temsilcileri İstanbul’da bir araya gelmişti. İstanbul’daki bu toplantıda bu protestoyu devam ettirmeye ve genişletmeye karar verdiler. Böylece katılımcı sayısı ikiye katlandı. 30 Ekim’de, İspanya’nın kuzey kıyısındaki Atlantik Okyanusu’nun bir bölümü olan Kantabria Denizi’nden Akdeniz’e kadar uzanan en az 40 limanda, Cenova ve Gioia Tauro (İtalya’nın güneyindeki Calabria bölgesinde önemli bir konteyner limanı) dahil olmak üzere gösteriler ve blokajlar bekleniyor. Altı ülkedeki 40’tan fazla limanda koordineli iş bırakma eylemleri, Akdeniz ve Atlantik ticaret yollarındaki önemli nakliyeleri aksatabilir. Sendikalar İstanbul’da ayrıca, sınır ötesi mücadelelerinin manifestosu niteliğinde bir Deklarasyonu da kabul ettiler.

Liman işçileri ilk olarak “Filistin halkına yönelik soykırıma derhal son verilmesini ve 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan, uluslararası toplum tarafından tanınan bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulmasını” talep ediyorlar. Bu pozisyon, liman işçilerinin son üç yıldır benimsediği tavırla tutarlıdır; bu tavır, onları Filistin halkıyla dayanışma gösterilerinin ön saflarına yerleştirmiş ve İsrail’in uluslararası sularda yasadışı bir şekilde baskın düzenlediği son Gazze Filosu’na katılmalarını da içermiştir.

Savaş ekonomisinin çıkarları, BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin de kınadığı gibi Filistin soykırımıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Liman işçilerinin “savaş ekonomisine, hükümetlerin yeniden silahlanma planlarına ve limanların ve stratejik altyapının militarizasyonuna hayır” demeleri bir tesadüf değildir. Bunun yerine, kamu kaynaklarının “halkın ihtiyaçlarına tahsis edilmesini” ve toplu pazarlık anlaşmalarının “gerçek ücret artışlarını, iş güvencesini, çalışma saatlerinin azaltılmasını ve insanca bir emeklilik sistemini” garanti etmesini istiyorlar. Limanlardaki bu seferberlik, USB’nin aynı gün, yani 30 Ekim’de, tüm kamu ve özel sektör çalışanlarını yaygın bir protesto gününe dönüştürmeye çağıran genel grevle de bağlantılıdır.

“Burada söz konusu olan, başta yakıt olmak üzere fiyatlardaki artıştır; bu artış, enflasyona bile ayak uyduramayan milyonlarca kadın ve erkeğin zaten yetersiz olan ücretlerine daha da büyük bir yük getiriyor. Öte yandan, petrol şirketlerinin ve bankaların yanında açıkça yer alan Başbakan Giorgia Meloni hükümetinin aldığı önlemlerin yetersizliği de söz konusu.” Güney İtalya’da, çiftçiler ve kamyon şoförleri yükselen yakıt maliyetlerine karşı günlerdir güçlerini birleştiriyor. Yükselen yakıt maliyetleri binlerce işçiyi ve işletmeyi krize sürüklüyor. İstihdam görünümünü daha da olumsuz etkileyen bir diğer faktör ise, eski Ilva çelik fabrikasının (İtalya’nın Apulia bölgesinin güneyindeki Taranto’da bulunan dev tesis merkezli en büyük çelik grubu) kapatılması ve işçileri yeniden istihdam edilmelerine yönelik hiçbir plan bulunmamasıdır. Bu durum Cenova ve Taranto’da süresiz protestoları tetiklemiştir. Okul işgalleri (İtalya’da uzun bir geçmişe sahip olan ve öğrencilerin okul binalarını ele geçirdiği bir protesto biçimi) giderek artıyor; öğrenciler, karşılanamaz kiraları ve “eğitim hakkı”na (İtalya’nın eğitime erişimi garanti altına almak için tasarlanmış burs, konut ve hizmet sistemi) erişim eksikliklerini kınayarak İspanya ve Fransa’daki protesto dalgasına katılıyorlar. Tüm bunların ortak noktası, politika yapıcıların gerçek önceliklere meydan okuyarak kamusal harcamalarda askeri harcamalar hariç kesintiler yapmalarıdır.

Salvatore Toscano

(L’Indipendente)

son yazıları

Smart Solar’da grev: İşçiler hakları için mücadele ediyor
Kapitalizm ve Anwar Shaik
Fransa’da sisteme karşı öfkeyle geçen bir günün ardından Paris sokakları alevler içinde kaldı

ilginizi çekebilir

4f337e02-e4f5-467a-9b89-97cf29edda1f
Smart Solar’da grev: İşçiler hakları için mücadele ediyor
968789111929
Kapitalizm ve Anwar Shaik
Tomas2-12-1
Fransa’da sisteme karşı öfkeyle geçen bir günün ardından Paris sokakları alevler içinde kaldı